- Doç. Dr. Artvin Çoruh Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü -

Yakın dönem Türkiye siyasetinin en önemli kırılma noktalarından biri MHP’nin bölünmesidir. 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan gelişmeler Bahçeli’nin parti üzerindeki mutlak hakimiyetini sarsmış, partiyi merkez sağa açmak isteyen seküler milliyetçilerle klasik devletçi-İslamcı çizgiye sadık kalan milliyetçiler arasındaki siyasal sosyolojik farklılaşma bölünmeyle sonuçlanmıştır.

MHP’nin parçalanması yarısı AKP’ye, diğer yarısı ise CHP’ye yakın olan bir seçmen kitlesini aynı parti ve tek bir liderin yönlendirmesi altında tutmanın zorluğuyla da yakından ilgilidir. Ancak bu sosyolojik kırılma kadar önemli olan diğer bir husus parti içi demokrasi meselesidir.

Devlet Bahçeli yönetimi başta Akşener olmak üzere toplam delegelerin yarısına karşılık gelen mensubunu kolaylıkla partiden atmıştır. Bahçeli’nin muhaliflerine karşı tutumu Türkiye’de parti içi demokrasinin yapısal sınırlarını ortaya koyması bağlamında acı dolu bir tecrübedir.

İyi Partinin ortaya çıkışıyla birlikte siyasal manzara radikal bir şekilde değişmiştir. Bu bağlamda seçimlere az bir süre kala İyi Parti ve MHP’nin siyasi konumları ayrıntılı bir şekilde ele alınabilir. MHP AKP ile İyi Parti de CHP ile ittifak yapmıştır. Yapılan ittifakların işaret ettiği politik doğrultular Bahçeli ile Akşener arasındaki kavganın basitçe bir liderlik mücadelesinden ibaret olmadığını, eski MHP tabanının ülkenin gidişatı konusunda birbiriyle taban tabana zıt iki fikir nedeniyle bölündüğünü göstermektedir.

AKP’nin MHP’ye, CHP’nin ise İyi Partiye yaptığı yardımının bu iki parti için belirleyici bir konumda olduğu gerçeğinin altı çizilebilir. AKP MHP’yi ittifaka davet etmese MHP’nin barajın altında kalacağı kesin gibiydi. AKP sayesinde MHP için baraj fiilen ortadan kalkmıştır. İyi Parti için de benzeri bir durum söz konusu edilebilir.

Şu ana kadar yapılan kamuoyu araştırmaları İyi Partinin merkezde AKP’nin yerini alacak yeni bir AKP olmadığını ortaya koyar niteliktedir. İyi Parti tam anlamıyla bir kitle partisi değildir. MHP kadar derin olmasa da İyi Parti için de baraj sorunu vardır. CHP’nin varlığı İyi Partiyi meclise taşıyacak siyasal sosyolojik koşulları hazırlamıştır.

Bu arada CHP’nin vekil transferiyle yaptığı müdahale bu parti için kritik önemdedir. CHP’den geçen vekiller olmasa ihtimal ki meclis yarışı İyi Partisiz devam edecekti. Gelinen nokta itibariyle rahatlıkla şu yorum yapılabilir: Ne İyi Parti ne de MHP Türkiye siyasetinin bağımsız siyasi aktörleridir. MHP AKP’nin İyi Parti ise CHP’nin inşa ettiği hegemonya içerisinde alt bileşenler olarak varlıklarını korumaktadırlar.

Tam bu noktada Akşener’in durumuyla ilgili genişçe bir parantez açmak gerekir. Akşener’in İyi Partiden daha fazla beğenildiğini biliyoruz. Bu anlamda lider partiden daha önde ve güçlüdür. Ancak Akşener’in politik gücü sınırlı ve kesinlikle hegemonya kurucu nitelikte değildir. Muharrem İnce’nin adaylığıyla birlikte Akşener’in oylarındaki dramatik düşüş doğru lideri çıkarması koşuluyla AKP karşıtı hegemonyanın kurucu hareketinin açık ara CHP olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. En azından seçim dönemindeki performansına bakılarak Akşener’in siyasal etkileme gücünün Erdoğan ve İnce’nin altında kaldığı da söylenebilir. Akşener istisnai anlar hariç olmak üzere kitle karşısında kendisini güçlü bir şekilde dinletecek hitabet yeteneğinden yoksun bir siyasal öznedir. Siyasette yeni bir rüzgar veya fark yaratamamıştır. Fazlasıyla maskularist olan üslubu ise geniş kadın ve genç kitleyle kendisi arasındaki mesafeyi arttırmıştır.

Akşener’in kendisinden bekleneni verememesi Bahçeli MHP’sinin toparlanmasına yardımcı olmuştur. MHP’nin oy oranlarındaki yukarıya doğru seyir ve Akşener’in yaklaşık yarısını başka bir partiye götürmüş olmasına rağmen partinin dağılmaması sadece AKP’nin verdiği can suyuyla alakalı görülemez. Şüphesiz ki AKP desteği olmasa MHP Saadet gibi bir partiye dönüşür ve siyasette daha da marjinalize olurdu. Ancak anketlerde MHP’ye çıkan % 6-8 oy MHP’yi ayakta tutan bir iç direncin de dışarıdan gelen yardımla birlikte söz konusu olduğunu göstermektedir. Akşener’in liderlik kapasitesiyle ilgili şüpheler ve AKP liderliğin iç siyasette MHP tipi bir politikayı benimsemesi pek çok MHP seçmenini memnun etmiş ve bu kesimleri ana gövde etrafında tutmuştur.

24 Haziran’dan sonra ise kartlar yeniden dağıtılacak. İki olasılık şimdiden tartışılmaya değer. AKP’nin MHP’yi, CHP’nin ise İyi Partiyi yutma ihtimali var. Bu nedenle iki düşman kardeş şu an içlerinde bulunduğu bloklarının büyük abilerine karşı dikkatli olmak zorunda. Bahsi geçen dikkat ikinci olasılığı gündeme getirebilir. Pekala MHP’nin Millet veya İyi Partinin Cumhur ittifakına yaklaştığı günleri yaşayabiliriz.