“Eğitimin güneşi dünyayı aydınlatırken, biz ne zamana kadar böyle gevşekliğin ağır uykusunda kalacağız? Bazı mutaassıpların “eğitim dini zayıflatır” inanışı “beşikten mezara ilim isteyin” diyen İslamiyet'in inanışında geçersiz değil mi? Eğitim için değil de ordu için para harcamak, insanın kendi beynini yedirip, kuvvet kazandırmaya benzer...”

1840-1888 yılları arasında yaşamış olan Namık Kemal Atatürk’ü etkileyecek kadar önemli bir eğitimcimizdir. Namık Kemal Tanzimat Dönemi’nde eğitimi modernleştirmeye çalışmış önemli isimlerden biridir. Namık Kemal birçok kişiyi etkileyip ilham verdiği gibi Atatürk’te ondan etkilenmiş ve konuşmalarında ondan alıntılar yapmıştır.

Arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'un, Asım Gündüz’ün aktarmalarının ötesinde Atatürk, Harp Okulu’ndaki yıllarında Namık Kemal'i gizli gizli okuduklarını şöyle anlatır: “Harbiye senelerinde siyaset fikirleri baş gösterdi. Vaziyet hakkında henüz nâfiz bir görüş edinemiyorduk. Sultan Hamit devri idi. Kemal Bey'in kitaplarını okuyorduk. Takibat sıkı idi. Ekseriyetle ancak koğuşta yattıktan sonra okumak imkânını buluyorduk. Bu gibi vatanperverane eserleri okuyanlara karşı takibat yapılması, işlerin içinde bir kötülük bulunduğu izlenimini veriyordu.”

Namık Kemal dönemdaşları gibi medrese eğitimine karşı çıkmış önemli bir şair ve yazardır. Avrupa'nın ileri olmasını eğitim sistemlerine ve okula bağlar, bizde de eğitime dair önemli yanlış anlamalar olduğunu belirtir ve çocukların kötü eğitiminin nedeni yetersiz öğretmenler ve anneleridir, der.

Namık Kemal'in eğitime dair şu saptamaları oldukça önemlidir: “Avrupa milletlerinin gelişmesinin tezgâhı mekteptir. Eğitimin güneşi dünyayı aydınlatırken, biz ne zamana kadar böyle gevşekliğin ağır uykusunda kalacağız? Bazı mutaassıpların “eğitim dini zayıflatır” şeklindeki inanışlarına mı önem veriliyo? Ama “beşikten mezara kadar ilim isteyin” diyen İslamiyette bu inanış geçersiz değil midir?...Eğitim için değil de, ordu için para harcamak, insana kendi beynini yedirip kuvvet kazandırmaya benzer... Tembellik döşeğinde gaflet uykusunda ki toplumların vay haline! Bunun sonu pişmanlık ve yok olmadır. Böyle bir sondan toplumu kurtaracak şey ise yalnızca çalışma ve eğitimdir! Her çeşit felaketin kaynağı eğitimsizliktir...” Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…