Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1981'den bu yana alçak, hain, vatan düşmanı bölücü PKK terör örgütü ile mücadele ediyor. Kahraman askerlerimiz, polislerimiz hatta vatandaşlarımız bu mücadelede şehit düşüyor, gazi oluyor.

İktidarda olan AKP hükümetinin yurt içinde terörle mücadelesi de sürüyor ama gözler ve dikkatler Doğu Akdeniz'deki doğal zenginliklerde iken, Yunanistan, Fransa hatta Avrupa Birliği üyesi ülkelerle gerginlik had safhadayken Amerika Suriye ve Irak'ta sinsi ve alçak girişimlerini sürdürüyor.

 PKK uzantısı PYD/YPG terör örgütleri ile temaslarını arttırdı.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Suriye'nin Haseke ve Deyrizor illerinde terör örgütü YPG ve sözde Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) temsilcileriyle bir araya geldi.

Jeffrey dedi ki:

"Türkiye bölgeye yeni bir operasyon düzenlemeyeceği konusunda güvence verdi"

Bu haberlerin yayılması üzerine Dışişleri bakanlığı kaynakları, "PKK/YPG terör örgütüyle mücadelemizde ve saldırı nereden gelirse orada cevap verme kararlılığımızda bir değişiklik söz konusu olamaz" diye resmi açıklama yaptı.

Peki, AKP hükümeti neden sessiz kaldı?

"İnlerine gireceğiz, tek bir terörist kalmayıncaya kadar mücadele edeceğiz" diye defalarca tekrarlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Jeffrey'in bu açıklamasına neden yanıt vermedi? Neden sessiz kalıyor?

Terör örgütlerine kim ne güvence veriyor?

Değerli okurlarım,

Küstah Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a alçakça yazdığı o mektup hatırlarsanız kahraman Türk Ordusu'nun Barış Pınarı harekatının durmasına neden oldu.

Sadece mektup da değil.

Amerikan Temsilciler Meclisi'nin;

- Erdoğan ve ailesinin mal varlığını araştırma ve dondurma,

- Ermeni Soykırımını tanıma,

- Halkbank ve ekonomik yaptırımlar uygulama,

- F-35 Savaş uçaklarının satışını durdurma gibi kararları da Barış pınarının durdurulmasına etkili oldu.

Değerli okurlarım,

Türkiye'mizin ulusal ve uluslararası menfaatleri olduğunda elbette devletimizin yanındayız.

Elbette uluslararası menfaatlerimizin çiğnenmesine, yok edilmesine şiddetle karşıyız.

Ancak öyle bir dış politika uygulamaya başladık ki;

Önce dayılanıp sonra geri çekilmeye alıştık…

AKP iktidarının bu tavrına şiddetle itiraz ediyoruz.

- Oruç reis, Doğu Akdeniz'de sismik araştırmalarına devam etsin istiyoruz.

- Vatanımızın ayrılamaz parçası olan 18 Türk adasındaki 18 yıllık Yunan işgalinin sona ersin istiyoruz.

- Gözlerimizin önünde 18 yıldır Lozan anlaşmasına da Paris anlaşmasına da aykırı şekilde silahlandırılarak sözleşme hükümlerine aykırı davranan Yunanistan'ın acilen bu silahlanmaya son vermesini istiyoruz.

- Libya ile yaptığımız Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmamızı Mısır ile de yapmamızı istiyoruz.

- Suriye'de kalıcı barışın sağlanması için Suriye devleti ile de Rusya ile de gerekli adımların atılmasını istiyoruz.

- Ülkemizdeki 5 milyon sığınmacıların ülkelerine dönmelerini istiyoruz.

- Ülkemizin güney sınırlarına komşu Terör devleti kurulmasına şiddetle itiraz ediyoruz.

- Amerika'nın Yunanistan ile Trakya'da sınırımızda askeri tatbikat yapmasına tepki gösterilmemesine itiraz ediyoruz.

- Avrupa Birliği üye ülkelerin liderlerinin Türkiye'ye yaptırım toplantısı yapma küstahlığını nefretle kınıyoruz.

- AB kapısında tam üyelik hayali ile beklememizden bir sonuç çıkmayacağını görüyor ve bu rüyadan uyanmamızı ve AB üyeliği başvurumuzdan vaz geçilmesini istiyoruz.

Değerli okurlarım,

Reza Zarrab nerede?

Mutemedi Türkiye'de 800 milyon dolar rüşvet dağıtıldığını itiraf etti.

Sosyal medyada sayfa sayfa listeler yayınlanıyor, hangi AKP'liye ne kadar rüşvet verildiği iddiaları dikkat çekiyor.

ABD'de tutuklu bulunan Reza Zarrab'ın avukatları, New York Güney Bölge Mahkemesi'ne yapılan kefalet başvurusunda, çeşitli kişi ve kurumlara yapılan 10 milyon 206 bin 695 lira değerindeki yardım ve bağışların listesini verdiler.

Bağışların önemli kısmının, Emine Erdoğan'ın kurucusu olduğu TOGEMDER'e yapıldığı Mayıs 2016'da mahkeme dosyasından ortaya çıktı…

Bu bağışlardan 44'ü ise Emine Erdoğan'ın kurucusu olduğu ifade edilen TOGEMDER'e yapılmış.

10 Ekim 2013 ile 30 Temmuz 2015 arası TOGEMDER'e yapılan ödemeler toplam 7 milyon 59 bin 200 lirayı buluyor.

Her nedense TOGEMDER internet sitesindeki bağışçı listesinde Reza Zarrab adı bulunmuyor.

Belki de takma ad ile yapmıştır.

Reza Zarrab Amerikan ambargosuna rağmen Türkiye ile İran arasında yapılan ticarette aracılıktan milyarlarca dolar elde etmekle ve rüşvet dağıtmakla suçlanıyor.

Ancak ne yazık ki hakkında Türkiye'de tek bir dava açılmadı.

Dağıttığı rüşvetleri hesabını vermeden Amerika'ya tüydü itirafçı oldu.

Gelecek Partisi lideri AKP eski genel başkanı ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu, "Reza Zarrab'ı Amerika değil Türkiye yargılamalıydı" dedi.

Ancak atı alan da Üsküdar'ı her zaman olduğu gibi geçti…