Çok açık ve net soruyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "Laik ve Demokratik" yapısı yıkılmak mı isteniyor? 2008 yılında "laikliğe aykırı eylemlerin odağı" gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi tarafından mahkum edilen AKP "Şeriat Devleti" mi, "İslam Cumhuriyeti" kurmak mı istiyor?

Diyanet İşleri Başkanı minbere kılıçla çıkıp Atatürk'e "lanet" okuyor…

"Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma… Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim" diye yemin eden cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hala görevden almıyor…

Oğlu Bilal televizyonda diyor ki;

"Çok net bir şekilde alfabemizden dolayı geri kaldığımız bize anlatıldı. O zaman sorgulamamıştım ama sonradan düşününce... Yunanistan, Japonya, Çin niye alfabesini değiştirmemiş?

O zaman insan diyor ki demek ki gelişmenin alfabeyle bir alakası yokmuş.

Kıyafetini değiştirmeden gelişen de var. O zaman niye kıyafet değiştirmeyi gelişmeyle irtibatlandırmışız?

Türkiye'nin 20 yılda sıçrayıp yükseldi arkasında dindar insanların ciddi bir rolü var."

Anayasanın, "İnkılap kanunlarının korunması" hükmünden haberi yoksa kendisine de cumhuriyet savcılarına da hatırlatayım

Madde 174 - Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma…" diye ettiği yemini tekrar anımsatayım…

Bilal Bey:

- Türkiye 2002'ye kadar dindar insanlar tarafından yönetilmedi mi?

"Aşı niye Türkiye'de çıkmasın?" diye sordun.

Yanıtı 2011 yılında Hıfzıssıhha'yı kapatan Erdoğan versin…

Değerli okurlarım,

AKP'ye fikir babalığı yapan yandaş Yeni Şafak Gazetesinin dergisi "Hilafet" çağrısı ile "Halifelik" istiyor…

Bu da Anayasa'nın 174. Maddesi ile korunan Atatürk'ün, "677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun" başlıklı devrim kanununa da anayasaya da aykırı…

Değerli okurlarım,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı iktidarda bulunan AKP hakkında Anayasa mahkemesine "kapatılma" davası açtı.

Mahkeme 2008/1 Esas Sayısı ve 2008/2 Karar Sayısı ile 30 Temmuz 2008 tarihinde AKP'yi 6 ret, 5 kabul oy ile kapatmadı.

Ancak "Laikliğe aykırı eylemlerin odağı" olduğu gerekçesi ile mahkum etti ve cezalandırdı ve sabıkalı parti oldu.

Bu durumlarını bildikleri için sözcü Ömer Çelik "Halifelik" isteyen dergi konusunda çok hızlı savunma şu cümlelerle geçti:

"Türkiye'nin siyasal rejimiyle ilgili siyasal kamplaşma üretmek yanlış. Cumhuriyetimiz tüm nitelikleriyle gözbebeğimiz."

Çelik Atatürk açıklamasını da şu sözlerle yaptı:

"Kurtuluş Savaşı'mızın başkomutanı, devletimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal Savaşı kahramanlarını rahmetle ve saygıyla yâd ediyoruz. Tarihten bugüne kesintisiz bir halka olarak devam eden mücadele azmimizi daha da kuvvetli kılıyoruz."

Peki, samimiyseniz, cumhuriyet savcılarını harekete geçirsin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül.

Değerli okurlarım,

- Atatürk'e "Lanet" okunuyor,

- Atatürk'ün devrim yasaları eleştiriliyor,

- Hilafet isteniyor…

Ve Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) 3 gün sonra yasak savma türünden hatta neredeyse Ayasofya'da yaşananları alkışlayacak şekilde açıklama yaptı.

Genel Başkan Emekli Tuğgeneral Namık Kemal Çalışkan ve yönetimi kimden çekiniyor, neden korkuyorlar?

Allah'tan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) var.

Dün yaptığı açıklama özetle şöyle:

"Sadece birkaç günlük olaylara, gelişmelere bakıldığında; görülecektir ki Türkiye Cumhuriyeti'nin "laik ve demokratik" niteliklerinin içi tamamen boşaltılmıştır, zayıflatılmıştır ve son vuruş beklenmektedir…

Anlaşılmaktadır ki Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları, Lozan'ın yıl dönümünde kılınan, Cuma namazını, "laik Cumhuriyet'in cenaze namazı" olarak kabul etmişlerdir…

Oy kaygısıyla hareket eden, konuşmalarında, "laiklikten" tek kelime söz etmeyen muhalefete; Atatürk ve Cumhuriyet konusunda hassas olduğuna inandığımız, Milliyetçi yurtseverlere, ayrımsız vatansever tüm siyasilere ve yurttaşlarımıza bir kez daha sesleniyoruz: Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? Laik Cumhuriyet için toparlanın."

Emekli Albay Tahsin Ataizi yaşananlara şu sözlerle tepki gösterdi:

"Güzel ülkem, Türkiye'm için asker bu milletin de bu ülkenin de omurgasıdır!

Kırıldı mı, kırıldık mı?

Yaşanan saldırılardan herkes zarar görür. Bu vatan hepimizin susup kalmayalım. Silahtan etkili kalemleri olan ve dik duran kalemlere selam olsun…"