“Türkiye, 30 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçim atmosferine girmiş bulunmaktayız, Partiler adaylık sürecin yöntemler anketler ve partililer ile çalıştaylar yaparak yol ve yöntemleri belirlemek için, seçimde nasıl başarılı oluruz, nasıl kentin belediye başkanlığını alırız ve partilerini temsil edecek kişilerin halka karşılığının durumu nedir sorularını sorgulamaktadırlar. “
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; bir yöneten ve yönetilen rejimi olarak demokrasi, yönetenlerini halkın seçtiği bir yönetim biçimidir. Demokrasinin beşiği sayılan yerel yönetimlere aday olan belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, halkın içinde olmaları, halk, yerel seçimlere, milletvekili seçimlerinden daha büyük ilgi göstermektedir.

Bu sorunlar ancak bilinçli, liyakat, ve ehliyet sahibi kişiler ile çözülebilir. Ne var ki mevcut sistemde, siyasi partilerde aday seçimi günümüzde demokratik yöntemlerden ziyade merkezden ve genellikle parti liderinin kararı ile gerçekleşmektedir. Bu anlamda tablonun sebeplerine ve bu süreçlerin ortaya çıkardığı sonuçlara baktığımızda hiç de iç açıcı olmadığını gözlemek mümkündür.

Kentlerde birikmiş yığınla sorun var!

Nitekim bugün yaşanan göç ve kaç hareketleri sonucunda kentlerin sorunları katlanmış, her kente aynı isim altında adeta iki, bazen üç kent meydana gelmiştir. Bir yandan caddelerinde lüks arabaların dolaştığı, mağazalarında pahalı eşyaların satıldığı kent merkezleri yer alırken öbür yandan akşam evine ekmek götürmekte zorluk çeken yüzbinlerin doldurduğu varoşlar söz konusu bu ülkede dolayısıyla çeşitli sebeplerle ve büyük umutlarla kendini kentlere atanların umduklarını bulamamanın sonucunda, umutları kentlerin beton bariyerlerine çarparak tuzla buz olurken, bu meyanda çoğu köylü olmaktan çıkmış kentli de olamamış, arada kalmıştır. Bugün kentlerimizin varoşlarında yaşanan en büyük insanlık trajedisi, birçok kent olanaklarına uzansalar dokunacak kadar yakın, ama olanaksızlıkları nedeniyle asla edinemeyecekleri kadar uzak olmanın yaratığı gerilim ve aksine kopuş ve yabancılaşmadır.
Hal böyleyken, Belediye başkanı ya da meclis üyesi olmak isteyenler öncelikle kendi kendilerini gözden geçirmeli, Buna rağmen her seçim döneminde konuyla ilgisi olsun olmasın belediye başkanı veya meclis üyesi olmak için büyük bir yarış, büyük çaba var.

Bu olağanüstü aday olma çabası, bunca enerji, zaman ve kaynak kullanımı gerçekten bu birikmiş sorunlara fedakarlıkla çözüm bulma arayışından mı kaynaklanıyor? Keşke bu soruya rahatlıkla “evet” diyebilseydik.
Kentimi yönetmeye talip bu şahsın hedefi nedir? Bu hedefleri gerçekleştirmek için hangi projelere sahip ve daha önemlisi bu projeleri hangi kadroyla hayata geçirecek?” Bunları sorgulamalıdır. Her parti vizyon ve misyona bakmalıdır.

Kent Politikaları için Nasıl Bir Belediye Başkanı ?

Şehrin yararına çalışacak, öncelikle bu kişinin vizyonu ve bu vizyona ulaşmak için belirlediği bir takım kuralları ve de prensipleri olmalıdır. Dürüst, şaibesiz, belediyenin ve halkın sırtından geçinmeyen, kısa yoldan zenginleşmeyi amaçlamayan, ileri görüşlü ve kariyer sahibi, geçmişi temiz ve güvenilir, toplumda heyecan yaratan, sevilen meclis üyelerinin seçildiği, disiplinli, çalışkan, dürüst personelin görev aldığı, vatandaşa saygıyla canla başla kaliteli hizmet veren, Yaptığı veya yapacağı işlerle övünüp kendine rant sağlamak yerine, gözü sürekli ilerde olmalı ve de şehrin ruhuna yakışır davranmalıdır. Ayrımcılık ve kayırmacılık gibi ucuz politikadan uzak, şeffaf ve de cesur olmalıdır. İyi belediye başkanı iyi ekip kuran başkandır. Ancak bu niteliklere sahip başkan ve ekibin çevreci, modern, çağdaş bir kent yaratabilir; tarafsız ve nitelikli insan kaynağına sahip, kurumsal yapısını tamamlamış, İnsan odaklı kamucu belediyeye önem veren, şeffaf bir belediye ortaya çıkarabilir.