9 Kasım 2018'de Fesli Kadir'i hastanede ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ne istiyorsunuz Cumhuriyet'ten? Atatürk düşmanlarına zırh olmak gayeniz nedir?" diyerek istifaya davet etti.

13 Kasım 2018 tarihli grup toplantısında Ali Erbaş hakkında çok ağır ve sert ifadelere de yer veren Bahçeli'nin sözlerini özetliyorum:

"Hiç kimse karanlıktan göz kırpmasın, istismardan çıkar elde etmeye kalkışmasın.

Hiç kimse ne tarihi kazanımlardan ne de inançlarımızdan husumet türetmeye cüret etmesin, bunu aklından dahi geçirmesin.

Atatürk de bizimdir, Ankara'da bizimdir, Cami de bizimdir, Cemevi de bizimdir, doğulusu da biziz, batılısı da biziz, güneylisi de bizden, kuzeylisi de bizim ayrılmaz bir parçamızdır.

Maalesef gelişmeler ve gidişat hayra alamet değildir.

İç bunalıma yatırım yapan, birlik ve beraberliğimizi çürütmeye çalışan bir dip akıntı gün geçtikçe hız ve yaygınlık kazanmaktadır.

Atatürk üzerinden Cumhuriyetle hesaplaşılmaktadır.

Atatürk bahanesiyle mukaddesatımıza tahammülsüzlük sergilenmektedir.

İki ayrı kampa ayrılanlar gittikçe azgınlaşmaktadır.

Türklük üzerinden milletle hesap görülmektedir.

Bitmiş ve kapanmış Türkçe ezan tartışmalarıyla maneviyatımız sömürülmekte, milli ve manevi değerlerimiz örselenmektedir.

Bir grup kiralık ve görevli siyasetçi, sözde uzman, yarım aydın zehir saçmakta, milletimizi tahrik etmektedir.

Türkiye üzerinde kumar oynanmaktadır.

Bir yanda bunlar oluyorken, diğer yanda Diyanet İşleri Başkanı'nın geçen hafta gerçekleştirdiği esef verici bir ziyareti tartışmaların odağına oturmuştur.

Diyanet İşleri Başkanı, 9 Kasım saat 14.30'da cüppesini giyip, eline de vereceği hediyesini alarak Atatürk'e hakaret eden, Yunan tezlerine methiyeler düzen fesli Türk düşmanını ziyarete gitmiştir.

Bunun tamamen insani duygularla yapılan hasta ziyareti olduğu bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanmıştır.

Anlayamadığımız, tuhafımıza giden, garipsediğimiz husus, Diyanet İşleri Başkanı'nın, fesli provokatörü ziyaret tarihindeki manidarlıktır.

Diyanet İşleri'nin Sayın Başkanı, sorarım sana, meczubu ziyaret tarihi olarak bula bula 9 Kasımı mı buldun?

Yılın diğer günlerinin suyu mu çıktı? Diğer tarihler torbaya mı girdi?

Durdun durdun da 10 Kasım'dan bir gün önce mi hasta ziyaretini hatırına getirdin?

Mustafa Kemal'e ne inançlarımıza ne de kültürümüze uymayacak şekilde bühtanla saldıran şahsı 10 Kasım'ın arifesinde ziyaret etmek nasıl bir aklın, nasıl bir çarpıklığın mahsulüdür?

'10 Kasım saat 9'u 5 geçe kenefe gidin' diyen, Yunan galibiyetine özlem çeken bir çukur şahsiyete geçmiş olsun demek, bunu da milletimize kafa tutar gibi uluorta yapmak fesli münafığı manen onaylamak, yanında olmak, arka çıkmak değil midir?

Ne istiyorsunuz Cumhuriyet'ten?

Atatürk düşmanlarına zırh olmak gayeniz nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı görevi Türkiye Cumhuriyeti'ne söven, kurucu değerlere ihanet eden, kurucu şahsiyetlere galiz ifadelerle yüklenen vatansızları aklama, anma ve alkışlama görevi değildir.

Aksi tavır ayıptır, günahtır

Türk milletinin ortak değerlerine saldıranlara maneviyatımızda cevaz yoktur, yer yoktur, hoşgörü olamayacaktır.

Hangi kurumuş vicdan, hangi satılmış ruh, hangi işgal artığı varsa duysun ve bilsin ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk milletimizin ortak değeridir.

Bu gerçek değişmeyecektir.

Bu yolun sonu karanlıktır, çıkmazdır, hüsrandır, buhrandır.

Tartışmaların göbeğindeki Diyanet İşleri Başkanı'nın kendi durumunu gözden geçirip erdemli davranış içinde hareket etmesi ve gereğini derhal yapması samimi tavsiyem ve temennimdir."

Bahçeli'yi alkışladık… Erbaş'ın istifasını ya da görevden alınmasını bekledik…

Heyhat…

Bahçeli'nin çağrısı üzerine istifa etmeyen, görevden de alınmayan Erbaş bu kez de Ayasofya'daki hutbesinde Atatürk'e "lanet" okudu. Tepkiler üzerine de, "Geçmişe değil geleceğe lanet, Atatürk'e dua okunur beddua değil" dedi…

Yerseniz…!

Resmi bayramlarda, Çanakkale anmalarında, 10 Kasım hutbelerinde Atatürk'e tek bir dua dahi okutmayan Erbaş için Bahçeli bu kez dedi ki;

"Türkiye Cumhuriyeti'nin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız, istiklal mücadelemizin lideri ve Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, bu topraklarda lanet okuyacak bir hayâsız ve hamiyetsiz henüz anasından doğmamıştır.

Atatürk'e hakaret ve hıyanet vatan hainliğidir.

Herkes susup seyretse bile böylesi bir rezilliğe Milliyetçi Hareket Partisi'nin sessiz kalması, seyirci olması varlığını inkârdır.

Aziz Atatürk'e lanet değil, rahmet okunur, dua edilir, minnet, şükran hisleriyle muhterem hatırası yâd edilip emanetlerine sahip çıkılır.

Şayet Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif'ten ezanlar yükselip tevhid inancımızın sancağı dalgalanıyorsa bunun şeref payesi hem Fatih Sultan Mehmet Han hem de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tedir."

13 Kasım 2018'de istifasını beklediğiniz Erbaş, Ayasofya'da cumhurbaşkanının ve sizin huzurunuzda Fatih'in adını anarken Atatürk'ün adını sizin gibi andı mı?

Hayır…

Sayın Bahçeli,

Kasım 2018'de istifasını beklediğiniz Erbaş bugün neden, hangi amaçla neden korunmaktadır?

Değerli okurlarım,

"Atatürk'e, bu topraklarda lanet okuyacak bir hayâsız ve hamiyetsiz insanlar" ne yazık ki analarından doğmuştur…