Camiler ve İmam Hatipler arka bahçeleri idi AKP'nin ama bu da yetmedi. AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Bitlis'in Güroymak ilçesinde caminin içerisinde siyasi toplantı düzenledi.

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, sel felaketi yaşanan Kastamonu'nun Bozkurt ilçesindeki cami avlusunda miting yapmıştı.

Erdoğan her Cuma namazı çıkışında da gazetecilere vaaz vermeyi alışkanlık haline getirdi.

AKP iktidarının ilk yıllarıydı. 10 Ocak 2004'te dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ''Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi Sempozyumu'' açılışında dedi ki;

-"Biz parti olarak, din üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz.

-AK Parti, dini bir toplumsal değer olarak önemsemekle birlikte, din üzerinden siyaset yapmayı,

-Devleti ideolojik bir dönüşüme uğratmayı,

-Dini sembollerle örgütlenmeyi doğru bulmamaktadır.

-Din üzerinden siyaset yapmak, dini araç haline getirmek, din adına dışlayıcı bir siyaset yürütmek hem toplumsal barışa, hem siyasi çoğulculuğa, hem dine zarar vermektir.

-Dini ve dindarları önemsemek, dini 'değerlerin sosyal fonksiyonları' kabul eden bir parti olmak ile dini bir ideoloji haline getirerek devlet aygıtı marifetiyle ve zorla toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir parti olmak arasında çok ciddi bir fark vardır.

-Din adına parti kurmak veya böyle bir imaj vermek, topluma ve dine yapılabilecek bir kötülüktür.

-Din, mukaddes ve ortak bir değerdir. Bunu kimse, siyasi taraftargirlik konusu yaparak bölünme ve arayışlara sebebiyet vermemelidir.''

Canım milletim de saf saf inandı…

7 Temmuz 2007'de Amerika'ya giderken uçakta, "Muhtar bile olamaz" diye 9 sütuna manşet atan Hürriyet'in Genel Yayın Koordinatörü Ertuğrul Özkök'e Erbakan'ı kastederek Erdoğan dedi ki;

-"Biz 'imam hatipler arka bahçemizdir' diyen zihniyetle yolumuzu ayırdık."

O günlerde hızlı yandaş olan Ertuğrul Özkök, Necmettin Erbakan'ın avukatı Muzaffer Önder aracılığıyla Hürriyet yazarı Cüneyt Ülsever'e gönderdiği şu açıklamayı elbette Erdoğan'a hatırlatmadı:

-"Sayın Erbakan, siyasi hayatında hiçbir yerde, hiçbir özel ve genel toplantıda İmam Hatipler için 'Onlar bizim arka bahçemizdir' sözünü söylememiştir."

Anayasa Mahkemesi 30 Temmuz 2008'de AK Parti'nin temelli kapatılması konusundaki kararını şöyle verdi:

-6 üye kapatılması, 5 üye kapatılmaması,

-11 üyenin 10'u, "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle, AK Parti'nin mahkûm edilmesi ve hazine yardımının kesilmesi yönünde oy kullandı.

Ne demişti Recep Bey?

-"Biz parti olarak, din üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz."

Ne oldu?

AKP mahkûm oldu, hükümlü bir parti oldu…

Cami avlularında siyaset yapan AKP, artık cami içlerinde de siyaset yapmaya başladı.

Dini siyasete alet etmede AKP rakipsiz tek partidir ki;

18 Kasım 2010'da AKP'ye şiddetli gerçek muhalefet yapan MHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, bayram namazına giden Başbakan Erdoğan'ın namaz kıldığı caminin avlusunda miting yapmasını şöyle eleştirmişti:

-''İnsan orada elini açtığı zaman Allah karşısında, araya niye siyaseti sokuyorsun?''

Bakalım bugün MHP'liler cami içinde siyasi toplantı yapan AKP Başkanvekili Numan Kurtulmuş'u tek bir kelime ile de olsa eleştirebilecek mi?

ORTAK AÇIKLAMA

Değerli okurlarım,

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçileri ortak açıklamada dediler ki;

-"Osman Kavala'nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti.

Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleriyle ve millî kanunlarıyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala'nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye'ye çağrıda bulunuyoruz."

Yargıya müdahale olacak her açıklamayı yapan Erdoğan dedi ki;

-"Dışişleri Bakanımıza talimatı verdim, 'Bu 10 büyükelçinin istenmeyen adam (Persona Non Grata) ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz…"

"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"ni anayasa hükmü haline getiren Türkiye'dir.

10 büyükelçinin yaptığı çağrı, AKP iktidarına AİHM kararlarının uygulanması için önemli bir hatırlatmadır.

Türkiye'nin iç işlerine asla müdahale yoktur...

AKP iktidarı demek Türkiye demek değildir.