27 Kasım 2018’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu bildirisinde yer alan kararlar, 2019 yılında Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı, özellikle ABD, Rusya ve Yunanistan’la ilişkilerin yönünü belirleyeceği, gündemden düşmeyecek konular. Türkiye’ye yönelen ana tehditleri ortaya koyması açısından önem taşıyan bir bildiri.

- Terörle mücadelenin kesintisiz şekilde ve kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Bazı ülkelerin, PKK ve PYD/YPG’yiş terör örgütü olarak görmemelerinin, terörizmle küresel mücadeleye zarar verdiği belirtildi. ABD, PYD/YPG’yi; Rusya ise hem PKK hem de PYD/YPG’yi terör örgütü olarak görmemektedir. NATO müttefiki ABD’ye ve Astana sürecinin birlikte yürütüldüğü, işbirliğinin stratejik düzeye ulaştığı Rusya’ya bir mesaj niteliği taşıyor.

- Suriye’de, İdlib’te oluşturulan ağır silahlardan arındırılmış bölgenin öneminin altı çizildi. Ayrıca, İdlib’te alınması gereken ek önlemlere yer verildi. Böylece, İdlib’ten Suriye yönetimine yapılan son kimyasal saldırının yol açtığı olumsuzluğu giderici mesaj Rusya’ya iletildi.

- Suriye’de kalıcı barış için BM gözetiminde çalışacak Anayasa Komitesi’nin bir an önce oluşturulması konusunda ABD, Rusya ve BM’ye çağrı yapıldı. Anayasa Komitesi, Suriye Yönetimi, Muhalifler ve BM’in oluşturacağı listede yer alacak isimlerden oluşturulacak.

- Türkiye’nin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinden yana olduğu vurgulandı. Türkiye için en büyük tehdidin, Fırat’ın doğusu olduğunun tekrar altı çizildi. Suriye’de herhangi bir oldubittiye göz yumulmayacağı belirtildi. Fırat’ın doğusunda “Gözlem Noktaları” dâhil, benzer yapılanmalara sessiz kalınmayacağı konusu ABD’ye tekrar iletilmiş oldu. ABD’ye, Fırat’ın doğusuna olası bir operasyonun masada olduğu hatırlatması yapıldı.

- Irak’ta yeni göreve gelen hükümetle işbirliğinin geliştirileceği ve Irak’ta PKK’ya karşı yürütülen operasyonların devam edeceği vurgulandı. Kandil ve Sincar, 2019’da da Türkiye’nin terörle mücadelesinde gündeme gelecek alanlar olacak.

- Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin ve KKTC’nin yetki alanları yok sayılarak, Yunanistan ve GKRY’nin diğer ülkelerle yaptığı doğal gaz sondaj çalışmaları nedeniyle, Yunanistan ve GKRY uyarıldı.

Doğu Akdeniz’de, GKRY, Exxon Mobil ve Katar Petroleum ile sondaj çalışmaları için anlaşma yaptı. 15 Kasım 2018’de ABD Enerji Kaynakları Bakanı Francis Fannon GKRY’ni ziyaret etti ve GKRY Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis ile görüştü. Fannon, ABD’nin GKRY’ne doğal kaynaklarından faydalanması konusunda desteğini sürdürdüğünü açıkladı.

Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklar, Türkiye ve KKTC dışlanarak paylaşılmak istenmektedir. GKRY’le İsrail, Mısır, Fransa, İtalya, ABD ve Katar petrol/gaz arama şirketleri anlaşma yapmıştı. ABD, Suriye’de PYD/PKK’yı desteklerken; Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yetki alanlarını yok sayarak Yunanistan ve GKRY yanında yer almayı tercih etmekte. Hem Suriye’de hem de Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı politikalar izlemekte. 2019 yılında, Doğu Akdeniz’de enerji savaşının ve güç mücadelesinin şiddetlenerek devam edeceği bir sır değil.

Sonuç olarak, Türkiye iki cephede mücadeleye/savaşa zorlanıyor. Birinci cephe, Suriye’de Fırat’ın doğusu; ABD ile karşı karşıya kalacak. İkinci cephe Doğu Akdeniz; ABD, Yunanistan, GKRY, İsrail ve Mısır’la karşı karşıya kalma olasılığı var.

2019 yılında iki cephede mücadeleye zorlanan Türkiye, S-400 Hava Savunma Sistemi nedeniyle, ABD (NATO) ve Rusya arasında bir seçim yapma zorunda kalabilir. 2019’un son aylarında, S-400’ü teslim alma aşamasında ABD ve NATO’yla gerginliğin tırmanacağı da beklenmeli.

İki cepheye zorlanan bir ülke, ittifaklara yönelmek zorunda kalabilir. Bu ittifak, Rusya ve İran ekseninde yerini bulacaktır… Ya da, Fırat’ın doğusu ve PKK/PYD bölücü terör örgütü konusunda ABD’yle anlaşma durumunda, Türkiye ABD’ye yönelecektir. Bu durumda, S-400 sistemi ne olur sorusu anlam kazanır…

Her durumda, Fırat’ın doğusuna Afrin benzeri küçük çaplı bir harekât ve Süleyman Şah Türbesi’nin eski yerine konuşlandırılması amaçlı bir operasyon beklenebilir…