Ülkemiz yöneticilerinin yazdığı başarı öykülerini sadece batılı ülkeler ve yabancı devlet başkanları kıskanmıyor. Yabancı meslektaşlarımız da konu bulmakta zorlandıkları için konu cenneti olan ülkemizin yazarçizer takımını kıskanıp çatır çatır çatlıyor!

Olup bitenin tümünü sığdırmak olanaksız ama işte kimi satırbaşları…

Dolar 7.40’a dayanmış, Türk lirası bu yıl mum gibi erimiş, erime oranı yüzde 24’e ulaşmış, bu oranla en çok değer kaybeden üçüncü ülke olmuşuz! Olsun! Önemli mi? Biz şahsıma dil uzatan ABD başkan adayı Joe Biden’in 8 ay önce New York Times’e verdiği röportajı F.Altun’un manidar bir zamanlama ve başarılı bir prodüksiyonu ile dolaşıma sokup tartışıyoruz…

Bir zamanlar tarımda dünyaya meydan okuyan ülkemizde üretim yüzde 40 azalmış,  tarım ürünlerinde ithalata 104 milyar dolar ödenmiş, uygulanan yanlış politikalar yüzünden 683 bin çiftçi tarımdan kopmuş. Olsun! Önemli mi? Biz iç savaşın yaşandığı Suriye’den, arazi kiralanan Sudan’dan, savaşın eşiğine geldiğimiz Yunanistan’dan pamuk ithal etmeye başlamışız…

17 yılda açlık sınırı 5 kattan fazla artmış, şu anda bu sınır 2 bin 385 TL olmuş, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için günlük 80 TL gerekiyormuş. Olsun! Önemli mi? Biz hem iktidarın, hem köklü, hem de küçük partilerin günlük siyasi atışmalarıyla vakit geçirip, tüm bunları unuturuz…

Her 3 gençten birinin işsiz olduğu ülkemizde genç işsizlik toplumsal bir probleme dönüşmüş! Dünyayı sarsan ve saran virüs dur durak bilmeden can almayı sürdürüyormuş, kadın cinayetleri artıyormuş! Olsun! Önemli mi? Biz tabanın; “İş yaparak, hizmet yaparak, sorun çözerek, binaları yenileyerek ülkeyi yukarıya doğru tırmandıran ve büyük Türkiye’yi yeniden kuran lider” masallarıyla uyutmayı sürdürüyoruz…

Ülkemizin değerli sahilleri parsel parsel tanış biliş vakıflara veriliyormuş, hızlı tren ihalesi kapalı kapılar ardında yapılacakmış, Türkiye’nin dış borcu 431 milyar dolar olarak açıklanmış, bu kişi başına 5192 dolar borç demekmiş. Olsun! Önemli mi? Damat bakan ekonomide kendince harikalar yaratırken! Kanada Maliye Bakanı; “Görevi yürütmek için doğru insan değilim!” diyerek istifa etmiş…( Eyyy Kanadalı Bakan!  İnsan mevkidaşından taktik ve strateji öğrenir diye düşünmeden edemiyor!)

Bunları şunun için yazdım!

Önceleri uzun süre Ayasofya’yla yatıp kalktık. Yetmedi M. İnce’ye kitlendik, yetmedi A. Gül’ü dolaşıma soktuk. İç politika kesmeyince ABD’ye uzandık. Hemen Trump durumdan vazife çıkarıp “Erdoğan beni dinler” dedi. Kamuoyu bunlarla meşgul edilirken gemiciklerin sayısı 10’a çıktı! Şimdi sırada CB’nın; Cuma günü açıklayacağı müjde var; “Türkiye’de yeni bir dönemin açılacağına inanıyorum. Şimdi açıklarsam işin heyecanı kaybolur.” Tüm gözler Cuma’ya çevrildi…

Tam da burada başlığı açmaya çalışırsam, ülkenin dikkatini dağıtmak için yapılanlara bakarsam!  Gündemin ilk sırasına oturanlar var, işin arka planı ve ancak kısmı var! Görünenler var, özlenenler var, gerekenler var. Ve bu liste hayli uzun…

Demem o ki: Geniş anlamıyla her alanda mücadele lafla, hamasetle, sabah akşam danışmanların hazırladığı içi boş metinleri kitlelere ve ekranlara okumakla olmaz! Ciddi bir alt yapı, kararlı, tutarlı, yürekli bir program ve dimdik ve ödünsüz bir kimlik -kişilik gerekir. Bunun içinde sık sık tarihe, geçmişe, haklı ve destansı bir mücadele olan Kurtuluş Savaşı’na, cesareti ve emeğiyle kaderimizi değiştiren Atatürk’e ve adımlarına bakmak gerekir…

Yine kapsamlı mücadele için nitelikli eğitim, iyi yetişmiş kadrolar, başarılı bir bürokrasi, bağımsız bilim ve düşünce insanları, ehliyet ve liyakatin dışlanmadığı bir ülke gerekir. Bunun içinde Gazi’nin; “Milletin makus talihini yine milletin azim ve kararı yenecektir” sözünü ezber etmek, “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözünü de hiç akıldan çıkarmamak gerekir…

Not 1: İçimi acıtanları sıralarken içim sıkılıyor, yüreğim sıkışıyor, gün ve gelecek adına umutlarım azalıyor. Neden acaba (!)…

Not 2: Sözüm bitmedi. Bu konuda bir yazı daha yazmak zorundayım!