KAYDA GEÇSİN

İnsanların  dikkatini  başka yöne çekmek  tuhaflıklar ister  , tuhaflığın en masumu sanatla yapılanı olabilir gibi gözükse de , o bile  masum olmayabilir .

Medyamızın şu  halinde ;

Dikkat çekebilmek siyaset ve medyanın asıl patronu  iken bütün dünyada  , dikkat çekecek  kaliteli  işlere mani olarak  dikkat çekmeye çalışmak ise bizim dar çevre medyasına  mahsus !

Kamu yayıncılığında dikkat çekerken dengeleri iyi muhafaza etmek mesleki sorumluluk ve güvenlik  kadar ahlaki bir mesele.

Medya ve eğlence sektöründe  ‘ Aman bizden olsun dikkat çeken’  uğruna kaliteden maalesef ciddi ölçüde vaz geçildi .

İş o hale geldi ki ;

Hani şu meşhur sigara reklamı gibi ortada sigara yokken boş paketleri metrolara atmışlar,  aynı bu hesap  yeni filim geliyor reklamlarıyla  filmi görmeden baskılayıp izleteceğiz derken  bıktırdılar.  

Zaten   aynı insanları  ‘tipleme ‘ yaftasıyla   değişik peruklarla görmekten bıktık .

Hemen peşinden ;

 "Suni kamuoyu oluşturma", "Naylon kitle yaratma" ayrı bir konu , ‘Çok beğenilen ‘ ,’Delice Sevilen’ filan palavraları kime acaba diye herkes birbirine soruyor bırakın bu maskaralıkları artık .

Sosyal  Mecraa oyunbozan olacak iken onlarda müesses nizama uyunca kafayı yapılan işlerle kafayı döndürtüp baktıramıyorlar .

Medyada  nadirattan  çok zeki , kaliteli  çıkışlar var elbette Gürkan Hacir’in markalaştırdığı  ‘ Şimdiki Zaman ‘  KRT’de yıktı geçti bu hafta, Bravo Barış Yarkadaş, Gürkan Hacır , Barış Doster, Aytunç Erkin’e ,  böyle bir zamanda   kara para trafiğini  konuşmak yürek ister. Barış Yarkadaş kalplerdeki  değerli milletvekilimiz  ve gazeteci artık  TBMM dışından da olsa bizim vekilimiz olmayı ekranlarda  sürdürüyor. 

Ve yurtdışında olan biten asla gözünden kaçmayan Türkiye ilintilerini analiz edebilen nadir  gözüpek, gerçekten korkusuz Zeynep Gürcanlı bu hafta  ‘ Şimdiki Zaman ‘ programında bizlere mangal gibi yürekleriyle moral verdiler , Allah hepsine uzun ömürler versin .

Evet bazen hiç de iyi olmayan haberlerin üzerine giden bir avuç insan moral verir , tıpkı bunun gibi  kamu yayıncılığında dramaların oluş nedeni tektir, moral vermek . Aman   ota boka kendi söyleyip kendi gülen komedileri kastetmiyorum .

Sosyal  medyada   dikkat  çekmek için yapılmayan kepazelik yok , çıplaklık en kolay olanı , şimdilerde o da  yetmiyor içinde ahlaki değerleri zorlayan çıplaklık aranıyor ;  eşler birbirlerinin  dekolte resimlerini çekiyor, anneler, babalar  kızlarının çıplaklıklarını övüyor , ellerinden gelen bu ne yapsınlar, ses yok şarkı söylesin yetenek yok oynasın, salmışlar çayıra mevlam kayıra.  Mezuniyet törenlerinde  streap tease yapmaya az kaldı .

Moralimizi dik tutmak için sağlam dramalara bu yüzden büyük ihtiyaç var , ne dediği belli, dili sağlam , oyunculukların cast ajanslarının insafına bırakılmamış , habire geçmişe öykünen değil geleceye  umutla bağlayan işler ,kurumlarımızı sağlamlaştıran dürüst ve doğrunun  kahramanlarının  yaratıcılığından ne yazık ki uzakta kamu yayıncılığı ,  hatta inadına aksini uyguluyor. Niye soran var mı ?

Kime ise  bu inat bana değil herhalde ben kimim ki .

Dikkatinizi  üzerine çeken , kafanızı çevirtip baktıran , gece rüyanıza giren , aklınızı çelen , meşgul eden  , etkileyen  edebiyat müzik, tiyatro, sinema ise bunde ne kötülük olabilir diyebilirsiniz , pek de öyle değil onların bile içinde kötü  maksat , kötülük olanları  olabilir  farkına bile varmayabilirsiniz  yani bu dizi işi böylesine ciddi özen isteyen bir iş.

Velhasıl bu alan mayın tarlası .

Siz cambaza bakarken neler gidiyor zihninizden , morallerinizden, değerlerinizden  fark etmeme durumunun içinde bulabilirsiniz kendinizi ve  hala gösteriye bakarken  aval aval moraliniz berbat olur !

İşin özü dikkat çekebilme , ne pahasına ayrı bir konu , kontrolü nasıl sağlanır ayrı bir mesele .

Bizim medyanın şu an en temel sorunu dikkat çekememe, seks erotizm, dangalaklıklar, görgüsüzlüğün teşhirleri bile  eski formunu kaybetti.

Moraliteyi yüksek tutmak  ise kimsenin umuru değil.

Ayşe Arman’ın  TRT’nin  Masumlar Apartmanı  dizisinin  oyuncusu Zeynep Farah Abdullah ile yapmış olduğu röportajda söylenmiş çok önemli sözleri kayda geçirelim .

Ayşe Arman ve ailesi dizinin hayranları , hatta ailece ağlıyorlarmış ! 

‘….Biz ailecek koptuk… Ağla, ağla… İçimiz dışımıza çıktı… Mahvolduk, dağıldık… Saatlerce kendimize gelemedik…’ diyor .

Malum ,  dizi hemen herkesin manyak olduğu  bir apartmanda  geçen derin psikolojiyi anlatan bir dizi iyi ağlatıyor baksanıza Ayşe Arman ailesi  bile ağlamış, her an gülünsün diye bir iddamız yok ancak  TRT demek  ağlatarak   moralite yükseltiyor !

Ama asıl önemli husus Zeynep Farah Abdullahın diziyle ilgili  söyledikleri.   Aynen alalım  ;    

‘ Bölüm başına 2,5 saat olan, 37 bölümlük bir sezondan bahsediyoruz. Teknik olarak çok bilinen, dünyaca ünlü bir dizi süresiyle kıyaslarsak, 8 sene sürmüş Game of Thrones’un toplam süresinden, 20 saat daha fazla süren bir dizi çektik! Oturup hiç aralıksız bir şekilde Masumlar Apartmanı’nın 1 sezonunu izlemek isteyen birinin, neredeyse 3 gün 20 saatini televizyon başında geçirmesi gerekiyor! Düşün, Games of Thrones’un toplam 8 sezonu, 3 gün 16 dakika sürüyor. Bütün ekip de, bunu kabul ederek bir televizyon dizisinde çalışmaya başladık, ona göre plan yaptık. …’

Bu son yılların bir oyuncu tarafından yapılmış en büyük açıklaması .

Genç oyuncuyu  bu hesapları yaptığı açığa vurduğu bizleri aydınlattığı için kutlarım .

TRT 1 yılda  37  bölüme  evrensel ölçekte  , Games Of Thrones örneğini vermiş ,   8 sezon sıkıştırmış , bu nasıl bir zihin bombardımanıdır,  hani soğuk savaş kültürü bile bu kadar bombalamadı .

Dizinin yapısı ve daha önce aynı yapımın Kırmızı Oda adlı dizide yayınladığı korkunç faciaların gerçek oldukları iddiasınıda göz önüne aldığımızda bu kadar ağır ‘Gerçekler’e bu kadar yoğun maruz kalan beyinler ne hale gelir düşünün .

Ne yaptınız siz bu insanlara ?  Yahu bu sadece bir dizi deme fırsatı bile vermediniz gerçek diye 1 yılda 8 sezon dayadınız.

İşin mali veçhesi beni aşar, elbette devletin sorumlu kurumları gereğini araştırır ayrıca  sabahtan akşama TRTnin vatandaştan kesilen payını haklı olarak vurgulayan   medya , araştırmacı gazetecileri belki ilgilenir .

Ben ;  üstelik gözümüzün bebeği TRT kullanılarak zihinlere yapılan kültür  bombardımanından  söz  ediyorum kendi uçaklarımız atan  kendi havasahamızda .

Evet soğuk savaş kültürü bile bu kadarını yapmadı,

Yapımcı kim, alan kim, veren kim, kim kim Kiziroğlu Mustafa Bey ?

Yeni bir kitap çıktı , Soğuk Savaş külür bombardımanıyla ilgili .

Alev Alatlı  hayli iddialı   ‘Suç Ortağı Hollywood ‘ adlı kitabında suçluyu ilk teşhis eden değil  elbette .

Frances S. Sauders  ‘Who Paid The Piper ‘ kitabında,  ki    Ülker İnce’nin şahane çevirisiyle   Türkçesi ‘Parayı Verdi Düdüğü Çaldı ismiyle ‘Kırmızı Yayınlarında 2010 yılında  yayınlandı .

CIA ve sanat soğuk savaş kültürünün ilişkilerini pek güzel anlatır Sauders, bu yüzden başına gelmedik kalmamıştır , bir İngiliz aristokratı olan annesi bile Kraliyet  protokolden çıkartılmıştır .

Ertan Yılmaz’ın zor bir kitap bu kadar mı güzel çevirilir dedirten   Tricia Jenkins’in ‘ The CIA in Hollywood’  kitabı Türkçe adı ise CIA ve Hollywood’  Matbuat grubundan 2014 de kütüphanelerimizde çoktan yerini aldı . CIA filimler, dizilerle nasıl çalışır hepsi kitapta yazılı meçhul değil.

Ancak sonuçta batı kültürünün yiğit insanları bu soğuk savaş kültür bombardımanını yazmışlar , Üstelik kabahatli kendi ülkeleri iken ve suçlanacaklarını bile bile .

Burada  üstelik bütçesi vatandaşın ödediği kamu kurumunda nasıl bir zihinsel  fırtınaya tutulduğumuzu göstermek yerine ABD  deyip işin içinden çıkmak biraz ayıp olmuş, Masumlar Apartmanını ABD mi yapın 1 yılda 8 sezon bombardıman edin dedi, öyle ise bu çok ciddi bir suç  , yok iş bizden kaynaklandıysa kimler, neden , niçin , gerisini kız açıkça anlatmış .

Nasıl bir bütçe, nasıl bir yapım  kimler neden böyle yaptı bunu araştırmak  beni aşar ama bu röportajda Farah Abdullah’ın bildikleri söyledikleri   kayda geçilmesi gereken son yılların en ciddi  medya ifşaatı  ve belgesidir,

Ve bunu bütün ekibin bilerek kabul ettiğini söylüyor  Farah Abdullah kızımız gayet rahat  , vallahi çok cesur bir kız, bütün ekip bombardıman pilotu gibi baştan bilerek kabul etmişler.

Ekmek parası diyeceğim de dilim varmıyor bombardıman pilotluğu ekmek parası için yapılır mı hele sanat iddiası olanlar  kendi halkının zihinlerine bunu yaparsa elalem ne yapmaz !

Bu nedir böyle ?

Şimdi TRT Yeni Yönetim kurulundan ve  ilgili kurumlardan çok ciddi soruşturma bekliyorum ,

Bilhassa  Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Ahmet Albayrak yazılanlara göre   2013 yılında, IKSV desteğiyle Paris'te, Cite Internationale Des Arts'ta misafir sanatçı olarak Türkiye stüdyosunda çalışmalar ve yeni projeler gerçekleştirdi. 2016 yılında ise The American Turkish Society desteğiyle New York'ta School of Visual Art'ın davetli misafir sanatçısı oldu ve New York'ta ürettiği işlerinden oluşan "Anemotaxis" adlı solo bir sergi gerçekleştirmiş .

Eserleri İstanbul Modern, Proje4L Çağdaş Sanat Müzesi, Moskova Modern Sanatlar Müzesi (MMOMA) ve Cambridge Üniversitesinin yanı sıra İngiltere, Almanya, Fransa, Güney Kore, Hollanda, Meksika, Rusya, Makedonya gibi çeşitli ülkelerde sergilenmiş .

Kültür ve Turizm Bakanlığından 4 kez başarı ödül alan Prof. Dr. Albayrak, görsel iletişim tasarımı, hareketli görüntü tasarımı, işitsel imge üretimi, iletişimsel estetik, dijital iletişim, sanat ve basın, film-video sanatı, video mapping, yeni medya, sosyal medya ve sanat, arşiv görselleştirme ve yapay zeka, yazılı ve dijital basın estetiği, dijital imge dili ve sanat diplomasisi gibi konularda birçok özel ve resmi kurumda seminerler, konferanslar ve dersler vererek, çeşitli projeler gerçekleştirdi ve bu gibi alanlarda ürettiği işlerle çağdaş sanat sergilerine ve çalıştaylara katılmış .

Çeşitli kurumlardaki yöneticilik, komisyon üyelikleri, jürilikler, bilirkişilik görevleri gibi deneyimlerine ek olarak T.C Merkez Bankası'nın yurt içi ve yurt dışındaki sergilerinin sanat danışmanlığını ve küratörlüğünü de yürüten Albayrak, Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi'nde de dersler vermiş .

Yani bu işlerin farkında bir insan , Masumlar apartmanında olup bitenlere bigane kalamayacak bir birikime sahip , ilgiyle izleyeceğiz ne yapacağını  .

Medyamız , TRT’nin bizim cebimize  dayanan  kaynaklarını açıklayıp duruyor günlerdir, güzel tamam da   ama nasıl neye niçin harcadıklarına dair tık yok , gazetecilerin yiğit , takipçi olanlarına, kamuda olup her şartta görevlerini yapanlara ve  su uyurken bile asla uyumayan devlete  bütün ilişki , iltisakları açığa çıkaracak iradeye  güvenirim ama isterse tabii  , o an bu an ise yandılar güvenim tam  .

Yeni Yönetim kurulu başkanı yeldevinim , rüzgar hareketi üzerine sergi açmış New York’da 2016 da  , 21.sokak yabancım  değil ,

‘ anemotaxis ‘  serginin adı , şimdi Ankara’da TRT de bakalım yeldevinim ne gösterecek .  Güven ve  umudu saygıyla
 
 Kayda Geçelim