Hayatı birbirine zehir etmeye meraklı insanlar olduk .

Çok örnek var , sıkıntı vermek sanki marifet ve para kazandırıyor .

Mesela  ikametgah değişiklikleri için neden muhtarlıklar  yetmiyor, Nüfus müdürlüklerinden  bu pandemi ortamında randevu almalar, o başlı başına bir sıkıntı vatandaşlar için , bilgisayar sistemi ise muhtarlıklarda da var , randevu aynı şekilde , şimdi Nüfus müdürlüklerinden  çoluğu çocuğu olan onlara aldırıyor randevu ,  bilgisayarı olmayan hapı yuttu,  olan tam aldım zannederken ne alakası varsa HES numarası isteniyor yoksa haydi geri dön derken özellikle sağlık nedeniyle randevu iptali ayrı bir konu , mahalleden halletmek varken bu sıkıntı niye , fatura istemeler falan filan yahu işin özeti vatandaş taşınmış gelmiş , mahallesinde Muhtarlığa  yürüyerek gidip ben  buradayım diyor adres belli apartman görevlileri belli , hoşgeldiniz demek çok mu zor nedir bu şüphe ki,  taşınmayı bir ızdıraba çeviriyor devlet, güvenlik ise mesele  elbette denetim mümkün yurttaş  beyan ediyor beyanı hiçe sayılıp delil elektrik faturası vatandaşa saygısızlık değil mi ? Elektrik faturası mı yani vatandaşa kefil beyan esas değil mi , son verin Allah Aşkına bu moralsizliğe güvensizliğe Sayın İçişleri Bakanımız  siz ki seveniniz sevmeyeniniz kabul eder ki taşın altındadır eliniz, bir dakika durmazsınız, sorunlardan kaçmazsınız, olay yerndesinizdir  nedir bu lüzumsuz çektiğimiz.

 

Sanatta da sıkıntı baş köşede ,  sanat yerini gözyaşı  (timsah ) sıkıntıya bıraktı bir de utanmadan  en çok ağlayanı ‘Oscar’ adayı yapacaklar.

Komedi ise ukala elitin ekranlarda küçük görmekten ar etmediği kendi dışlarındaki herkese alaylı gülmeleri , küçümsemeleri, ve kendilerinin açıkça hem de her gece inatla üstün görmelerini pişmiş kelle olarak  ekranlardan açıklamaları , televizyon yönetimleri bunlarla kendilerini zor durumda bırakıyorlar, yanına bir adam gibi adam koymak kurtarmıyor işi ona da yazık oluyor  , geçenlerde bir tanesi dayanamadı off çekti zaten, atın yahu bunları nedir kerametleri veya  üzerinize kurdukları baskı , korku .

 

Sıkıntı  iyi bir şey  eğil, zaten pandemi yüzünden  yeterince var , beter hale getirmeye lüzum  yok  aman yanlış anlaşılmasın çaresi kalitesiz mizah , fıkralardan filim , parodiler, öykünen diziler değil denendi olmadı zaten  , Azyetik zeka mizah başka şey onu ne körelttiler ama , başka bir sıkıntı da bu .

Sıkıntı ve nefret birbirini besler, sanat kötülük nefret kaldırmaz, geçenlerde kerameti kendinden menkul  nefret hikayelerinin pınarından beslenen daha ana dilini doğru dürüst konuşamayan bir fırsatçıyı saatlerce akım bokum konuşturdular ekranlardan , utanmadan kadına şiddeti kınayıp kadına şiddete mazeret arayıp oynayanlara kızdı , gerçeği kınayamadı kendisi helada adam öldüren ‘Türk’ olmayı pek güzel sindirmişti  yıllar önce , ekranlarda artık yalandan kim ölmüş , ayıp ama.

Zafer Arapkirli haklı olarak geçenlerde  samimi olarak ‘Pes’ diyerek  isyan etti, haklı az bile söyledikleri ve artık son bulmalı.

Sanat hayatı bu şartlarda bile  yaşanası kılmak için vardır , 

Bir resim yaparken, bir opera bestelerken ya da kitabını yazarken bir sanatkarın canının sıkılması mümkün müdür ?   

‘  Amaan bu işlerden  pek daraldım yaz yaz, bestele bestele bitmiyor ben en iyisi bir mangal yakayım biraz açılırım ‘  der mi, yoksa yaptığı iş zaten sevdiği, istediğidir ve can sıkıntısı aklının ucundan geçmez mi ?

 

Özgürlük, demokrasi, iyi yönetilmek, adalet, eşitlik , barış üzerine derin düşüncelerin uçuştuğu ekranlar genellikle seçim öncesi  Cemil Meriç, İdris Küçükömer’den bahsedenlerle  dolup taşar ya , (şu aralar bahisleri geçmediğine göre erken seçim yok demek )   bazen öyle yorumlar yaparlar ki , seçimlerden ,  gelecekten  korkarız , halbuki gelecek  içimizdeki ve olmadan önceki zaman, ve henüz gelmemiş olsa da hep  var korkacak bir şey yok aslında . İnsanlar birbirlerini korkutuyorlar ve canlarını sıkıyorlar ne lüzum var ?

 

Düşünce adamlarının yazdıkları düşündükleri Nostradamus kehanetleri gibi alındığında  biraz basite indirilmiş olmuyor mu, ve siyasetin git git bir türlü  derinleşmeyen sığ sularında harcanıp gitmiyor mu ?

 

Seçimler benim yaşımdakiler için kendimizden ziyade  çocuklarımızla ilgili, vereceğimiz bir karar ,  oğlumu büyütürken  benim en büyük korkum  bir gün oğlumun bana dönüp ‘olmamamı istediğin ne varsa ben ‘o’ oldum anne’ demesiydi ,  tabii daha beter ihtimal ‘Anne ben istediğin oldum ama mutsuzum, şimdi ne yapacağız ‘ sorusu ihtimali , seçimlerde yanlış yapmak  böylesi bir korku benim için çünkü onun geleceği için oy vereceğim.

 

Oğlumla ilgili  hamdolsun korktuğum başıma gelmedi , dünya , çevresiyle barışık sevgi dolu , insanları kucaklayan öte yandan işinde çok ciddi bir adam oldu , kibir  nedir bilmez ama başta kendi  her şeyin kıymetini bilir .

 

Hayata, demokrasiye  güzellik, güç, akıl üçgeninde bakabilmek bu üçünün dengesini kurabilmekten geçiyorsa, kolay bir iş değil bunu başarmak, sıradan düşüncenin işi hiç değil.

Kendini  zorlamadan olmuyor .

Güç , para   akılsız işlerden edinildiyse ve iyilik  yoksa yani sanatkarane  yaşam kalitesi olmayan akıl ve zenginliğin kime ne faydası olabilir ki sanatkar diye hıyarları saatlerce konuşturunca sıkıntıdan başka ne oluyor ?

 

Çok sıkıldık gündemlerden de   , Serenay’ın  silikonları Cem’in yerini aldı şimdi ,

 ya aslınd a akıllı  yetenekli  aktörlerin aslında rollerine kıçlarıyla gülerken ağlar rolü yaptıkları salya sümük dizilerde medyanın izleyiciyi ızdıraba tapan insanlar yapma  arzusu çok sıkıntılı değil mi ,

Macron’un cumartesiden itibaren salgının azdığı  Paris ve  8 şehirde  sabah 9:00 akşam 18: 00 sokağa çıkma yasağı önerdiği bir Avrupa var , yanlız Fransa’mı , bu salgından payını almayan yok biz bu kadar mı uzağız Avrupan , insaf  .

Bu toprakların insanları gırtlak gırtlağa geldikleri anlarda bile birbirlerinden nefret etmediler,

hasret , acı ,  çektiler  , birbirlerinin çocuklarını emanet aldılar, baktılar , sakladılar,  dövüştükleri  aynı anlarda  hem de ,

Matemlerini tuttular  ama hiç nefret etmediler birbirlerinden ,

şimdide öyle,  Lakin birbirimize ne yazık ki galiba saygımızı kaybettik , yüzsüzlüğün çenesi de düştü ekranlar ve sosyal medyada .

 

Ve her melaneti çocuğu uğrana yapan dizi konularının  bir nevi çocuk istismarı haline geldiği yetmiyor biri bitiyor öbürü başlıyor nedir bu çocukların çektiği .

Birbirine bakıp zır zır ağlayan , aynısını taklit eden akıl kime aitse mutlaka aynen iade edecek iradeye güveniyorum,

Evet birbirimizden asla nefret etmedik ama birbirimize sıkıntı vermeye yalan dolana çare bulamadık  halbuki zoru başaranlar için hiç de zor olmamalı .