Hukukun Değil Üstünlerin Hukuk Olduğu Yerde Eğitim de Olmaz

Kiminle konuşsanız ülkemizde adalete hasret kaldığımızı, herkesin adalet beklediğini, adalete susayan milyonlar olduğunu, adaleti bu topraklara yeniden getirmek gerektiğini söyler. Bütün inançların ve ahlakın temelinde adaletin olduğundan hareketle, her kimlikten, her meslekten insanlarımızın bir arada, adalet içinde yaşaması için “adaleti” savunmalıyız. Kardeşçe bir arada yaşamanın formülünün adalet, hak ve hukuktan geçtiğini düşününce, herkes için adalet ilkesi daha bir önem kazanıyor.

Peki nedir bu adalet, niye bu kadar önemlidir. Eğitim ve adalet arasında nasıl bir ilişki vardır. Tarih eğitimli insanların öncelikle adaleti ilke edindiğini, onu düzenli bir biçimde yürüttüğünü yazar. Diğer taraftan eğitimli insanlar öncelikle adalete önem vermiyorlarsa ve adalet olmadan cesaret sahibi olurlarsa asi olurlar. Daha da kötüsü küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olurlarsa haydut olurlar. Genel anlamda üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü olmalıdır. Hukukun değil üstünlerin hukuk olduğu bir yerde eğitim de olmaz. Unutmayalım adalet kutup yıldızı gibi olduğu yerde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner.

                                              Adaleti Küçültürsek, Suçluları Büyütürüz

Adaleti ailede ve eğitim sistemimiz içinde çocuklarımıza öğretebilmeliyiz. Çocuklarımıza eğitim sistemimiz içinde adalet kavramını öğretebilmek için eğitimin tüm aşamalarında gerekenler yapılmalıdır. Bu bağlamda Sosyal Bilgiler, Tarih ve Felsefe dersleri önemli olduğu gibi, Adalet Meslek Liseleri de önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Demokratik yaşam biçiminin önemli bir unsuru olan adalet, sosyal ve ekonomik yaşamın temel belirleyicilerindendir. Adalet bu anlamda değerler eğitimi altında yeni nesillere aktarılabilecek çok önemli bir değerdir. Bu anlamıyla yukarıdakilere ek olarak Hayat Bilgisi, Türkçe ve Din Kültürü dersinin de konusudur. Öğretim programları değişimlerinde adalet hak ettiği yeri almalıdır. Çünkü adaleti küçültürsek, suçluları büyütürüz.

                   Adalet Sadece Bir Öğretim Değildir, Genel Bir Değerler Eğitimi Konusudur

Çocuklarımızın başkalarının hakkına saygıyı öğrenmesini ve bunu yaşamına aktarabilmesini, ancak onlara adalet bilincini vererek sağlayabiliriz. Çocuğun hak arayışı, öz saygısı böylelikle oluşacaktır ve devlet adaleti temin edip yaşatarak da öğrencilerine adalet bilincini verecektir. Adalet kavramı bu yönüyle insanlık tarihiyle yaşıttır. İşte bu kadar eski olan adalet kavramının nesilden nesile aktarılması, adalet bilincinin kazandırılması ve öğretilmesi eğitim öğretim yoluyla mümkündür. Buradaki önemli nokta adalet eğitimin sadece bir öğretim konusu olarak değil genel bir değerler eğitimi olarak algılanması gerektiğidir. Bunun için de sadece okullarda öğretilebilecek bir şey değildir adalet, okul kültürü içinde öğretmen ve öğrencilerle bir arada öğrenilir ama toplumun genelinde, ailede ve devletin verdiği önemle de büyütülür ve yaşatılır.

                                        Ülkeler Kılıçla Anılır, Ama Adaletle Yönetilir

Adalet bilincinin oluşturulmasında eğitimin rolü önemlidir. Nitekim yaşamda sadece fiziksel güç çatışmalara yol açacağından, ülkeler kılıçla alınır ama adaletle yönetilir. MEB Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Vatandaşlık ve seçmeli Hukuk ve Adalet derslerinin öğretim programlarında adalet kavramını bu yaş gruplarının gelişimsel evrelerine uygun yer vermelidir. Diğer taraftan adalet öğretimi çocukluk döneminde aile tarafından da desteklenmelidir. Okullarımız sadece akademik öğrenme yerleri değildir, pek çok değerle donatılmış daha adil nesilleri ancak buralarda yetiştirebiliriz. Öğretmenler, anne ve babalar adaletli davranışlarıyla öğrencilere örnek olmalıdırlar. Çünkü adalet sadece teoriyle öğretilebilecek bir şey değildir.

                       Onurlu Yaşa, Hiç Kimseye Zarar Verme, Herkesin Hakkını Teslim Et

Evet, adalet hep vardı ve M.Ö 2. Yüzyılda Roma Hukukçusu Ulpian, adaletle ilgili; onurlu yaşa, hiç kimseye zarar verme, herkesin hakkını teslim et, diyor… İnsanlık tarihi boyunca hep bir sorunsal olmuş olan adalet arayışı dini ve ahlaki boyutları da olan bir konudur. Yani aslında adaletin ve ahlakın ortak bir dili vardır. İkisi de insanoğlunun vazgeçilmezleridir. Tarih bize adaletten ve ahlaktan yoksun toplumların yok olduklarını göstermiştir. Çünkü bir toplumu ancak adalet ve ahlakla var edebilirsiniz. İşte bu adalet ve ahlakı öğretmede birinci dereceden sorumlu da MEB’dir. Eğitim sistemimizin öğrencilerimize vereceği düzgün bir adalet eğitimiyle daha güçlü bir toplum olabiliriz.

                                 Adalet Bir Bilginin Ötesinde, Bilgelik Gerektirir           

Okullarda ve ailede adalet eğitiminde örnek olunmalı, adalet eğitimi için uygun bir ortam oluşturulmalı ve birlikte eğitim içerikli uygulamalar yapılmalıdır. Çocuklar öğretmen ve anne babaların toplum içinde yaşanan olaylar karşısındaki tepkilerine bakarak da adalet bilinçlerini oluşturmaktadırlar. Öğretmen ve veliler çocuğun kendilerini örnek aldığını unutmadan toplumsal olaylara tepki vermelidirler. Medyada yapılan yayınlar da bu noktada önemlidir. Adalete daha çok vurgu yapılarak yayınlar yapılmalıdır. Ama tüm bu eğitimlerde; eğitim sistemi, okul,öğretmen, medya ve veliler çocuğa adaletin sadece bir bilgi olmadığını bilgelik gerektirdiğini öğretmelidirler. Yani adaletle ilgili sadece bilgi sahibi olmak yetmez, bunu hayatlarımıza da aktarabilmeliyiz. Bir başka yazının konusu olmakla beraber, eşitliğin adalet olmadığını ve eğitimdeki eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri de unutmayalım. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…