Öğrencilerimizi Özgürleştirip Kendi Elmalarımızı Yetiştirerek Eğitimde Başarılı Oluruz

“İngilizce education kelimesinin kökü “edu”dur. Türkçede ise eğitim kelimesi eğmek bükmekten gelir. İngilizcedeki  “edu” kelimesi ise dik durmaktan gelir. İki kültür arasındaki fark bu… Biri eğip büküp şekillendirmek isterken, biçim vermek isterken diğeri dik durdurmak peşinde.”. Bu cümleler bağlamında eğitimin büyük fotoğrafını çekerek bir eğitimci duruşu içinde aşkla, tutkuyla özgürleştiren bir eğitim sisteminin yapı taşlarının nasıl olması gerektiğini ortaya koymaya çalışalım. Evet; bireyi, öğrenciyi özgürleştiren bir eğitim sistemi. Çocuklarımızın hayallerinin önüne geçmeyen, onların hayal kurmasını sağlayıp, onların biricikliğini koruyan ve aklı özgürleştiren bir eğitim sistemi.

                                                        Ne Ki Hayaldir O Gerçektir

Özgürleştiren bir eğitim sistemi, hayal kuran, ne ki hayaldir o gerçektir deyip hedefleri olan öğrenciler yetiştirecektir. Ancak böylelikle prototip gibi aynı bireyler yerine biricikliği, yetenekleri, yetkinlikleri ve yeterlilikleri keşfedilmiş öğrenciler yetişir. Yani başkalarının elmalarını koparıp kendi ağacımıza asarak eğitim sorunlarımızı çözemeyiz. Öğrencilerimizi özgürleştirip kendi elmalarımızı yetiştirerek eğitimde başarılı oluruz. Özgür düşünceler özgür ortamlarda çıkacağı için eğitim sistemlerinin bireylerin üretkenliklerini, farklılıklarını ön plana çıkaracak şekilde öğrencileri özgürleştirmesi gerekmektedir. Bunun için de eğitim sistemlerinin birey-toplum, özgürlük-disiplin dengesini iyi ayarlaması gerekmektedir. Eğitim özgürlük ilişkisinde öğrencinin özgür biri olarak yetişmesinde öğretmenlere de önemli görevler düşmektedir.

           Eğitimde Bireyci ve Özgürlükçü Yaklaşım Mı, Toplumcu ve Disiplinci Yaklaşım Mı?

Eğitim sisteminizi hangi yaklaşımlara, bireyci ve özgürlükçü yaklaşımlara mı toplumcu ve disiplinci yaklaşımlara mı yönlendirdiğiniz önemlidir. Eğitim sisteminiz bireyleri zorla istenen birileri olmaya mı yönlendiriyor, belirli kalıp ve şablonlara koyup formatlıyor yoksa insanların kendileri olmalarını mı sağlıyor. İşte özgürleştiren bir eğitim, eğitim sistemlerinin temel amacı olmalıdır. Böyle bir eğitim öğrencilerimizin kapasitelerini geliştirmeli; öğrencilerimize yeteneklerini, yaratıcılıklarını, düşüncelerini ortaya çıkaracak imkânlar sunabilmelidir. Özgürleştirici bir eğitim bu yanıyla öğrencilere sorgulama, eleştirme ve analitik tarzda düşünebilme özelliklerini de kazandırabilmelidir.

                               Bilgi Edinme Tercihi Öğrencilere Bırakılmalı

Özgürleştiren bir eğitim sisteminde bilginin çoğulculuğu ilkesi hakimdir. Yani öğrenci kendine sunulan farklı bilgi biçimlerinden istediğini tercih eder. Devlet otoritesi bilgileri kendi isteğine göre sınırlama yoluna gitmez. Zaten eğitim sistemi içerisinde özgürleştirilmiş bir akla sahip öğrenci, tercihleri doğrultusunda gerekli bilgileri ve Sartre’nin özgürlük algısındaki gibi sorumluluğu da alacak ve daha da özgürleşecektir. Bireyi özgürleştiren, onun eleştirel mantığını, yaratıcılığını geliştiren bir eğitim sisteminde akademik başarı da artacaktır.

                      İnsan Özgür Doğar; Fakat Her Yerde Zincirlere Vurulmuştur

Filozof Jean Jacques Rousseau insanın özgür doğduğunu; fakat her yerde zincirlere vurularak yaşadığını söyler. Bunun için MEB’in görevi eğitimi daha özgürleştirici bir noktaya; yani öğrencilerimizin aklını özgürleştirici, zihin açıcı bir noktaya taşımaktır. Öğrencilerimizin potansiyelini ortaya çıkaracak özgür ortamlar sağlandığında öğrencilerimizin yaratıcılıkları gelişecek, sorumluluk alabilecekler, yeteneklerini keşfedebileceklerdir. Özgürleşen bireyler daha dik durabilecekler yani kendileri olabilecekler ve başkalarının elmalarını koparıp kendi ağacımıza asan değil; kendi elmalarımızı yetiştiren özgürleşmiş çocuklarımız, gençlerimiz olacaktır. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...