- SİNAN HACIR -

Minneapolis, George Floyd protestolarının gölgesinde polis teşkilatını sorguluyor. Amerika Birleşik Devletleri’ne(ABD) yayılan protestolar ülkedeki polis gücünü ve güvenilirliğini tartışmaya açtı.

Peki bugün ABD sokaklarını dolduran eylemciler sorunu nasıl çözmek istiyorlar? Polisi lağvederek!

Böyle söyleyince sadece bizim değil birçok Amerikan vatandaşının da kulağına polisi lağvetmek bir tuhaf geliyor. Özellikle ABD gibi suç oranlarının epeyce yüksek olduğu bir ülkede bu tür bir çözüme gitmenin kaosa yol açacağı ve ülkenin kontrolden çıkacağı görüşü hakim denilebilir. Ancak polisi lağvetmek derken tam ne kastediliyor? Neden böyle bir çözüm öneriliyor ve ne tür adımlar planlanıyor?

GÖSTERİCİLER SORUNU NEREDE GÖRÜYOR?

Protestocuların sermayeden ziyade daha sola yakın olanları, bu sefer iyi dilek ve temennilerden çok keskin adımların atılması gerektiği görüşünde. Özellikle son yıllarda ilerici politikaların revaçta olmasına rağmen, polis teşkilatının ırkçı motivasyonlu davranışlar sergilemesinde azalma göstermemesini polis sendikalarının fazla büyük ve güçlü olması, polis teşkilatının aşırı militarize olması ve yetersiz görülen eğitim programlarına bağlıyorlar.

 Kendilerinden olanlara fazla korumacı yaklaşan polis sendikasının, aşırı şiddet uygulayan ya da ırkçı davranışlar gösteren polisleri kamuoyu öfkesi bitene kadar çalıştığı karakoldan kovması ve sonra başka şehirlerin karakollarında tekrar işe başlatması mevcut sorunun ana sebeplerinden biri görülüyor.

Peki protestocuların çözüm önerileri nelerdir?

-Polis teşkilatının bütçesini kesmek

-Polisi bütünüyle lağvetmek

 

POLİS TEŞKİLATININ BÜTÇESİNİ KESMEK SORUNU NASIL ÇÖZER?

Bu öneriyi getirenlere göre, polis teşkilatı taşıdığı ekipmanla adeta bir orduyu andırıyor. Sahip oldukları ekipmanların azaltılması polisin halka zarar verme ihtimalini düşürecek. Oradan artan bütçe ile yapılacak hastaneler, okullar ve yardım kuruluşları azınlık vatandaşların yararına olacak. Bu öneriye karşı çıkanların iddiası ise polisin karıştığı her yaşanan olayı izlememizi sağlayan göğüs kameralarının da bu bütçeye dahil olduğu düşünülürse, polislerin sokakta suç işleme ihtimalinin artabileceği yönünde.

PEKİ YA POLİSİ LAĞVETMEK?

Biraz daha radikal olan bu düşünceyi savunanlar ise bütçe kesintisinin bir işe yaramayacağını düşünüyor. Onlara göre; polis teşkilatı ABD’de kurtarılamayacak kadar yozlaşmış. Bazı sol fikir önderleri ABD’de modern polis konseptinin köleliğin serbest olduğu dönemlerde kaçan köleleri yakalamak amaçlı kurulduğunu iddia ediyor. Onlara karşı üretilen tez ise 1820’lerde Londra’da kurulan polis sisteminin 1838’de yani kölelikten çok sonra ABD’ye getirilmesiydi.

Tabii ki maksatları polisi ortadan kaldırıp kaosun hüküm sürmesini izlemek değil. Bir fikirleri var, hem de daha önce denenmiş bir fikir.

 

CAMDEN, NEW JERSEY’DE POLİS TEŞKİLATININ YENİDEN KURULMASI

New Jersey eyaletinin Camden şehri 2012 yılında suç oranının ABD’de en yüksek olduğu şehir olarak biliniyordu. Uyuşturucu ticareti ve şiddet olaylarının zirve yaptığı Camden’da şehir meclisi polis teşkilatını ortadan kaldırıp tekrar kurma kararı aldı. Bu karara göre yeni kurulacak polis teşkilatında birçok reform yapılacaktı.

-Kullanılan bütçe düşürüldü ancak personel sayısı artırıldı. İş yükünden kurtulan polis memurlarının stresinin azaltılması hedeflendi.

-Halk ile polis gücü arasında daha samimi bir bağ kurmak adına yeni işe alınan polis memurları atandıkları bölgelerdeki vatandaşların evlerine gidip kendilerini tanıttılar.  

-Polis memurları halkla iyi ilişkiler içinde olmak adına sürekli ortak etkinlikler düzenlediler. Birlikte partilere katıldılar.

-Eğitim programlarında odak noktası şiddete dönebilecek olayları yatıştırma olarak değiştirildi.

-Çoğunluğu hispanik ve afro Amerikalılardan oluşan şehirde daha fazla azınlık mensubu polis memuru olarak işe alındı.

-Eski polis teşkilatından olan ancak yeni reformlara uyan memurlar tekrar yeni teşkilata dahil edildi.

 

Bu reformların ardından 7 yıl içinde Camden şehrinde suç %42 oranında azaldı. Ancak Camden şehrinin nüfusunun Minneapolis’in sadece %17’si olduğunu hatırlatmamız gerekir. Bu biçimde bir reform daha önce büyük bir şehirde yapılmadı. O yüzden başarılı olup olamayacağını görmek şu an için zor.

SERMAYE’YE YAKIN DEMOKRATLAR NE DÜŞÜNÜYOR?

ABD’nin para sahibi grupları ve onların temsilcileri bu kadar keskin reformlara karşılar. Demokrat Parti başkan adayı Joe Biden yaptığı açıklamada polisin bütçesinin kesilmesini ya da polis teşkilatının lağvedilmesini desteklemediğini belirtti. Ona göre, polis teşkilatları federal yapının denetimi altında daha iyi eğitim programları getirmeli ve topluluk için polis anlayışını kendine hedef belirlemeli. Bir demokrat olan Minneapolis Valisi de polisin bütçesinin kesilmesini desteklemediğini söyledi. Ancak şehir konseyi valinin onayı olmaksızın bu kararı alma yetkisine sahip.

Biden’ın büyük reformlara karşı bu tutumu Demokrat Parti’nin ilerici grubu arasında tepki görse de bütünüyle amaçsız değil. Kaosa teslim olmaktan korkan sessiz ABD seçmenini kaybetmek istemiyor.

DONALD TRUMP VE MUHAFAZAKARLAR BU REFORMLARA NASIL BAKIYOR?

Muhafazakarların bir kısmı polis şiddetinden hoşnut olmasa da polisin bütçesinin kısılmasına karşılar. Teşkilatın komple kaldırılması ise onları korkutuyor. Eğer Minneapolis polis teşkilatını kaldırırsa yüksek ihtimal birçok liberal eyalet arkasından gelecek. Bu da muhafazakarların gözünde kaosun hüküm süreceği korkusunu arttırıyor.


Trump her gün “ Yasa ve İntizam” yazdığı tweetini paylaşıyor

Trump ise bu tartışmadan memnun. Yegane rakibinin cephesinin toplum gözünde kaosa yol açabilecek bir zar atması ihtimali, onun oylarına olumlu yansıyacak gibi duruyor. Özellikle Seattle’ın şehir merkezi Capitol Hill’de ABD’den bağımsız bir özerk bölgenin kurulması, genel ABD seçmenini protestoculara, dolayısıyla demokratlara biraz daha mesafeli bakmaya itiyor.

SEATTLE’DA NELER OLUYOR?

ABD’yi kasıp kavuran protestolar Seattle şehrindeki eylemcilerin şehir merkezini kapatıp kendi özerk bölgelerini ilan etmesiyle zirveye ulaştı. Merkeze giriş noktalarını barikatla kapatan eylemciler bölgenin ABD’den bağımsız olduğunu ve herhangi bir devlet görevlisinin girişinin yasaklandığını söylediler.

Capitol Hill Özerk Bölgesi (CHAZ)

Bölgeyi terk eden polis şefi ise “özerk bölge” kurulduğundan beri acil durum çağrılarına cevap verilemediğini, şiddet olaylarının 3 kat arttığını  ve bir takım silahlı kişilerin “güvenlik” adı altında dükkan sahiplerinden haraç topladıklarını belirtti. Seattle’dan sonra Portland protestoları da bir özerk bölgeye dönüşmeye çalıştı ancak çok kısa zamanda polis tarafından dağıtıldı.

Eylemciler bölgenin temizliğini ve güvenliğini kendileri sağladıklarını iddia etseler de ülkenin geri kalanına verdikleri kaos görüntüsü Trump’ın Covid-19 krizinde kaybettiği desteği nispeten geri getirebilecek gibi gözüküyor.