Bildiğim kadarıyla bugüne dek üç Kıbrıslı Türk Nobel’e aday gösterildi. İlki, Uzay Şairi namıyla da tanınan Osman Türkay’dı, 1988 ve 1990 yıllarında iki kez Nobel Edebiyat Ödülü’ne talipler listesine adını yazdırmıştı. Ama Türkay’ın biraz Akdeniz, biraz uzay, mistik bir evrensel kardeşlik temalarıyla bezeli şiirleri ödüle ulaşamadı. 

Prof. Dr. Vamık Volkan ve Sevgül Uludağ…

Diğer iki Kıbrıslı Türk'ün adı Nobel Barış Ödülü için telaffuz edildi. Etnik kavgaların sebeplerini insan doğasından, zihninden hareketle inceleyen psikiyatr Prof. Vamık Volkan dünya barışına yaptığı katkılardan dolayı 2005 ve 2006’da üst üste iki kez adaylar listesinde yer aldı. Ve son olarak 2019’da kayıplar konusunda yıllardır azimli bir mücadele sürdüren Sevgül Uludağ’ın adı “Nobel Barış Ödülü’ne aday Kıbrıslı Türk gazeteci” başlıklarıyla gazete sayfalarındaydı. 

Sonunda bu üç Kıbrıslı Türk de ödüle ulaşamadı. 2019’da Nobel Barış Ödülü Kıbrıs’a gelmedi, onun yerine ülkesinin Eritre ile olan sınır çatışmalarını çözüme kavuşturan Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’ye gitti. 

Pissaarides: 2010 Nobel Ekonomi Nobel’i aldı!

1901 yılından bu yana dağıtılan Nobel ödüllerinden biri bizim bu küçük adamıza bir kez uğradı. Kıbrıslı Rum Christopher Pissarides, Peter Diamond ve Dale T. Mortensen ile birlikte yaptığı işsizlik konusundaki çalışmalarından ötürü 2010 yılı Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görüldü. 

1948’de Lefkoşa’da doğmuştu Pissarides. İlkokula başladığında EOKA, İngiliz sömürge yönetimine karşı mücadeleye başlamıştı. 1964’te liseden mezun olduğunda, çatışmalar ada üzerindeki iki toplum arasındaydı artık. Birçok Kıbrıslı genç gibi üniversite eğitimi için ülke dışına gitmeyi kafaya koymuştu Pissarides. 1967 – 1971 yıllarını İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde ekonomi eğitimi alarak geçirdi. 1973’te Kıbrıs’a döndüğünde çalkantı, huzursuzluk ve belirsizlik ipuçlarını veriyordu ülkesinde. Adaya döneli daha bir yıl bile olmamışken 14 Temmuz 1974 günü darbeye saatler kala Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’ndan kalkan son sivil uçağa Atinalı eşiyle birlikte binerek ülkeyi terk etti. Sonrası bilinen hikâye…

Peki Nobel ödülü adamıza bir daha uğrar mı? Komşularımızı bilmiyorum ama fen bilimlerinde bir gün bu ödüle uzanmasına yol açacak çalışmalar yürüten bir bilim insanımız varsa dünyanın herhangi bir yerinde, şu an için haberimiz yok. Edebiyat gibi bir alanda da dünya çapında okura sahip yaşayan bir yazarımız, şairimizin olduğunu da sanmıyorum. Geriye bir tek ödül kalıyor; o da Nobel Barış Ödülü. 

Kıbrıs’tan Nobel Barış Ödülü'nü ne zaman ve kim alacak?

Çok tuhaf değil mi? Eğer her şey olması gerektiği gibi gelişirse bir gün bu topraklarda iki kişi birlikte bu ödülü alacak. Bir Kıbrıslı Türk ile bir Kıbrıslı Rum Stockholm’de ödül konuşmalarını yaparken biz de evimizde televizyonlarımız başında artık ikna olacağız: Sonunda, nihayet, kaç kuşağın hayatını etkileyen, baştan sona değiştiren ve elbette yaşamına mal olan Kıbrıs Sorunu artık yok! Bazen o anın şaşkınlığını, onca yıl bitmesi için beklenen, mücadele edilen bir şeyin ortadan kalkmasıyla yaşanacak tuhaf bir boşluğu hayal etmeye çalışırım. Öyle ya; her şey bitmiş madem, peki şimdi ne yapacağız? Kendimizi bildiğimizden beri tanıdığımız dünyanın ortadan kalkması bizde nasıl bir duygu, ruh hali yaratacak acaba?

Oysa bu sahneyi çok yıllar önce yaşamış olabilirdik. 1977’de Denktaş ve Makarios’u ödül alırken görebilirdik. Makarios’un ömrü yetmedi ama Denktaş’ın çok fırsatı oldu; ödülü Kipriyanu, Klerides ve Vasiliu ile paylaşma şansı vardı. Sonrasında Talat’ın yine Vasiliu, biraz olmayacak duaya âmin gibi ama Papadopuos ve son olarak da Hristofyas ile aynı şansı vardı. Hatta o dönemin Türkiye'sinde iyimserlik pompalayan liberal siyasi yorumcular iki eski “yoldaş”ın çok rahat anlaşıp Nobel Ödülü’ne layık görülebileceklerini keyifle dile getiriyorlardı ama olmadı. Hristofyas, Talat’tan sonra Eroğlu ile bir şans daha kullandı. Eroğlu da Anastasiadis’le. Ve son olarak da Akıncı ile Anastasiadis Nobel Barış Ödülü’nün ortak aday adayıydılar. Şaka değil; Financial Times gazetesi daha 2016 yılında iki liderin ödüle uzanmaya en kuvvetli iki aday olduğunu yazmıştı. 

Nobel Barış Ödülü nerede? Biz kapılarımızı bile insan gibi açamıyoruz!

Düşününce size de tuhaf gelmiyor mu? Kıbrıs’ta çözümün nasıl geleceğinden ziyade iki Kıbrıslıya nasıl Nobel Ödülü kazandıracağımızı tartışır gibiyiz hep. Çözüm anlaşması elbette işin nihai ve önemli kısmı, hukuki bir zeminin kâğıt üzerinde kayda geçirilmesi anlamına geliyor. Ama o ani bir başlangıç değil; bir sürecin sonu olacak aslında. Yoksa 1960’da dünya efendilerinin Kıbrıslı liderleri “barış oldu, bunu imzalayın” diyerek Londra’ya çağırması gibi olur: “Bunu imzalayın, on gün sonra da Stockholm’de Nobel törenine gelin!”

O ödülün bir türlü kimseye yar olmaması da bu yüzden olabilir mi? Konuşacağız, tartışacağız, bin bir türlü taktik uygulayacağız ve sonunda karşılıklı ikna olarak imza atacağız. Bunca yılın yapılmış, üst üste birikmiş, çözülmesi zor bir yumak oluşturmuş sorunları da toptan, bir anda geride kalacak. Oysa belki de safha safha, adım adım gitmeli. Usul usul. Öyle ki; Nobel Ödülü Komitesi bile “Yahu bu Kıbrıslılar ne zaman barıştı, fark edemedik. Bir ödül verirdik” demek zorunda kalsın. Çünkü çözüm ve barış bir süreçtir, sonucun adı değil. Sadece iki yöneticinin ve uluslararası dengelerin etkisiyle ortaya çıkamaz. İki toplumun yaşam pratikleri, talepleri, değişen dünyada değişen hayata uygun yaşama istekleriyle şekillenir ve kendini liderlere de kabul ettirir. 

Hepimiz için büyük ödül belki de Nobel adayı şairimiz Osman Türkay’ın şiirlerindeki o Akdenizlilik duygusunu anlamakla gelecektir. Sadece paylaştığı coğrafyada değil, dünyanın dört bir yanındaki herkesle dost olmayı seçmenin vereceği huzur karşısında Nobel Ödülü prestiji ve maddi boyutu ne ki? Türkay’ın dediği gibi; “İster Hint’te, ister Çin’de, ister Maçin’de / Gördüğüm her insan benim kardeşim, kızkardeşim / Bir eskimo bir Kızılderili çıksa karşıma / Onlara sevgiden ve saygıdan / Daha üstün bir duygu ile açılır / Kalbimin olanca kapıları”. 

Yoksa günlerdir tartıştığımız bu adanın üzerindeki kapılar bunun yanında ne ki?