O halde; Bugün gerilere gidip, tarih sayfalarına göz atma zamanıdır.

Birleşik Krallık Hükümdarı, İngiltere Kraliçesi 2’nci Elizabeth, Atatürk için özel deftere şunları yazmıştı; “Mustafa Kemal’e saygılarımı sunmak benim için büyük bir onurdur.”

Kültür Mirası ve Müzik Uluslararası Kongresi için ülkemize gelen Makedonya Devlet Başkanının eşi, (bu satırların yazarının da bulunduğu) bir toplantıda konuşmasına şöyle başladı; “Atatürk’ten, O büyük insandan söz etmeden geçemem. Bir süre bizim okullarımızda, Manastır’da, Selanik’te okumasının gururunu, biz Balkan halkları hep içimizde taşırız.”

ABD eski başkanı Bill Clinton ülkemizi ziyaretinde şunları demişti; “O yılın değil, asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir.”

Bakırköy Belediyesinin açtığı yarışmada 8 yaşındaki Olivya Çanakçı, Atatürk’e yazdığı mektubu şöyle bitirmişti; “Sana Atatürkçüyüm diyebilir miyim? Cumhuriyeti kurduğun için sana teşekkür ederim. Seni de mavi gözlerini de, bayrak gibi sallanan saçlarını da çok seviyorum.”

Küba’nın efsane lideri Fidel Castro; “Devrimci Mustafa Kemal Atatürk varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar? Unutmasınlar ki devrimci Atatürk bizim ve tüm mazlum ulusların esin kaynağıdır.” Şeklinde konuşmuştu.

Macaristan’ın 30’lu yaşlardaki Dışişleri 1. Başkan Yardımcısı Levente Magyar; “Türkiye Cumhuriyetini Atatürk gibi bir lidere sahip oldukları için kıskanıyorum. O sizin için en büyük şans!” diyor.”

O toprağa verilirken gözyaşlarıyla törene katılan ülkelerden bazıları şöyle diyor:

Balkanlar; “O, önce bizimdir.”

Asya; “O, Doğu’nun başkahramanıdır.”

Afrika; “O, bağımsızlık savaşlarının örnek lideridir.”

ABD; “O, savaşlardan barış çıkaran eşsiz bir lideridir.”

Avrupa; “O, hem batıyı hem cehaleti yendi.”

Avustralya; “O, bize ulus olma bilinci veren askerdir, liderdir, devlet adamıdır.”

Nedir bu işin aslı ve faslı diye sorarsanız onun yanıtını da Gazi Mustafa Kemal’den alalım; “Süngülerle, silahlarla, kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra kültür, bilim ve ekonomi alanlarında zaferler kazanacağız. Yurtta barış, dünyada barışı esas alacağız.”

19 Mayıs’la başlayan, 23 Nisan’la kurumlaşan, 29 Ekim’le kökleşen bu süreçte; son adımı attığı 1923 yılında sadece 42 yaşında olan, son nefesini verdiği 10 Kasım 1938 günü sadece 57 yaşında olan ve tüm atılımlarını 15 yıla sığdıran bir liderden söz ediliyorsa! Yıllara, yollara, şartlara meydan okuyarak yürünen bu 57 yılın başarı öyküsünün arkasındaki adrese yanıtım bu teşekkürlerle olur.

İlk teşekkürüm hayata! Bize O’nun gibi bir örnek, öncü, önder bir kurtarıcı yolladığı için.

İkinci teşekkürüm ve borcum Atatürk’e! Tam 87 yıl önce yaktığı ateşle yolumuzu aydınlatan, bizi uygarlıkla, çağdaşlıkla tanıştıran o büyük dehaya!

Üçüncü teşekkürüm ve minnetim! Cumhuriyet mektebinin kürsülerinden seslenerek, bizi çağdaş değerlerle ve Atatürk devrimleriyle eğiten eli öpülesi öğretmenlerime!

Son söz: İnternet sitelerinde bir karikatür dolaşıyor yıllardır. Çizgiyle anlatılmak istenen şu: Atatürk doktora gider. Doktor sorar “Şikâyetiniz nedir Paşam?”, Atatürk’ün yanıtı şudur: “Kemiklerim sızlıyor.” Gazi Paşam! Bizim anlamadığımızı ve anlatamadığımızı eloğlu, elkızı anlayıp anlatınca da bizim burnumuzun direği sızlıyor desem!