Prof. Dr. Ali Arayıcı / Paris

Bugün, AKP'nin 18 yıllık iktidarıyla birlikte, Cumhuriyet Türkiye'sinin kazanımlarının kırıntıları bile, tamamen yok olmak üzeredir. Siyasal, hukuksal, eğitsel ve kültürel yapıların siyasallaştığı ve siyasi iktidarın birer borazanı haline dönüştüğü bir gerçektir. Covid-19 salgınıyla birlikte, halk çaresiz ve büyük bir ekonomik sıkıntı çekiyor. Siyasi iktidar, ekonomik ve siyasi olarak bir çıkmazın içindedir. Bu gidişle, 2023 yılı beklenilmeden ani baskın bir erken seçim kaçınılmazdır.

            Bu seçime hazırlıklı olunması bakımından CHP'nin, 37. Olağan Kurultayı'nı yapma kararı olumludur. Ancak, Türkiye'de salgın nedeniyle, maske takma, mesafe ve temizlik zorunluluğu göz önüne alındığında; 25-26 Temmuzda yapılacak CHP Kurultayı'na halkın ve parti üyelerinin geniş bir kesiminin katılması olanaksızdır. Bazı parti üyelerinin, bu koşullarda yapılacak bir kurultayın ne kadar demokratik olup olmayacağı konusundaki kayğılarına katılıyor ve anlayışla karşılıyorum

            YENİ BİR PROGRAM

            CHP, AKP'nin yaptığından “daha iyisini yapacağız ya da tekrar eski haline -ki, eski halide çok iyi değildir- döndereceğiz” anlayışından vazgeçmelidir. Dinci faşist rejimin (ya da düzenin)  temelden değişimine odaklanan, çağdaş, laik, demokratik ve evrensel hukuka inanan, her türlü emek sömürüsüne karşı çıkan; emekçilerin hak ve çıkarlarını savunan, bireyin özgürlüğüne, eşitliğe, örgütlü yaşama öncelik veren yeni bir program hazırlamalıdır. Programda siyasal, hukuksal, kültürel yapının, eğitim-öğretimin yeniden yapılanması ve demokratikleşmesi temel ilke olarak alınmalıdır.

            İnsanı temel almayan, emeğe değer vermeyen, eşit vatandaşlığı savunmayan, insan hak ve özgürlüklerine saygı duymayan, doğaya önem vermeyen, üretken ekonomi ve eşit paylaşımı savunmayan bir parti başarılı olamaz. CHP ırkçılığa, “asimilasyoncu'”luğa,“ötekileştirme'”ye, emperyalizme ve dinci faşizme karşı; barışı, eşitliği, farklılıklarla birlikte “bir arada yaşama”yı, insan hak ve özgürlüklerini ve gerçek demokrasiyi savunan bir projeyle halkın karşısına çıkmalıdır.

            LAİKLİKTEN TAVİZ

            Türkiye'nin bu hale gelmesinden, ırkçı, gerici ve faşist siyasi partilerin iktidar olmalarından; 1945'lerden itibaren başlayarak bugüne kadar olan dönemde, ırkçı ve dinci kesime yaranmak ve oy devşirmek için, laiklik ilkesinden taviz veren tüm siyasi partiler sorumludur. Laiklik, sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bir yaşam biçimidir. İnanç özgürlüğüdür. Kadının köle (ya da “2. sınıf” vatandaş) olmaktan kurtuluşudur. En önemlisi de, farklılıklarla birlikte barış içinde “bir arada yaşama”nın en temel güvencesidir.

            CHP, laiklik ilkesinden asla ödün ve taviz vermemelidir. Laiklik, demokrasinin olduğu gibi, Kemalizm'inde olmazsa olmazıdır. Bu ilke, temel ilke olarak kabul edilmezse, Kemalizm biter ve CHP'de kimliğini kaybeder. Bu sav, Türkiye'nin ulusal ve kültürel kimliği içinde geçerlidir. Laiklik ilkesi yok olursa, Türkiye'nin kimliği, Türkiye İslâm Cumhuriyeti olur. AKP'nin yıllardır uyguladığı politikaların amacı budur: Şeriat kurarları ve islâm hukukunun geçerli olduğu bir düzen kurmaktır.

            EMEKÇİLERİN PARTİSİ

            CHP, toplumsal yapıdaki “elit” tabakaların değil, geniş halk kitlelerin partisi olmalıdır. Egemen sınıflar tarafından dışlanan, ayrımcılığa tabi tutulan yoksulun, ezilenin, ötekileştirilenin, emekçilerin; farklı dilsel-dinsel ve ulusal-kültürel kimlikleri inkâr edilen insanların, sömürülen, köle gibi kullanılanların; yurtseverlerin, devrimcilerin ve tüm anti-faşistlerin partisi olmalıdır. Türkiye'de iç barışın sağlanması, etnik, ulusal-kültürel, dilsel-dinsel sorunların çözümü; ancak insan temel hak ve özgürlüklerine saygılı gerçek demokrasiyle olanaklıdır. Sorunlar, bu açıdan ele alınmalıdır.

            CHP, dünyanın pekçok ülkesinde geçerli olan “kota” sistemini, kadınlar ve gençler başta olmak üzere, bedensel sakatlılar ve azınlıklar içinde yaşama geçirmelidir. Bunu sağlarken ırk, inanç, yaş, cinsiyet, cinsel tercih gibi ayrımların yapılmaması gerekir. Özellikle, parti içi demokrasiye, çoğulcu kültürel zenginliğe ve gelişmeye çok önem vermelidir. Farklı yaşam biçimlerinin korunmasına, gelenek ve göreneklerin gelecek kuşaklara aktarılmasına öncülük etmelidir.

            Türkiye'de, CHP sadece Marmara, Eğe ve Akdeniz bölgelerinin kıyı kentsel yerleşim birimlerinde yaşayan insanların partisi olmamalıdır. Aynı zamanda, büyük kentlerin varoşlarında ve Anadolu'nun diğer bölgelerinin en ücra köşelerinde yaşayan ırk, azınlık, din-dil ve ulusal-kültürel farklılık ayrımcılığı gözetmeksizin; yoksulun, ezilen ve sömürülen insanlarında partisi olmalıdır.

            UMUTSUZLARIN UMUDU

            Bugün, siyasi iktidarın yayılmacı (ve daha doğrusu maceracı) dış politikası, Türkiye'yi bir çıkmaza sürüklüyor ve toplumsal yapıyı derinden etkiliyor. Siyasal ve ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor. Ezilen ve sömürülen insanlar, bir arayış ve umutsuzluk içerisinde yaşıyor. AKP'nin bu sorunları çözebileceğine dair, halkın umudu ve beklentileri tamamen bitmek üzeredir.

            İnsan değer yarğılarının altüst olduğu, toplumsal yabancılaşmanın alabildiğine arttığı, köşe dönemeci anlayışın toplumu derinden etkilediği, devlet kurumlarının fasist ve şeriatçı bir zihniyetin egemenliği altına girdiği, eğitim-öğretim kurumlarının “Türk-İslâm Sentezi”nin sultası altında olduğu bir dönemde; Cumhuriyet Türkiye'sinin kuruluşunda, tam bağımsız, çağdaş ve laik bir ülkenin yaratılmasında rol oynayan CHP'ne, son derece önemli tarihi bir görev düşüyor

            CHP, toplumsal yapıdaki yoksul, ezilen, dışlanan ve sömürülen emekçi halkların arayışına, istemlerine ve gereksinmelerine yanıt veren; devrimci politikalar üreterek yeniden umutsuzların umudu olabilir. AKP'nin dinci faşist rejimine karşı, yurtseverleri, devrimcileri, sosyalistleri, anti-emperyalistleri ve bu düzene karşı olan tüm siyasi parti, sendika ve örgütsel yapıları içine alan (farklı  bileşenlerle birlikte); bir “demokrasi bloku” oluşturarak bu fırsatı iyi değerlendirmelidir.