“Ülkemiz siyasetçileri ve siyaseti için altın anahtar nedir?” diye sorsam canınızı sıkacağımı biliyorum. Sanki siz okuyucular bu sorunun cevabını bilmezmişsiniz gibi… Bilmediğini düşünenler varsa, yanıtı verdiğimde aslında gayet iyi bildiklerini fark edecekler. Anahtar sözcüğümüz; egemenlik… Ama konu yoksun olduğumuz o şeyi bilip bilmemek değil aslında. Bilmek yeterli bir enformasyon değildir. Kavramın kendisi bilindiği ve üzerine çok konuşulduğu halde aslında hiç aranmıyorsa sonumuz borudur boru…

 


Uysa da konur, uymasa da konur….

 


Ülkemiz siyasetçisi her cümlenin başına, ortasına, sonuna bu kelimeyi eklemeden konuşamaz. Uysa da konur, uymasa da… Meşhur laftır, konuşurken herhangi bir şeyi böyle çok fazla diline dolayan olursa, “herkes kendisinde ne eksikse en çok ondan bahseder” derler.  Egemenlik, evrensel manasında kullanılmaz aslında, esasen bir istismar aracıdır bizim buralarda. İçte ve dışta. Hem kendi halklarına yani bize hem de yan komşularımıza karşı. 

 


Bizim memlekette hukukçularımız ya da daha basitleştirerek söyleyelim avukatlarımız en geniş meslek grubumuzu oluşturur. Onların meslek icabı bu kavramın uluslararası alandaki serüvenine ilişkin çok eser okuduklarını, okumaya pek vakit bulamayanların en azından bazı filmler seyrettiklerini tahmin ederim.  Hatta sömürgelerin tasfiyesinde önemli bir kılavuz ilke olan egemenlik konusuna illa ki çok aşina olduklarına eminim. 

 


Ne zamandan bu yana siyasi hayatımızda egemenlik kavramı bu kadar kullanılır oldu? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilan ettiğimiz günlerden itibaren gündelik dilde çokça konuşulan bir kavram haline geldiği kesin ama bana sorarsanız müzakerelerin başladığı 1968 yılından beridir her şeyin yerine geçen bir joker kavram olduğunu da az çok herkes biliyor. 

 


Egemenliği sadece müzakere masasında mı hatırlanıyor? : sağ-sol popülistler…

 


Peki, egemenlik borusunun bu kadar çok öttürüldüğü ülkemizde gerçekten “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şiarına uygun bir siyasi hayatımız oluşmuş mu? Bütün siyasilerimizin sırayla başbakan, cumhurbaşkanı olması egemenliğimizi doyasıya yaşadığımız anlamına şeklen de olsa gelir herhalde, değil mi? Yoksa gelmez mi? 

 


Aman, siyasileri sorgularken hiç değilse bu konuda dikkatli olmakta fayda var.  Cumhurbaşkanı adaylarımız arasında hukukçu kimliğine de sahip siyasetçiler var. Egemenlik konusunda müzakerelerde onca dosya hatmetmişler ve Rum muadillerine karşı arslanlar gibi egemenliğimizi savunmuşlar. Neyden bahsedildiğinin farkındadırlar muhakkak.

 


Bilmem bu egemenlik kafama nerden esti şimdi? Hele şu bayram gününde tadımızı niye kaçırıyorum ki?  Ama madem lafa girmiş bulunduk, hade gelin o halde bu egemenlik meselesine ilişkin adaylarımızın karnesine bir bakalım. Peşin hükümlü görünmek istemem ama, yine de baştan söyleyeyim, bence vallahi hepsi sınıfta kalır… Çünkü egemenlik son derece soyut ama aslında ekmek kadar da gerekli bir kavramken bizim siyasetimiz içinde hiç acımadan yozlaştırılmıştır. Sağ popülist ve de pek milliyetçi çevrelerin dediklerini doğru kabul edelim şimdi, solcuların zaten egemenliği ucuza satma peşinde koştuklarını kabul edelim. İyi de sağ siyasetçilerimizin de o kutsal egemenliğimize dair hayatımızın karar alma süreçlerinde herhangi bir hassasiyet ürettiklerine tanık olmuşluğumuz da pek yok ki!

 


İrade nedir? Ölçüsü var mı?

 


Bu kavramın parlatıcısı ya da ışığı, projektörü olan bir başka kavram daha var. Ona egemenliğin ölçüsü de diyebiliriz. O da çokça duyduğumuz bir kavramdır. Ama aynı egemenlik bahsinde dediğimiz gibi lafının çok geçmesi somut olarak aynı oranda var olduğunu göstermez. Hatta egemenlikten bile daha bile beter bir durumdadır bu kavram. Çünkü onun ölçüsünü koyar. İşte bu kavrama da “irade” denir ki, siyasi yaşamımızda neredeyse hiç tanık olmayız ona.  

 


Peki, irade nedir? İradeyi, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü olarak basitçe tarif edelim. Şimdi siyasilerimizin irade kaybı içinde olduklarını söylersek duruma bir hastalık tanısı koymuş olacağız ama olsun. Elden bir şey gelmiyor. Bizim bu kör topal yürütmeye çalıştığımız siyasi sistemimizin temel arızalarından birisi ne de olsa. “İyi de irade kaybı demek de aslında olan bir şeyin sonradan kaybedilmesi manasını taşır, olmayan bir şey nasıl kaybedildi” mi dediniz?  Kesinlikle siz de haklısınız. 

 


Biz seçmenlerin hali biraz kötü. “Bunu yapacağız” veya “şunu yapmayacağız” diyen ama bir yandan da “irade sahibi” olmaktan da yoksun siyasetçiler arasında oy vermek suretiyle tercih yapıyoruz. O yüzden de oylarımız sandıkta değil tamamen boş bir kümede toplanıyor. 

 


Projesiz, vizyonsuz ve iradesiz siyaset nereye kadar?

 


Geçen hafta adaylardaki projesizlikten, vizyonsuzluktan yakınmıştık. Ama haksızlık ettik aslında. Ortada irade yoksa, söylediklerinizi yapmaya muktedir değilseniz yapamayacağınızı bildiğiniz şeylere kafanızı yormanız gerek kalmaz. Hem nasıl olsa bu memlekette siyaset denilen oyun da böyle de çok güzel oynanabiliyor, ne diye koşup terleyeceksiniz ki? O yüzden işin kolayı bellidir; yapacaklarınızdan bahsetmeye gerek yoktur, başkalarının yapamadıklarını sıralamak günü kurtarmanız için yeter de artar bile. Seçimlerimiz siyaset ve toplumun ihtiyaçları açısından kısır geçiyor olabilir ama kabul edelim bir tarafıyla eğlenceli sayılır. Eğlence karın doyurmuyor olabilir ama, bu duruma ses çıkarmayan hatta tribünleri doldurup alkışlayan da biziz. Oyuncuların ne suçu var?  

 


Ama benim şahsi kanaatim, bilmem yanılıyor muyum, tribünler bu vasat oyundan sıkılmaya başladı gibime geliyor. Egemenlik ve irade, her konuyu gargaraya getiren birer joker demiştik ya, siyasilerimiz bütün gün kahvehanede okey masasında oturan işsiz güçsüz tayfası gibiler. Hepsinin elinde çift okey. İyi de o okeyleri masadan çekmiş de değiller, hile yapıyorlar, resmen taş çalıyorlar. Kimden? Bizden elbette. 

 


Kimse alınıp gücenmesin. Artık bu ahalinin irade sahibi olmayan ne bir başbakana ne bir cumhurbaşkanına tahammülü vardır.  Bizim ihtiyacımız iradesi ve projesi olan bir aday.  Hem de acilen. İçine hapsolduğumuz bu kör dövüşü bize sadece zaman ve kaynak kaybettiriyor. Böyle bir lüksümüz artık kalmadı.