"Beyefendi" diye hitap edilirdi görev başında olsun, eski olsun Başbakanlara ve Cumhurbaşkanlarına.

Bugün "Kasımpaşalı Reis" var. Hem eski Başbakan hem Cumhurbaşkanı hem de eski ve mevcut AKP Genel Başkanı…

Anayasa ve yasalarla kendisine "bugün için" yıkılamaz, geçilemez bir "Koruma Kalkanı" oluşturmuş durumda.

Meclis'te 2 kez şu yemini etti:

- "Cumhurbaşkanı sıfatıyla,

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma,

Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye,

Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, Milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,

Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim."

Ancak Allah aşkına elinizi yüreğinize koyun ve yanıt verin bu yeminin;

- Milletin egemenliği,

- Anayasa,

- Hukukun üstünlüğü,

- Demokrasi,

- Atatürk ilke ve inkılapları,

- Laik cumhuriyet,

- Milletin huzur ve refahı,

- Millî dayanışma, adalet,

- İnsan hakları,

- Temel hürriyetler,

- Tarafsızlık olmak üzere hangi hükmü kaldı?

Tek Adam Rejimi tüm bu ilkeleri ezdi geçti.

Erdoğan, Sezen Aksu'yu hedef alarak dedi ki;

- "O dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir."

Erdoğan'ın bu sözlerini eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, şöyle değerlendirdi;

"Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi'nin 35 ve 36. ayetleri, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca şöyle Türkçeleştirilmiştir:

"35. Dedik ki: 'Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.

36. Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, 'Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır' dedik."

Âdem ile Kur'an'da adı geçmeyen eşi Havva, yasak meyveyi yemelerinden dolayı dünyaya gönderilmişlerdir.

Bunu yaparlarsa 'zalim' olacakları konusunda uyarıldıkları hâlde şeytana uyarak yasak meyveyi yemişlerdir.

Şarkıda da bu nedenle 'cahil'  Havva ve Âdem'e selâm gönderiliyor. 

Bu sözcük, hakaret veya aşağılama için değil, mizah ve ironi olarak kullanılmıştır.

Kaldı ki Anayasa'nın 25, 26 ve 27. maddeleri uyarınca herkes, düşünce ve kanaat, düşünceyi açıklama ve yayma, bilim ve sanat hürriyetlerine sahiptir.

Cumhurbaşkanı, içinde kendisinin beğenmediği bir sözcüğün geçtiği şarkıyı yazan ve söyleyenlerin dillerini koparma, onlara had bildirme yetkisini nereden almaktadır? 

Cumhurbaşkanının böyle bir görevi var mıdır?"

***

Sedef Kabaş...

Gazeteci Sedef Kabaş, Tele 1 TV'de dedi ki;

"Şu meşhur bir söz vardır; 'Taçlanan baş akıllanır' diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. Hadi onu söylemeyeyim, büyükbaş hayvan diyeyim. Büyükbaş bir hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz, o saray ahır olur, denir. Yani tam tersini ifade eder…"

Saray var mı? Yok…

Kral var mı? Yok…

Cumhurbaşkanı adı var mı? Yok…

Recep Tayyip Erdoğan adı var mı? Yok…

O halde koro halinde neden şöyle bağırıyorsunuz?

- "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret var…"

Adalet Bakanı dedi ki;

- "Haset ve nefretten doğan bu hadsiz ve hukuksuz ifadeler, milletin vicdanında ve adalet önünde hak ettiği karşılığı bulacaktır"

Tamam, o zaman mahkemeleri kapatalım, suçluların cezasını Adalet Bakanı versin.

Hatırlayalım...

Birbirlerine hakaretler yağdırırlardı ama Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirdiği birkaç cümle şöyle;

- "Çaldılar, başörtüsüne gizlendiler.

Rüşvet alıp verdiler, yolsuzluk başka, hırsızlık başka dediler, şeytana esir düşerek günah işleme özgürlüğünü icat ettiler.

Besmeleyle soygun yapıp, şükrederek haram havuzunda ıslandılar.

Peki, kimdir bu gafil? Kendisine Cumhurbaşkanı diyen 17-25 Erdoğan.

Be hey densiz, bey hey kanun tanımaz, ahlak bilmez…

Erdoğan oyundur, yalandır, aldatmadır, tuzaktır, komplodur, riyadır, ihanettir."

AKP'liler, bu lafları yediniz, yuttunuz, unuttunuz ve Bahçeli ile ittifak kurdunuz.

Bugün Sedef Kabaş'ın sözleri, Bahçeli'nin sözlerinin yanında tertemizdir…

Bahçeli'nin bu ağır hakaretlerinde Adalet Bakanı ve cumhuriyet savcıları neredeydi?

İlk seçimde Erdoğan da Bahçeli de bilsinler ki;

- Onların ağızlarını millet kapatacak,

- Onların cezalarını millet verecektir…