Türkiye Cumhuriyeti devletinin iki önemli istihbarat teşkilatı vardır. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı.

15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimi öncesi MİT'in uyarıları göz ardı edildi ama polis istihbarat zaten FETÖ'cülerin elinde olduğundan uyarı yapılmadı.

Devletin bu iki önemli istihbarat örgütüne bir rakip çıktı:

Cüppeli İstihbarat Teşkilatı (CİP)

Cüppeli Ahmet liderliğindeki bu istihbarat örgütü cemaat ve tarikatların "silahlanma yarışını" izlemişti.

Sizlerin, "Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bildiğiniz ve asıl adı Ahmet Mahmut Ünlü olan bu zat;

- 1 yıl önce Habertürk TV'de katıldığı bir programda,

- Bu ay CNN Türk'te katıldığı bir programda şu istihbarat bilgisini dile getirdi:

"Türkiye'de 2 bin civarı selefi yanlısı derneğin silahlandı… Savcılık çağırırsa en az 150 derneğin ismini veririm…"

Gerek MİT gerek Emniyet İstihbarat harekete geçmedi.

"Onlar siyasi iktidardan talimat bekler" diyebilirsiniz.

Peki, Cumhuriyet Savcıları neden harekete geçmedi.

Gazetecilerin yazdığı ya da radyo ve televizyonlarda söylediği tek bir kelime üzerine iddianameler hazırlayıp davalar açan Türkiye Cumhuriyetinin anayasası ile koruma altında bulunan cumhuriyet savcıları neden uyuyorlar?

Siyasi iktidardan mı korkuyorlar?

Cemaat ve tarikatlardan mı korkuyorlar?

Adlarına "Cumhuriyet" unvanı verilmesinin anlamını bilmiyorlar mı?

Cumhuriyetimizi her türlü terörden, silahlı cemaat ve tarikatlardan korumak cumhuriyet savcılarının görevi değil mi?

Nitekim Habertürk ve CNN Türk yayınları etkili olmadı ama Sözcü yazarı Saygı Öztürk kardeşimin iki, gün önceki yazısı etkili oldu da "Cemaat ve tarikatların silahlanması" konusunda Cübbeli Ahmet nihayet ifadeye çağrıldı.

Şimdi sormaz mıyım sizlere?

- Atı alan Üsküdar'ı geçmedi mi?

- Cüppeli Ahmet bir yıl önce konuşunca bu cemaat ve tarikatlar silahlarını saklamadılar mı?

Değerli okurlarım,

Millî Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997 tarih ve 406 Sayılı Kararı rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirleri içeriyordu.

28 Şubat'ın komutanları ki Genelkurmay Başkanı da olan merhum İsmail Hakkı Karadayı hakkında AKP döneminde dava açıldı. Kimi mahkûm edildi kimi beraat etti.

Bu dosya halen Yargıtay'da ki 1734 sayfa ile sanıklar savunma yaptı.

Ben de bu dosyayı inceliyorum ki savunmalarını yakında yazacağım.

Şimdi 18 Maddeden oluşan bu MGK bildirisinin bazı maddelerini hatırlayalım

2 -Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığı'na devri sağlanmalıdır.

- OU: Haksızlar mı?

3 - Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinden korunması bakımından:

a - 8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı.

- OU: AKP 4+4+4 yapmadı mı?

b- Kuran kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

- OU: Hala yapılmadı…

6-Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.

- OU: Önlenmedi de 15 Temmuz Hain FETÖ kalkışması olmadı mı?

9- TSK'ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır.

- OU: FETÖ'cü hain askerler AKP döneminde terfi ettirilmedi mi?

11-Aşırı dinci kesimin Türkiye'de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

- OU: Aşırı dinci kesim hala kontrol altına alınamadı.

14-Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

- OU: Cüppeli Ahmet dedi diye nihayet harekete geçilmedi mi?

18-Büyük Kurtarıcı Atatürk'e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.

- Ayasofya Cami açılışında Ali Erbaş Atatürk'e lanet okumadı mı?

Değerli okurlarım,

28 Şubat'ta yayınlanan MGK kararlarının hedefinde Fethullah Gülen cemaati ile demokrasi ve cumhuriyet düşmanı cemaat ve tarikatların olduğunu bizzat dönemin başbakanı Merhum Necmettin Erbakan'dan duyan gazetecilerden birisiyim.

Ayrıca demem o ki;

Demokrasiye askeri müdahalelere elbette şiddetle karşıyım.