Sermaye şirketleri kâr dağıtımı yapmadan önce yedeklerini hesaplar ve ayırırlar. Bu yedeklerin bir kısmı zorunlu bir kısmı ise isteğe bağlı olarak ayrılırlar. Bunlar şirketlerin zor durumlarda kullanacakları yedek akçelerdir. Yani şirketlerin kefen paralarıdır. Bunlara kar yedekleri de denilmektedir. Maliye uygulamasını yargı da benimseyerek istisna kapsamında olmayan yedek akçelerin ortaklara dağıtılmasını vergiye tabi olduğuna karar verdi.

 


MEVZUATTA YEDEK AKÇE

 


Bilindiği gibi akçe para demektir. Şirketlerin yedek akçeleri ortaklara kar dağıtmadan şirket bünyesinde bırakılan yani daha zor zamanlarda kullanıma hazır değerlerdir. 

 


Birçok insan ve kamuoyu etkin olarak Merkez Bankası yedek akçelerinin 2019 yılı bütçe açığında kullanıldığı olayında yedek akçe kavramı ile tanıştı. Kamuoyunda kefen parası olarak halen de tartışılmaktadır.

 


Merkez Bankası da bir anonim şirket olduğu için yasal ve isteğe bağlı yedek akçe ayırmaktadır. Suriye topraklarında yapılan askerî harekât ve göçmenlere harcanan paralar bütçe açığına neden olmuştu. Halkımızın en zor günlerde kullanacağı kefen paraları olan yedek akçeler 2019 yılı bütçe açığında kullanılmıştı.

  

Bu kez de şirketlerin yedek akçeleri yani kar yedeklerinin vergilendirilmesine göz dikildi. Uygulama Maliye’nin bir tebliği ile başladı. Uygulamayı yargı da yerinde bulduğundan artık yedek akçelerin yani kar yedeklerinin ortaklara dağıtımı da vergi kesintisine tabi olacaktır. 

 


YARGI SÜRECİ SONUNDA MALİYE’NİN DEDİĞİ OLDU

Dönem karından ayrılan yedeklerin sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılarak vergiye tabi tutulması ile ilgili 1 sıra numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 5.6.2.4.3 bölümünün 2’nci paragrafı bölümünün iptali istemiyle  Danıştay 4’ncü Dairesi’nde dava açıldı. Konu 4’ncü Daire ile Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK) arasında dava gitti geldi. Gelinen noktada dava konusu aşağıda metni verilen tebliğin ilgili bölümü iptal edilmedi. 

 


Anılan bölüm aşağıdaki gibi Maliye’nin uygulamaları doğrultusunda uygulanacaktır: ‘’Dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde ise bu işlem sonucu ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki halde de ortaklar, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanına sahip olmaktadır. ‘’

 


Yani, yedeklerin sermayeye eklenip karşılığında bedelsiz hisse senedi verilmesi ile nakden veya hesaben ödenmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. 

 


Olayın Yargı safhasını aşağıda kısaca özetleyerek yazımıza devam edelim. Yukarıdaki tebliğ bölümünü Danıştay 4. Dairesi; ‘’Davacı mükellef iddialarını yerinde görerek ilk elden yürütmenin durdurulması kararı verdi.’’

(Dn. 4’cü Dairenin16.09.2013 tarih ve E:2013/2951 sayılı kararı).

Maliye, yürütmeyi durdurma kararını Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunda (VDDK) temyiz etti. Maliye’nin temyiz talebini inceleyen Danışyat Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK), 28.11.2013 tarih ve E: 2013/9 sayılı Kararı ile, Danıştay 4. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararını iptal etti.

4’cü Dairesi bu defa, Maliye’nin anılan Tebliği’nin yukarıdaki ikinci paragrafındaki düzenlemeyi esastan iptal etti. (Danıştay 4. Dairesi’nin 14.06.2017 tarih ve E:2013/2951 K:2017/5260 sayılı kararı).

Maliye’nin 4. Dairenin esastan verdiği kararı temyiz etmesi üzerine; VDDK, Maliye’nin temyiz talebini uygun bularak Danıştay 4. Dairesi tarafından esastan verilen kararını da bozdu. (Danıştay VDDK’nın 07.02.2018 tarihli ve E.2017/626, K.2018/51 sayılı Kararı).

Danıştay 4’ncü Dairesi, VDDK’nın esastan bozma kararını dikkate alarak, bozma gerekçeleri doğrultusunda karar vererek, Maliye’nin Tebliği’nde yer alan ve iptali istenen ikinci paragraftaki düzenlemeyi onadı (Danıştay 4’ncu Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve E.2018/5022, K.2019/8373 sayılı Kararı).

 


Böylece başa dönüldü. Buna göre, kar yedekleri kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması suretiyle ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında herhangi bir fark bulunmadığı, her iki halde de ortaklar, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkânına sahip oldukları, dolayısıyla, kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz iştirak hissesi iktisap edilmesi durumunda, alınan bu iştirak hisseleri nominal bedelle iştirak hesaplarında izlenecek ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmayacak. 

Ancak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu; iştirak edilen gayrimenkul yatırım ortaklığı kâr yedeklerinin sermayeye ilave edilerek sermaye artışına gidilmesi sonucu bedelsiz elde edilen kâr payı niteliğindeki iştirak kazançları, istisna kapsamına alınan kazançlar arasında yer almadığından, kurumlar vergisi istisnasından yararlanamayacaklarına karar verdi.