Tam aramızda yaşadıkları iddia edilen ve henüz Fatih Altaylı tarafından bildiğim kadarıyla işlenmemiş bir konu olan, ‘Reptilian Elit’lerle ilgili yazımı yazıyordum ki elinde kılıcı Diyanet'in Ali Bey'i, Haluk Kırcı’nın bir katliam yorumu, Serenay ve Cem’in sıkıntı veren durumu, AK Parti'nin tombişinin kampanya sonrası zayıflayıp cumhuriyete sövenlere sosyal medya ayarları, Bergüzar ve Halit Ergenç’in pırlanta üzerinden aşk anlatım ve plajlardan haftalık bültenleri yazıyı erteletti.

Önceliklerim farklı.
Kalbim konuşsun isterim yazılarımda.
Her şeyin çaresi orada.
Aklım ise bir orada bir burada.
Harap oldu ikisinin arasında.

Diyerek başlayayım...  

CHP kurultayında bile Ayasofya’yı gündemde tutmayı marifet sayan ‘muhalefet’ medyasını kutlarım. Şu yaptığınızı iktidar medyası yapmadı, hatta Allah için aralarında eleştirme cesareti gösterenler bile var.

Zaten muhalefet medyası olduğu iddialarında gözümüzün bebeği özgürlükçü dediğimiz kanalları izlerken kimi zaman eski CNNTürk izliyor gibi oluyorum ve bu konuda yanlız değilim.

Gökmen Bey, Merdan Yanardağ gibi duruşu belli adamlar bile bu görüntüyü silemiyor.

Yıllarca Doğan medyasında iktidarla gül gibi geçinip, AKP’yi demokrasi kapsamında; yenilikçi, değişimci bulanların, gidişata yetmez ama evet derken patron kârını alıp gidince aniden sosyal demokrat olacak halleri yoktu elbette. Onlar da kendilerini sosyal demokrasiye eklemleyemeyince cânım Halk TV‘yi Aydın Doğan medyasına benzettiler.

Yani muhalefet kanallarının profili darmaduman oldu.

İktidar ve muhalefet medyasının aynı makus kaderi paylaşması belkide medya olamamalarından.

Çoğu zaten koltukta oturan ‘gazeteci‘, halbuki Halk Tv sokaklarda olay yerlerinde; Barış Yarkadaş, Makbule Cengiz ile gazeteciliği fırtına gibi estirmişti. 

Barış Yarkadaş, İlhan Kesici'nin politikaya atılan herkes için sorulması gereken ‘Öncesi Ne’ sorusunun ‘Çok Başarılı Bir Gazeteci’ cevabıdır. Bu yüzden değerlidir, babamızın oğlu olduğu için değil. Hele bu sıkıntılı dönemlerde öncesi mesleki başarısı olan siyasetçiler baş tacımız olmak durumunda, bilmem anlatabildim mi.

Bu vesileyle her zaman mesafelerini korumuş, prensipleri uğruna sıkıntı çekmiş değerli gazetecileri tenzih ederim.

Muhalefet medyası ha gayret cumartesileri de tumba çalarlarsa ve bir de güzellik yarışması yaparlar ve bir bahane ödüller dağıtırlarsa şaşmayalım. Bunların başladı mı devamı geliyor.

Doğan medya malum pek severdi; magazine, eğlence, elit pozlarda paralı taşra kültürünü, görgüsüzlüğün envai çeşidini, doktrinler, prensipler koyup memleket idare etmeyi, ekipler kurmayı, siyasetçi kollayıp akıllar vermeyi, şampuan sponsorluğunda yeteneksiz dar çevrenin ‘en’lerini belirlemeyi, yabancılaşmayı. Sonuç ortada... Bugüne katkıları büyüktür ve unutulmaz.

Ve çok ilginç siyasetçiler bu kuyuya nasıl düşüyorlar.

Kurultayda Sayın Kılıçdaroğlu’nu dinledik ve fakat Kemal Bey’in söylediklerinde anlaşılmayan var ise;  

Aslında Kemal Bey'e sorulması gereken sorulara Şirin Payzın cevap verdi.

Dostlarla iktidara yürüyüşte kastettiği ‘dost’lar kim, çok merak edildiyse sorun Kemal Bey’e, artık partiler yetmiyor gazeteciliğe. Başkanları da idare etmek eklendi, pervasızlıkta bu noktaya gelindi demek.

Ali Mahir Başarır ise, sabah ayrı akşam ayrı ekranlardaydı, peki ne mi söyledi, aynı şeyleri, tıpkı Levent Gültekin gibi.  

Levent Gültekin,  veee ‘İslami Çevreden’ Levent Gültekin diye takdim ediliyor, geri kalan Budist çevreden herhalde.

Söyledikleri arasında şüphesiz değerli analizler var, Cine 5’in eski yayın yönetmeni o kanalı başarılı yapamadı ama maaşallah sonrası muhalif kanallarda ‘İslami Referansıyla’ meşhur oldu. Fakat bu takdim ve iki de bir,  ‘Uzman Bilirkişi İslami Çevre Biyoloğu‘ olarak Müslüman böcekler üzerine gözlemleri artık can sıkıcı hal aldı. Çok can sıkıcı ve gönül yaralayıcı. Saniyen Cine 5’te niye dile getirmedin sonradan mı jeton düştü?

Bu arada Ahmet Nesin’in Nihal Olçok’u konuk ettiği programında, Nihal Hanım'ın hepimizin içini hala yakan evladını kaybetmiş acılı anneden keskin bir siyasetçiye evrildiğini gördüm.

Acısı dinmez elbette ama gerçek bu.

Ben ise, bu cesur yaralı kadının evladının gerçek katillerini ortaya çıkartmak için mücadele ettiğini düşünüyordum, yanılmışım.

Şimdi nedense inci küpelerine mazeret aradı, ne var ki çok da yakışmıştı 'İnci Küpeli Kız'dan sonra İnci Küpeli Nihal’imiz neden olmasın, bunlar ayrı konular.

Bu sefer durup duruken Arnavut olduğunu söylemedi Nihal Hanım, partisi zaten Arnavutluk partisi değil, ama bir cümlesi programın taç beyitiydi, o da:

Sayın Cumhurbaşkanının ‘şeftali ve motor‘ arasındaki seçimden rahatsız olanlar mealindeki söyleminin ne anlama geldiğini soran Ahmet Nesin’e cevaben

"Bizden Erol Bey'den bir hatıra olacak, ne kadar anlaşılmazsanız o kadar lider olursunuz"  sözleriydi. Nihal Hanım bunları söyledi.

Demek eski kampanyalarda ‘biz’ dediğine göre Nihal Hanım'ın da parmağı var, lakin yeni lideri anlaşılsın diye çok konuşuyor, nefes almadan, demek Nihal Hanım'a göre lider olamayacak ama.

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu kurultayda konuşmasının sonuna doğru umut veren bölümde dağlar, kuşlardan bahisle geyiklerden de söz etti. Orası pek anlaşılmadı Lillyhammer hakkında mı konuşuyor, ne geyiği...

Sayın Cumhurbaşkanı'nın şeftali–motor, Rahmetli Demirel’in Patates- Otomobil anlaşılmazlarından da öte bir durum Kemal Beyi'n dağlardaki geyikleri.

Ama Nihal Hanım zihnimde işi oturttu, Kemal Bey mahsus anlaşılmak istemedi, çünkü lider.

Ustura programı, Ahmet Nesin kaçırmayın.

Jülide Ateş’e yer kalmadı, güzellik kraliçelerinden iyi haber sunucusu, gazeteci çıkmıyor ısrar etmemek lazım, diyeceğim bu sefer mankenlere sarıyorlar ben de şaşırdım hangi biriyle uğraşayım Jülide mi Çağla mı? Yazıktır bana bu yaşta.