“Mavi Vatan” projesi ile Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ile Libya arasında anlaşma yapılmasının mimarlarından olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde iken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gece yarısı kararnamesi ile Genelkurmay emrine atanan Tümamiral Cihat Yaycı hakkında çeşitli yorumlar yapılıyor.

15 Temmuz hain darbe emrini yayınlayan ve 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 141 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası alan eski Tuğgeneral Mehmet Partigöç yaptığı savunmada Cihat Yaycı ile ilgili şu ifadeyi vermişti:

“…Cihat Yaycı; bu da siyasete dümen kıranlardan bir tanesi. Biliyorsunuz meşhur FETÖmetre'yi bulan adam. Şirin Ünal (Emekli subay AKP milletvekili - OU) ne diyor İlhan Talu'ya ifadesinde söyledi mi hatırlamıyorum, burada yoktum. ‘Cihat çok iyi diyor bizimle çalışıyor.’ Yani adam generalken milletvekilleriyle çalışıyor.

Bir amiri var, memuru var, şuyu var buyu var onu bırakmış milletvekilleriyle çalışıyor. Şirin Ünal bunu söylüyor, İlhan Talu'ya söylüyor. Cihat Yaycı bir FETÖmetre bulmuş. Sadece benim şu anlatacaklarımı Cihat Yaycı ile ilgili FETÖmetre'ye yazın Hakim Bey. Teyit edin de yazın.

Sonra ran tuşuna basın, Cihat Yaycı ne çıkacak? Belki Fethullah Gülen'in kendi fotoğrafı bile çıkabilir bu ran tuşa bastığınızda. Cihat Yaycı bizim radarımızda yeni değildir.

Zamanında Cihat Yaycı'nın yurt dışına gitmesi ile ilgili kuvvet komutanlığı şerh koydu. Niye? İrticacı diye. 7-8 tane o devrelerden subaydı, bunlar irticacı dedi. Ya ne var elinizde dedik. ‘Olur mu? dediler ya bilmiyorsunuz. Bu, şu an emekli general olan iki karacı ile beraber Fethullah Gülen'i şu gün şu saatte şu makamda ziyaret etmişler.’

Hoppala, ben sonra sordum o generallerden biri emekli olunca. Bir ara siyasete danışmanlık falan da yaptı. Doğru dedi, gittik dedi. Ya komutanım yıllar geçti aradan dedim böyle bir iddia vardı nedir? Ya doğru dedi, gittik o zaman dedi. Biz dedi yüksek lisansta mıydı, (ses anlaşılamadı 55.51) miydik, tam hatırlamıyorum bir kursta mıydık, beraber gittik dedi. Böyle bir evrak var. Cihat Yaycı birkaç yıl seçilemedi. Sonra Yener Karaahmet dönemindeydi galiba bunların bu şerhini kaldırdılar

Yener Paşa geldiğinde. Tabi bunun kıta komutanlığı zamanı gelmişti.

Cihat Yaycı'ya bir sihirli el o andan itibaren değdi. Bir sene önce yurt dışına gitmesin, bu irticacı dediklerin Cihat Yaycı'yı Deniz Kuvvetleri’nin sancak gemisine komutan yaptılar.

Diyorlar ya iyi yerlere gidiyor bunlar. Deniz Kuvvetlerinin sancak komutanlığı en önemli atama yeridir. Yani bir denizci kurmay subayın hayali budur. Sancak gemisi komutanı. Yani savaş olduğunda oradan yönetiliyor. Tatbikatlar bazen böyle Genelkurmay Başkanı falan gemiden görüntü veriyor ya o sancak gemisi.

 

Adam sancak gemisi komutanı. Cihat Yaycı da çalışkan bir adamdır, kafa da basar. Ama dediğim gibi o da ceberut komutanlar şeyindedir. Yani Allah kimseyi onun emrine vermesin. Yani bu şekilde birisidir.

Cihat Yaycı gemi komutanıyken ben artık dedi yurt dışına, çünkü bizi arıyor sürekli. İngilizcesi falan vardır.

Bu esnada Cihat Yaycı bir astsubayı darp etti, dövdü astsubayı, dövüyor. Bize yansıyan, Astsubay kendini gemiden attı. İntihar etti. Adam hala yok cesedi. Akdeniz'de adam kendini gemiden attı.

Cihat ile çalışan dışarıdaki insanlar bilir, herkes bunu bilir. Mesela şimdi Yankı Bağcıoğlu'na gidin sorun. Benim devrem, Cihat nasıldır diye, herkes bilir. Onun ne kadar ceberut olduğunu böyle olayların da yaşandığını.

O diyorlar ya bu iddianamede dün cevap verdim yargı FETÖ'cü, askeri yargı. Bu yargı Cihat'ı akladı. Ama aklama 3 yıl sürdü, Cihat bu işten yırttı. Deniz Kuvvetleri tarihinde başka yok. Şahit var, her şey var, adamı darp etmiş, adam da gitmiş kendini atmış. Cihat yine yurt dışına gidemedi.

Kıta komutanlığı zamanı geldi tekrar albaylıkta, komodorluk. Bunu komodor yaptılar. Ve yine bu iddianameye göre FETÖ'nün güçlü olduğu dönemde Cihat terfi etti. Ve Deniz Kuvvetleri tarihinde hiç olmayan bir şey oldu.

Subaylık safahatında yurt dışı görevi olmayan birisi yurt dışına amiral kadrosuna atandı.

Sayın Başkanım Deniz Kuvvetleri tarihinde benim hatırladığım yok. Ha karacılardan, jandarmadan tek tük var Azerbaycan'a İngilizce bilmek gerekmediği için atanan. Ama ben 10 yıldır falan bu işi yapıyorum, 2003 hatta 15 yıldır benim gördüğüm yoktur. Nasıl oldu ne bilmiyorum.

Cihat Yaycı subaylık safahatında bir yurt dışı görevi olmadığı halde o var ya FETÖ güçlüydü diyorlar o dönemde yurt dışı daimi göreve atandı amiral olarak.

Görevi de Ömer Faruk Harmancık'tan aldı. Ömer Faruk Harmancık oraya niye atanmıştı? Daha önce ataşeliği vardı, benzer bir ataşelikti, öyle. Bu şekilde atanıyor adam, var mı önce görevi diyorlar. Tamam, onu da geçelim, hadi diyelim adam çok iyi.

Cihat Amerika'dayken Amerika'ya picisi de var. (PC yani yüksek lisans kastediliyor -OU)  Bunlar hepsini bu FETÖmetre'ye yazacağız ya şimdi bunu da yazalım, yazdık böyle bir olay var. Amerika'dayken eşini sopalayıp sokağa attığında kim sahip çıktı?

Var, bizde kayıtları vardı bunların hepsinin, ben boş konuşmuyorum. Bu şu anki eşi, şu anki eşi üçüncü eşi. Hanımefendiyle ayrılmıştı sonra başka bir hanımla evlendi, ondan boşandı şimdi o, o özel hayatı.

Yani şey kim olduğu belki araştırırsınız diye o bayanı bulmaya kalkar. Bizim savcılar buldu bizimle ilgili birçok şey. Yani şu anki eşi yani ilk eşi ve üçüncü eşi, sahip çıkan kimdi?

Kim kol kanat gerdi bir de buna bakmak lazım, bunu da oraya yazalım. Diyor ya işte kimle çalıştı emrinde çalışan sicil veren, FETÖmetre'yi beraber kurguladığı ve programını yazdığı subay şu an nerede?

Burada tutuklu. FETÖmetre'yi programını yazan Cihat ile beraber bunun kurgusunu yapan subay. Yakın çalışmalarına arkadaşları da diyor ya kendi özel karargahı. O nerede?

Hatta onu da geçelim. Yurt dışında amirken diyor ya bunlar birbirlerine sicil verdi şöyle yaptı böyle yaptı diye. Emrindeki şu an dışarıda olan havacı ile mahkemelik olurken şu an benimle burada yargılanan karacıya deniz kuvvetleri tarihinde hiçbir adama vermediği 100 sicili neden verdi?

Yani Cihat'tan Deniz Kuvvetlerinde bin kişi emrinde çalıştıysa herhalde bir 3-5 kişi yoktur 100 sicil alan. Neden verdi? Neydi ilişkisi, irtibatı, korkusu çekincesi? Bunu da yazalım.

En son olarak da diyor ya bunların ikinci üçüncü seviye akrabalarına bakacaksın. Ablasının kocası şu an nerede? 15 Temmuz döneminin sahil güvenlik komutanı Tümamiral. Onu da yazalım.

Ablasının kocası şu an nerede onu da yazalım. Ondan sonra ran tuşuna basalım, sonuç ne olacak Hakim Bey. Vallahi Fethullah Gülen'in kendi resmi bile çıkabilir. Bu FETÖsavar'ı böyle işletirseniz Cihat Yaycı'nın da ne olduğu, kim olduğu ortaya çıkar…”

Değerli okurlarım,

Biliyorsunuz yargılama sırasında cumhuriyet savcısı ile yargıçlar aynı kürsüde otururlar.

Demem o ki FETÖ’den sanık bir general başka bir amirali FETÖ’cülükle suçluyor.

Yaptığım araştırmaya göre ne mahkeme heyeti bu iddialar için cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuş, ne de dosyanın savcısı Cihat Yaycı hakkında bir soruşturma başlatmış.

Neden?

Bu nasıl FETÖ ile mücadele ki?

Cihat Yaycı’nın Harp Akademileri Komutanlığı yargılanması kapsamında “tanık” olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifade de çok ilginç.

Bazı bölümlerine dikkatinizi çekeyim.

Yaycı diyor ki;

“15 Temmuz 2016 tarihinde hain darbe girişimi sırasında İstanbul Yeni Levent’te bulunan, Harp Akademileri’ne bağlı Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi’nde tuğamiral rütbesiyle görev yapıyordum. Önceden ailemle de yapmış olduğumuz planlar çerçevesinde Ramazan Bayramı sonrası 8 Temmuz 2016 tarihinde 27 Temmuz 2016 tarihine kadar yıllık iznime ayrılmaya karar verdim. Bu nedenle izne ayrılarak İstanbul’dan eşimle birlikte ayrılıp Antalya ilinde eşimin ailesine ait yazlıkta tatil yapıp dinlendim.  11 Temmuz 2016 tarihinden itibaren de daha önce yer ayırttığımız, Marmaris ilçesinde bulunan Marmaris Palas Oteli’nde konaklamaya başladık.”

Bu otel Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kaldığı Grand Yazıcı.

Erdoğan da Yaycı ile aynı gün yani 11 Temmuz’da bu otele geliyor?

Tesadüfün bu kadarına pes denir…

Şimdi Yaycı’nın ifadesindeki bir bölümü daha vereyim.

“15 Temmuz 2016 tarihinde Marmaris ilçesinde otelde akşam yemeği sonrasında eşim ve oğlum ile birlikte çay içtiğimiz sırada tahminen saat 21.30 ila 22.00 sıralarında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda emniyet müdürü olarak çalışan, daha önceden tanıdığım Koray Öner telefon ile beni arayarak Ankara’dan aradığını, yanında Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen bulunduğunu söyleyerek ‘paşam darbe oluyor galiba’ dedi.

Ben de daha önce darbe tehlikesi hakkında görüş alış verişinde bulunduğumuzdan ve bu görüşmeleri de bana telefon açan emniyet müdürü Koray Öner ile yaptığımızdan ve bu uyarımız çoğunlukla dikkate alınmadığını göz önüne alarak Koray Öner’in bana tatil yaptığım sırada şaka yaptığını zannettim.”

Yaycı “şaka” zannettiğini söylüyor ama ifadesinin şu bölümünde de çok çarpıcı açıklama yapıyor:

“Önceden tanıştığımız, birlikte çalışma yürüttüğümüz Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Sayın Fahri Kasırga Bey’i aradım. Fahri Kasırga Bey bana, ‘Ne oluyor Paşam, hiç bir kuvvet komutanına ve Genelkurmay başkanımıza ulaşamıyoruz’ dedi.

Ben de hain darbe girişimini

  • FETÖ terör örgütü üyelerinin gerçekleştirdiğini,
  • Bu kalkışmanın emir komuta zinciri içinde olmadığını,
  • Bu nedenle kuvvet komutanları ile Genelkurmay Başkanı’nın derdest edilmiş olabileceğini, bundan dolayı kendilerine ulaşılamamış olabileceğini söyledim.

Tedbir olarak da;

  • Sayın Genel Sekreter’e kalkışmanın FETÖ’cü kalkışma olduğunu,
  • Türk askerine ait olmadığını, emir komuta zinciri içinde yapılmadığını,
  • Halka duyurulmasını, polis ve halkın kalkışmacıların önüne çıkıp direnmesi gerektiğini,
  • Halkın direniş sırasında tamamının Türk bayrağı kullanması gerektiğini,
  • Diğer ülkelerin 2-3 saat gelişmeleri izleyip kazananın tarafında yer alacakları, teşebbüsün hemen engellenmesi gerektiğini söyledim.
  • Sayın Genel Sekreter de aynı kanaatte olduğunu söyleyerek ben telefonda iken talimatlarını vermeye başladı.”

Değerli okurlarım,

Bunlar tarihe kalacak ve gerektiğinde arşivden çıkarılacak çok önemli ifadelerdir.

Cihat Yaycı demek ki;

  • Cumhurbaşkanının, Başbakanın, bakanların, FETÖ darbesinden haberleri yokken devleti uyaran kişiymiş… (!)
  • Halkı sokağa davet eden Erdoğan değilmiş… (!)
  • Genelkurmay Başkanının emir komutasında darbe olmadığını biliyormuş…(!)
  • Ve en önemlisi Fethullah Gülen’in darbe girişimi olduğunu biliyormuş… (!)

Şimdi aklınıza şu gelebilir:

Bu kadar faydalı bir amiral neden gece yarısı cumhurbaşkanlığı kararnamesi görevden alınarak Genelkurmay emrine alınır?

FETÖ davalarına ilişkin yazılarım devam edecek.

Çünkü belge ve bilgi yağıyor. Elinde belgesi olan, söyleyecek sözü olan elbette bana ulaşsın…

Önemli not:

Önceki yazımda adı geçen İlhan Talu orgeneral değil korgeneral idi düzeltirim…