Dünya kapılarını kapattı ama Türkiye kapılarını açtı ve 2012-2019 yılları arasında toplam 58 milyar 200 milyon dolar Suriyeli sığınmacılara harcama yaptı. Türk ekonomisi, 2011'de başlayan Suriye krizinin yarattığı bataklığa işte bu büyüklükteki kaynağını sığınmacılara harcayarak saplandı.

Önce bu rakamı yakında yayınlanmasını beklediğim ve çok ses getireceğini tahmin ettiğim "21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü-Stratejik Göç Mühendisliği ve Kürdistan Projesi" başlıklı çalışmadan edindiğimi vurgulayayım
Suriye bataklığının Türkiye açısından elbette sayılamayacak kadar çok kaybı var.
En önemlisi de kuşku yok ki kahramanlarımızdır: 

-    Şehitlerimiz ve gazilerimizi minnetle şükranla anıyorum…
Türkiye'nin 58.2 milyar dolar tutarındaki harcamasına eklememiz gereken harcamalar da vardır. Bunların bir kısmını vurgulayayım:

-    Birinci sırada askeri harcamalarımız vardır,
-    İkinci sırada Suriye'de bakımlarını üstlendiğimiz yaklaşık 3 milyon kişiye yaptığımız harcamalarımız vardır,
-    Üçüncü sırada ucuz işgücü sağlayan sığınmacılar yüzünden Türk insanlarının işsiz kalmalarının doğurduğu maliyet vardır.
Tüm bu harcamalar da eklendiğinde Suriye bataklığının Türk ekonomisine maliyetini uzmanlar şu rakamla ifade ediyorlar:

-    80 milyar dolar
Değerli okurlarım,
Söz konusu çalışma şu gerçeği de gözler önüne seriyor:
-    Kayıtlı, kayıtsız Suriyelilerin sayısı: 5 Milyon 326 Bin 344
-    Diğer uluslardan gelenlerin sayısı: 1 Milyon 400 Bin

Bu tabloya göre çıkartılan sonuç da şudur:

-    Türkiye, Orta Doğu'daki her 3 sığınmacıdan 2'sine ev sahipliği yapmaktadır.
-    5.3 Milyon Suriyeli, 2040 yılına kadar ülkemizde kalmaya devam ederse mevcut doğum hızlarına göre bu sayının 15.3 milyona ulaşacağı vurgulanıyor…
Yani Türkiye'nin her yıl daha fazla harcama ile Suriyelilere bakacağı ne şekilde anlaşılıyor.
Raporda yer alan çok önemli vurguları da özetleyeyim:

-    "Türkiye'de, İstanbul başta olmak üzere etkin bir Suriye mafyası oluşmaya başlamıştır.
-    Terörizm ve uyuşturucu ticareti iç içe geçmiş bir süreçtir.
-    Hapishanelerdeki Suriyeli mahkûm sayıları 4 bine yaklaşmıştır.
-    Selefi cihatçı örgütler, Türkiye'de 2011 sonrasında hızla büyüyen bir altyapı oluşturmaya başlamışlardır. Bir süre sonra bu unsurlar Türkiye'de yabancı istihbarat servislerinin tetik çekmesi ile selefi cihatçı şiddet eylemlerine imza atacaklardır.
-    İstanbul'un en lüks semtlerinde caddelerin kenarları Suriyeli fahişeler ile dolmuştur.
-    Arap ülkelerinin istihbarat servisleri için kolay devşirilebilecek sınırsız bir insan kaynağı ortaya çıkacaktır.
-    Büyük şehirlerde kalabalık gruplar halinde dolaşan Suriyeliler, bölge halkı için tehdit oluşturmaktadır."

Değerli okurlarım,
Koronavirüs nedeniyle AKP hükümeti yaklaşık 15 milyar dolarlık bir kaynak ayırdı ve günbegün bu kapsamda çeşitli adımlar atıyor.
Ancak muhalefet partilerinin alınmasını önerdiği önlemler mecliste AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla engelleniyor.
"Evde oturun, sokağa çıkmayın" demek kolay da, bu insanlar ne yer ne içer düşünen ve önlem alan yok.
65 yaş üstü olup tek kişilik şirketi olan, dükkanı olan tüccar ve esnaf işlerini nasıl yürütecek?

Hiçbir önlem yok.
İstanbul'da 66 yaşındaki bir iş adamı ihaleye katılacak, valiliği arıyor ve işyerinin olduğu kaymakamlığa yönlendiriliyor.
Yazılı başvuru yapıp ekine de katılacağı ihalenin belgesini koymasına rağmen iş insanına, "Vekalet ver ihaleye çalışanın ya da bir yakının girsin" deniyor.
Açık arttırma, eksiltme yapacak, ihaleye telefonlar alınmıyor ve şirket çalışanı nasıl teklif verecek?

Bu tür pek çok sıkıntı bana mail ve telefon ile geliyor ama maalesef elimizden bir şey gelmiyor. Çünkü İçişleri Bakanlığı genelgesinde bu tür ayrıntılar yer almıyor.
Umarım elinde haklı gerekçe içeren belgesi olan 65 yaş üstü iş insanları için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önlem alır.

Değerli okurlarım,
Suriye batağına saplanması nedeniyle Suriyelilere yaklaşık 80 milyar dolar harcayan Türkiye, koronavirüs nedeniyle Türk halkına ancak 15 milyar dolarlık bütçe ayırabiliyor.

Şarkı sözleri gibi;
"Yok mi yok mi?
Ellere var da bize yok mi?
De bize de, bize de, bize de, bize de yok
Ellere var da bize yok mi?"
Yok, Vallahi de yok, Billahi de yok…