28 Şubat davasında Yargıtay'ın, yerel mahkemenin verdiği karardan 14 sanık hakkındaki müebbet hapis cezasını onaylaması ve 16 sanık için bozması ile devam eden davanın dördüncü celsesinde sürpriz ikinci tanık da ifade verdi.

Ana davada askerlerin avukatları tarafından tanıklığı istenilen ancak FETO'cu hâkimler tarafından tanık olarak çağrılmayan 28 Şubat hükümetinin bakanı Rıfat Serdaroğlu bu kez Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tanık olarak ifade verdi.

Doğru Parti Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu dedi ki;

-"28 Şubat MGK Toplantısı'nda ne konuşulacağını merhum Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan da Tansu Çiller de dönemin güvenlikten sorumlu bakanları Meral Akşener de merhum Şevket Kazan da biliyordu. 28 Şubat, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisini irticaya, siyasi ümmetçiliğe karşı anayasal kurumlarla savunmasından ibarettir. Burada nasıl bir darbe var, ben göremedim. Merhum Erbakan 28 Şubat'tan 122 gün sonra istifasını vermiş. Refah-Yol Hükümeti kurulurken, biz Atatürkçü milletvekilleri, Tansu Çiller'e, 'İhvan'ın Genel Başkanını Başbakan yapamazsınız, bunu başınıza yıkarız.' dedik. Bunu da yaptık. Askerler değil, hükümeti siyaseten biz yıktık. Aynen bugünkü hükümeti de yıkmaya çalıştığım gibi..."

Serdaroğlu'nun sözlerine Mahkeme Başkanı şöyle tepki gösterdi:

-"Bugünü yargılamıyoruz. Burası da siyaset yeri değil."

Serdaroğlu dedi ki;

-"76 yaşındayım. Nerede, ne konuşacağımı bilirim. Evet bugünkü iktidarı sandığa gömeceğim. Bu da mı bir darbe?

Türkiye Cumhuriyeti'nin suç işlemesini engellemek için buradayım.

Yargılanan askerlerin hiçbirisini tanımıyorum. Hapishanelerde tek bir Hizbullahçı, El Kaideci kalmadı.

Ancak Türk Ordusu'nun şerefli komutanları hapiste. Bunların bu bayramda ailelerine kavuşturulmasını istiyorum."

Avukat Aytekin Kaçmaz'ın, "O dönemde herhangi bir tehdit veya baskıya maruz kaldınız mı?" sorusuna Serdaroğlu şu yanıtı verdi:

-"Ne cüret? O hükümet mal varlığını aklamak için kurulmuş kapkara bir hükümetti.

Biz şimdiki TSK komuta kademesi gibi değiliz.

Bizi tehdit etmeye kimse cesaret edemez.

Şu anki komutanlar neden gelip zindandaki komutanlarını savunmaz?

Ya da onların suçlu olduğuna inanıyorlarsa, neden bunu Türk Milleti'ne anlatmaz veya mahkemeye gelip, kendilerini yetiştiren komutanlarının aleyhine şahitlik etmezler?"

Gelelim davada yaşananlara

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dünkü celsesine, sanıklardan Köksal Karabay, Erdoğan Öznal, İbrahim Selman Yazıcı ile avukatlar katıldı. Duruşmayı, KUMPAS-DER yöneticileri ve emekli askerlerin yanı sıra Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcıları Fikret Bayır ile Murat Yıldız da izledi.

Serdaroğlu'nun beyanının tamamlanmasından sonra soruşturmanın genişletilmesine ilişkin taleplerini sunan Av. Aykanat Kaçmaz dedi ki;

-"Davanın temel delili sayılan 5 Nolu CD'yi emekli asker Tamer Tatar'a kargo ile Ahmet Yılmaz isimli birisi gönderdi.

Bu kargo poşetinin üzerindeki parmak izleri araştırılmalıdır.

Halen 15 Temmuz'la ilgili bir MİT davasında Ahmet Yılmaz adında bir MİT mensubu yargılanıyor.

Bu konudaki taleplerimiz daha önce nedense reddedildi.

Bu kadar tesadüf nerede, nasıl olur?

Ayrıca Ergenekon davasında yargılanan Av. Hüseyin Buzoğlu'nun ofisinde ele geçirildiği bildirilen belgeler arasında olan 28 Şubat'la ilgili sözde eylem planının olduğu flaş belleğin polisler tarafından koyulduğu tespit edildi. Buna ilişkin Av. Hüseyin Buzoğlu ve Av. Serdar Öztürk ile konuyu yazan gazeteci Soner Yalçın'ın da tanık olarak dinlenmesi talebinde bulunuyoruz…

Ayrıca TSK'ya irticayla mücadele görevinin verildiği Millî Güvenlik Siyaset Belgesi ile Refah-Yol Hükümet protokollerinin getirtilmesinin yanı sıra o yılki Kudüs Gecesi'nin 1 hafta önceye alınmasının nedeninin mahkemenize davet edilerek dönemin Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve Abdurrahman Dilipak'a sorulmasını istiyoruz.

103 sanık hakkında dava açılırken, "28 Şubat'ın basın, siyaset ve Sivil Toplum Örgütleri ayağıyla ilgili soruşturma devam ediyor.

Bu soruşturma ne oldu? Ne yapıldığını ne yapılmadığını görmek için bu dosyayı getirtin. O soruşturma göstermeliktir, kandırmacadır. Onların hakkında dava açmaya cesaret etme ihtimali yoktur."

Sanık avukatlarından Ali Fahir Kayacan dedi ki;

-"Dünyanın en aciz argümanlarıyla savunma yapmak durumunda bırakıldık. İmzasız, fotokopi bir belgeyi delil kabul etmiş bir yargıyla karşı karşıyayız. Utanç duyuyorum.

Niçin bunun sağlıklı delil olmadığını irdelemiyor veya irdeleyemiyorsunuz? Türk hukukunun yüz akı olsun, gelin bu belgeyi inceleme cesareti gösterin."

Av. Akın Şenol dedi ki;

-"Fotokopi belgeyle ilgili olarak bugüne kadar hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadı. Bunun askerî uzman bir heyete incelettirilmesini talep ediyoruz."

Avukatların beyanlarının alınmasının ardından, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Savcı, Yargıtay ilamı doğrultusunda tüm sanıkların darbeye yardımdan cezalandırılmalarını istedi.

Avukatların itirazlarına rağmen Hâkim, Savcı'nın görüşünü sormadı ve hiçbir şey söylemeden ara karar için heyetle birlikte salondan ayrıldı.

Yaklaşık 15 dakika sonra da tüm taleplerin reddedildiğini ve esas hakkında mütalaaya karşı savunmalar alınmak üzere duruşmanın 21 Kasım'a bırakıldığını açıkladı.