‘’Kanal İstanbul’’ güzergâhında arsa alanların haksız rant geliri elde ettiği kamuoyunda tartışılıyor. Bu yazımda işin vergi hukuku bölümü üzerinde duracağım. Eğer bu kanal yapılacaksa haksız kazanç yani rant kazancı elde edenler için ‘’Rant Vergisi’’ yani vergi hukuki adıyla ‘’Şerefiye Vergisi’’ getirilmeli ve Kanalın yapımında kullanılmalıdır.

ŞEREFİYE VEYA RANT VERGİSİ NEDİR?

Yol, köprü, hava meydanı, üniversite, sanayi sitesi ve benzeri büyük yatırımların yapıldığı yerler ve bunların yakınında bulunan arazilerin bu yatırımlar nedeniyle kısa sürede değer kazanması sonucunda değeri artan taşınmaz sahiplerinden alınan parasal değerlere vergi hukuku literatüründe ‘’şerefiye’’ denilmektedir.

Bu yatırımların planlanması ve gerçekleşmesinden önce; iktidar sahiplerinden veya bürokraside haber alarak buralardaki köylülerin tarım arazilerini sahiplerinden değerinin altında veya değerinde aldıkları arazilerin kamulaştırma veya yatırıma yönlendirilmesi suretiyle haksız kazanç elde edilmesi ise ‘’rant’’ geliridir.

Gerek ‘’şerefiyeden’’ gerekse ‘’ranttan’’ elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi vergi hukukunun temel kavramlarındandır.

Bu gelirlerin merkezi iktidar tarafından alınabileceği gibi; yerel yönetimler tarafından da alınmaktadır.

Ülkemizde de şerefiye benzeri kamu alacaklar yerel yönetimler tarafından tahsil edilmektedir.

Yerel yönetimler yaptıkları; yol, asfalt, su ya da doğal gaz ve benzeri bayındırlık hizmetlerinden yararlananlardan bu şekilde kamu gelirleri alınmaktadır.

Ülkemizde bu gelirler İmar veya Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine belediye ve özel idarelerce alınmaktadır.

KİMLER ARSA ALDI ARAP KANTONU MU KURULUYOR?

Kanal İstanbul güzergâhı ile ilgili tartışılan konular:

Kanal İstanbul çevresinde çok sayıda Arap şeyhinin arsa topladığı ve hatta bir ‘’Arap Kantonu’’ kurulacağı,

Bölgede Kuveyt Devleti vatandaşı iş insanı Wael N Y Alnusef’ın şirketinin 53 dönüm, Suudi Arabistanlı iş insanı Sulaıman Al Muhaıdıb’ın da 9 dönüm, Kuveyt Devleti vatandaşı iş insanı Wael N Y Alnusef, Arnavutköy Yassıören köyünde “tarla” vasfında 53 dönüm 878 metrekare,

Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza’nın şirket kurarak Kanal İstanbul güzergahında 44 dönüm,

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarına göre; ‘’2011'den bu yana Kanal İstanbul'da 30 milyon metrekare arsa hareketi olduğunu, 30 milyon metrekare Beyoğlu, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa büyüklüğüne olduğu,
Kanal İstanbul güzergahı daha açıklanmadan ‘’Babacan Holding’’ tarafından 600 dönüm arazi satın alan bu Holdingin yeni parti kurma çalışması içinde bulunan Sayın Ali Babacan ailesi ile bir ilgisinin olmadığı,

FETO’nun “Kanal İstanbul” güzergahında arsa kapatmaya başladığı değerinin yüz milyonlarca lirayı bulduğu, arsa toplama işini eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkam Kadir Topbaş’ın FETO soruşturmasından tutuklanan damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın organize ettiği,

İfade edilmektedir.

TAPU İDARESİ BELEDİYELERE BİLGİ AKTARMIYOR

Kanal İstanbul Projesinden arsa aldıkları öğrenilmesin diye Belediyelerin tapu bilgilerine erişimi engellendi!

Kanal İstanbul ile ilgili olarak yukarıda sayılan haberlerin çıkmasından sonra belediyelerin tapu bilgilerine erişiminin engellenmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelge yayınlayarak arsa alanların isimlerinin kamuoyuna yansımasının önünü şimdilik kesildi.

ŞEREFİYE VEYA ŞEHİR RANTLARI VERGİLENİRSE DEVLET’TE PAYINI ALACAKTIR

Kanal İstanbul eğer gerçekleşecekse rantından; siyasilerin, bürokratların, arsa spekülatörlerinin, Arap Şeyh ve zenginlerinin, holdinglerin yani herkesin nemalandığı gibi Devletin de yasal olarak bu sebepsiz zenginleşmelerden şereflenen değerlerden muhakkak payını almalıdır.