KAYDA GEÇSİN

Bu ülkede  yaşamaya doyamadan

gözüm arkada gideceğim  ona yanarım ,

Okumuşu , okumamışı

Zengini Fakiri

Tutucusu   , liberali  hepsi  aynı gülün soyu bir gül bahçesi ülkem.

Plajlar dolup taşıyor, Bodrum’da sabaha kadar eğlence dans, Gülhane parkında ortahalli insanımız  piknikte , ortak noktaları maske filan yok , diz dize, yüzyüze , gönül gönüle birlik olalım diye diye bu hale geldik .

Dindarı , çok dinlisi , az dinlisi , dinsizi , dindarmış gibi yapanı 

bunca farklılıkları olup ama   aynı  davranışlarda bulunan insanların yaşadığı

bir ülkede doğmak şans değilde nedir.

İktidardan şikayet edip muhalefet liderine öfkelenen ,

Şikayet ettiği  iktidar liderini delice seven ,

iktidara kızıp hırsını oy vermeyerek muhaleffete oy vermemekten alan yurttaşlık bilinci olan  bir başka ülke  yoktur herhalde.

Ciddi ciddi haberlerde   ‘asgari ücret  ’ yerine ‘Askeri ücret’ diyen kızlara haber okutulan  ,

‘Kültürün emperyalizmi yoktur ‘  diyen hıyara  program yaptırılan , medya nereden buluruz .

Bir nevi steno olan  ve kökleri 1607’lere dayanan  stenoscripti millennium dili zannedip CMYLMZ görünce Cem Yılmaz olduğunu anlıyoruz ben bunu anlatmaya çalıştım yıllar önce diye herboku bilen  adam yalanını  sürdürmüş  medya gaygurunun hala konuşturulduğu ülkem ,

Cehalet  ve palavraları    yutan ,  atanı zengin  eden medya patronlarıyla ben bu ülkeyi  nasıl sevmem  .

Bakın sıkı durun ;

 Dizi   yapmak için medya patronu  kapora verecek ya yapımcıya , leasingden para alır kefili kimdir , bilin bakalım ..Yapımcı  !   Böylece patrondan para almak için patronun borcuna kefil bir yapımcı sınıfı başka nerede var ? Burada aslında patron kim oluyor  IRS , Masak işin içinden çıkamazsa ben nasıl çıkarım. Ama ülkemden vazgeçmem.

Cem ve Serenay’da  aşk nöbetini lohusa haliyle fedakarca tatil yapan Bergüzar ve Halid Ergenç’e devredince  yine vaz geçmedim  ,

Yanlız  sıkıldık hep aynı aşklardan   çok sıkıldık bize yepyeni bir uyduruk çiftler  , aşk hikayeleri  lazım  ,

Malum  yakıştırma aşklara  alıştık , Serenay ve Cem’in gerçek aşklarından  veya Bergüzar ve Halid’in mütlu evli çift bültenlerinden gına geldi .

 Bu ülke yaşanmaya doyulmaz bir ülkedir.

Güneyde , plajlarda, gece hayatında   korona sorunu yok , düğünlerde var diyen kalabalık ayrımcılığı yapan ileri zeka da   bizden …

Hemen her gece  bir kanalda Covid için özellikle devletin  alması gereken tedbirleri  anlatan sonra iplenmediğini görünca son çıktığı kanalda beni hiç bir kanala çıkartmıyorlar diye  şikayet edende bizden .

Canım ülkemde görevini iyi yapmamış .  hakkında  şaibeler olan  bir siyasetçiyi eleştiriren direkt mevzuya girilmez , kendine göre usulleri vardır .

Adettir önce hakkında  yolsuzluk iddiaları bulunan Japon Tarım bakanı Toshikatsu Matsuoka ‘nın intihar etmiş olduğu  söylenir , rahmetlinin  ismi zor olduğu için o kısım ‘Bakın Japon Bakan İntihar etti’ diye geçer r , yiyorsa   hani sende Harakiri yap gibileriden …

Söyleyende  , söyletende  bilir ki   bizde hara-kiri hoş  görülmez böyle şaibeli durumlarda Japon Büyükelçi yapılır camdan atlamasın diye.

Bir de bu Churchill bizde sevildiği kadar belki  ülkesinde sevilmez  , hele şu sözlerini her vesile laf arasına  sokuşturmayan  yoktur .

 Ne demiş Churchill   ‘“Size acı, kan, ter ve gözyaşından başka bir şey vaat etmiyorum.

Aslında bu lafları duyduktan  sonra Churchill’in   sözünü dinlemek için üşütmüş olmak lazım ama bizimkiler pek sever bu sözleri , acı göz yaşı arabesk severler ya , Churchill bir nevi acıların çocuğudur vaadi de acıdır  rahmetli Müslüm Gürses gibi ,  canlarım ya .

Biz özel olayların , özel insanların , özel durumların olduğu bir ülkeyiz,

92 köşe yazarı olan tek gazete bizde mesela , hangisi adını söylemem sonra gidip alırsınız siniriniz bozulur o gün basıldıysa tabii.

Haddini aşmanın sınırsız özgürlük , demokrasi addedildiği , hatalardan özür dlemek yerine  sanki başkası yapmış gibi üstüne almamanın,  üstüne üstlük sanki kendi yapmamış gibi   hesap sormanın  rekorları vardır .

Temcit pilavı en sevilen medya yemeğidir, maklube filan hikaye esas pilav temcittir.

Taa Tansu hanım zamanı ‘lityum’ meselesi vardı , aynı ağız şimdi yine Lityum’u sürdü ortaya , hani söyleyen değişmiyor  bari madeni değişin yok bir kere Lityumla yola çıkılmış  asla yolda bırakılmıyor .

Soda’dan bahsetsenize biraz, önemlidir, yok Lityum nöbetçi maden.

Ermenistan hacir altında diye acıyan da bizde ,

Yunan bizle masaya her oturduğunda ‘Abi ne vereceksin’ der diyende .

Ege adalaında olanların sanki küçük bir meseleymiş gibi  ihmalimiz olduğunu söyleyende .

Bize ‘abilik’  yakıştıran ‘milliler’  in oyuncağı yapılsa alırım o kadar hastalarıyım , bu bölgenin , Ortadoğunun dünyanın ‘abisi’ olduğumuza inanmışlardır bir kere, ‘abla’ değil ama ‘ağabey ‘ , ‘yenge’  de olmaz,  ‘ enişte’ belki , düşünün uluslararası bir toplantıda İngiltere Türkiyeye ‘söyle Halam’ diyor, yakışmaz ama ‘Abi ‘ evet.

Medyası yorumlarıyla zihin açar ülkemin,

CHP kurultayı mesela ne zihinler açtı, Kemal Bey’e Biat dönemi , artık o lider diyen var. Artık tam hakimiyet teessüs etti ,  ‘ Bu saatten sonra ne derse varız diyecek bir yapı var , öyle olmasa o kurutay salonuna hayır derlerdi ‘  , ‘dostlarla iktidara yürüyüş’ de Kemal beyin kastettiği kendi seçtiği insanlar, parti ve gruplar  , mealinde ciddi konuşanlar var .

Ben ciddiyetin bu şekline bayılırm şahsen .

 1960 Ecevit’in kritik değişimden sonra şimdi CHP makas değiştirmiş , burası önemli , hangi makas, hangi matitas , hangi tas ? 

Kemal Bey diyormuş ki ;  Parti içi denge ile ilgisi yok ben düzelteceğim yoksa bu haliyle  PARTİ  iktidar olamaz , Ak Partinin akil ağızından bunları duyduktan sonra hele makas değişikliğini , bunlar siyasetin içinde bilmeden konuşmazlar CHP solcu olacak artık diye yorumladım makas değişiyor ya …

Tayyip Beyin seçtiği  bir akil ağızın   Ak Parti    tahlili ise korku vericiydi , nitekim moderator bile  ürktü , nerden çıktı şimdi gibilerden müdahele eder gibi yaptı  … sözler yenilir yutulur gibi değil :    ‘ Hesabı Tayyip bey ödedikten sonra  herkes istediği yemeği söylüyor ‘    evet  sözler bunlardı  ‘  Tayyip bey ödeyecek olduktan sonra herkes yemeği söylüyormuş ,  nasılsa Tayyip bey ödüyor !

Hangi sofradır, hesabı isteyen var mı  ortada kaldı .

Tayyip Bey vefa duygusuyla yakın çevresinin hatalarını  bile sahipleniyormuş, bunun verdiği rehavet , cesaret ile ileri  adımlar  nasılsa bizi korur duygusuyla atılıyormuş, bu alışkanlık olmuş , oysa herkesin ümit bağladığı 2023 planlayan bir  hareketi organize etmenin derdindeymiş üst yönetim, 2023  planları var demek, bu arada  hesaplar millet değil Tayyip Bey’e ödetilecek , bazen düşünüyorum da bunca lafı ileride filmi , dizisi  yapılır belki diye mi söylüyorlar, acaba ? Söyleyene değil söyletene bakmak lazım o da   benim işim değil , hiç olmadı .

Şimdi artık markaları insanlar kendileri yaratıyor, sosyal medya fikir jenaretörü , trend haritaları ve  stratejilerin pusula ayarı buradan ama uyduruk kişilerin hesaplarıyla değil. Sosyal medya büyük şirketleri küçülttü,  içerik ateş , sosyal medya üstüne dökülecek benzin gibi düşünün ,  asıl sorun içerik yoksunluğu sosyal medya değil.   İçerik için kafa , yetenek ve iyi insan olmak gerekiyor  2023 planında umarım vardır  görünen konuşanlarda  3’ü da  yok gibi .  Hepsi Kayda Geçsin Efendim