MEB İnsan Kaynakları bir türlü doğru yolu bulmayı beceremedi…      

Bir Gecede Cumartesi Müdürleri Atandı                          

MEB İnsan Kaynakları bir türlü doğru yolu bulmayı beceremedi, son yirmi yılda… Ülkemizde okul yönetmek okul müdürü olmak zor bir iştir.  Son zamanlarda gündemde olan MEB Yönetici Atama Mevzuatı güncelleme çalışmaları bağlamında, ülkemizdeki okul müdürlerinin kavramsal liderlik mi ya da sanatsal liderlik mi yapmaları gerekir tartışmaları yeniden gündeme taşınarak ele alınmalıdır. Kavramsal liderlikle; yazılı sınav ile mevzuat ve pedagojik bilgi ve mesleki donanımını ölçmeye dayalı liderliği kastediyoruz. Sanatsal liderlikle de; problemler karşısında karar verebilme özelliği, iletişim yeteneği, temsil yeteneği, sevk ve idare yeteneği, motive etme ve güdüleme yeteneği gibi özeliklerin ön plana çıktığı liderliği anlıyoruz.

Okul Müdürlüğü Görevlendirme Atama Süreci Hep Tartışma Konusu Olmuştur

Okul müdürlüğü görevlendirme atama süreci hep tartışma konusu olmuştur. Konu ile ilgili olarak sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Aslında çözüm çok basit. Yeter ki çözüm odaklı olalım. Okul müdürlüğü; sadece haftalarca veya günlerce ezber yapılarak (mevzuat-yönetmelik-pedagojik kavramlar-genel kültür tarih konularını ezberlemek ) girilecek sınavdan tam puan alınarak;  iyi bir müdür olur denilebilecek bir durum değildir. Yine okul müdürlüğü birilerinin olumlu referansına bağlı olarak kişinin kaşına gözüne boyuna posuna bakılarak değerlendirilecek bir durum da değildir.

MEB Son Yirmi Yılda Onlarca Yönetmelik Değiştirdi     

MEB son yirmi yılda onlarca yönetmelik değiştirdi. Hiç bir zaman yayınlanan bir yönetmelik öncekinden daha sistemli ve objektif olmadı. Her hazırlanan veya yayınlanan mevzuat ilgili taraflarca bazı maddelerinin içerdiği hükümler nedeniyle dava edildi, yüklü miktarda emek ve zaman kaybı oldu, tekrar tekrar yenileme yapılmak zorunda kalındı… Bir gecede cumartesi müdürleri atandı. Sonra geri vaz geçildi… Ama hepsinde benim adamım müdür olsun dendi. Âmâ nedense bu benim adamım bir türlü bulunamadı…

MEB Doğru Yolu Bulamıyor mu Ya da Bulmak mı İstemiyor…

MEB okula müdür mü atamak/görevlendirmek istiyor yoksa siyasi iradenin secim kozu olarak mı kullanmak istiyor okul müdürlerini son yirmi yıldır? Ağır bir cümle fakat doğru. Çünkü bütün yönetmelik denemeleri benim adamı mı atama/görevlendirmeye çıkıyor. O zaman MEB siyasi iradeye seçim kozu arıyor. MEB doğru yolu bulamıyor mu ya da bulmak mı istemiyor… Hani, eğitim devlet politikası olacaktı, siyaset üstü olacaktı.

Öncelik milletin çoluğunun çocuğunun eğitim kaygısı ise MEB derhal bu tarz yöntemlerden vazgeçmelidir. Ve bu görevlere de eğitimden anlayan liyakatli temiz insanları getirmelidir. Bu ülke en nitelikli eğitim yöneticilerini yetiştirecek düzeydedir. Önemli olan inanmak ve güvenmek ve kararlı olmaktır.

Eğitim Yönetimi İhtisas Alanı Olmalıdır

Önerimiz okul müdür ve müdür yardımcısı adaylarını hem teorik hem pratik anlamda eğitime tabi tutmaktır. Yönetmelik eğitim odaklı olmalıdır. Yumurta tavuktan mı çıkar tavuk mu yumurtadan mantığı ile yazılı mı sözlü mü yoksa ne kadarı yazılı ne kadarı sözlü tartışmaları sona ermelidir. Okul yönetiminde söz sahibi olmak isteyen genç öğretmen adayları ve yetişmiş öğretmen adayları gerekirse ALES sınavı puanına göre anlaşmalı üniversiteler tarafından MEB DENETİMİNDE uzaktan yüksek lisans eğitimine tabi tutulmalı ve bu eğitim sonundaki başarı durumuna göre atanmalıdır. Uzaktan eğitim dönemleri içerisinde uygulamalı okul yönetimi,  bilgi ve beceriye ulaşma, iletişim yeteneklerini etkin kullanma, problem çözme, kaynakları etkin ve verimli kullanma, TCK ilgili maddeleri ve 5018 sayılı kanun maddeleri içeren gerek uygulamalı gerek teori dersleri almalıdırlar. Böylelikle eğitim yönetimini bir ihtisas alanı haline getirmeliyiz.

Dikkat: Bu eğitimlerin maliyetini yine öğretmenler karşılayacaktır. Sadece MEB’in o öğretmene emeğinin boşa gitmeyeceğine, bir gün kendisine altın ve gümüş kadar önemli olarak döneceğini inandırması gerekir.   Yapılacak yazılı sınavın ardından oluşacak puan durumuna göre tercih alınarak atama yapılmalıdır.

Öğretmen Vatana Hizmetinin Karşılığı Olarak Atanabileceğini Bilmelidir

Öğretmen okul müdürü olduktan sonra kariyer yapabileceğini bilmeli ve diğer kademelere geçişte öncelik sahibi olmalıdır. Yani sırasıyla şube müdürü, ilçe müdürü il müdürü daire başkanı gibi unvanlara emeği ve alın teri ile kendini geliştirmesi ve vatana hizmetinin karşılığı olarak atanabileceğini bilmelidir. Bunun yerini sendikal-siyasi ilişkiler, eğitim baronlarının elini öpmeler, memleketçilik, birilerinin eşi veya yiğeni olmak almamalıdır.

Unutmayalım Devletin Temeli Adalettir

Hiçbir ön veya arka niyeti olmadan, tamamen milletin evladını düşünen ve eğitim lideri odaklı okul  müdürü/yardımcısı görevlendirme /atama öngörüyorsak; o zaman yumurta tavuktan veya tavuk yumurtadan çıkmayacak. Yazılı /sözlü oranları hesapları ile kafa karıştırmayarak işin İHTİSAS ve AKADEMİK BOYUTUNU düşünerek 2050lili yılların eğitim politikalarını belirleyecek yöneticileri atamalıyız. Hatta mevzuatı kanunla düzenlenmeli ki, hangi dönem olursa kimse siyasi iradeye koltuk/makam hazırlığında olmasın. Ortada varsa bir koltuk milletin ve milletin çocuklarının olmalıdır. O BAKIMDAN YÖNETİCİ ADAYLARINA ÖZEL YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI AÇILMALI VE KANUN YOLU İLE BU GÖREV ETKİN VE ALANINDA UZMAN ÜNİVERSİTELERE VERİLMELİDİR. Devletin temelinin adalet olduğunu unutmadan eğitim yöneticilerimizi yetiştirmek zorundayız. Son otuz yılın hayali olan ama bir türlü faaliyete geçirilemeyen ÖĞRETMEN AKADEMİLERİ de bunun başlangıcı olabilir. Türkiye Hepimizin,Eğitim Hepimizin…