Türk Silahlı Kuvvetleri, 28 Ekim 2018 günü Suriye’de Fırat’ın doğusunda, sınıra yakın YPG/PKK terör örgütü mevzilerini vurdu. Bu operasyon, 27 Ekim 2018’de Türkiye’nin ev sahipliğinde Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa’nın katılımıyla yapılan Suriye konulu dörtlü zirvenin hemen bir gün sonrasında gerçekleşti. Türkiye, dörtlü zirvede Fırat’ın doğusuna dikkat çekmiş ve bu bölgede terörist oluşumlara izin vermeyeceğini belirtmişti.

TSK’nın YPG/PKK hedeflerini ateş altına alması üzerine, ABD askerleri hiç gecikmeden Fırat’ın doğusunda YPG ile birlikte ortak devriye faaliyetine başladılar. ABD bu hareketiyle, Türkiye’ye ¨YPG/PKK Suriye’de yalnız değil, biz de varız¨ mesajını vermek istedi.

ABD’nin YPG/PKK’yı korumaya yönelik bu tutumu ilk değildi. 24 Ağustos 2016’da başlatılan Fırat Kalkanı harekâtında, TSK Menbiç’e yönelmek istemiş, ancak ABD askerleri TSK ile YPG arasında tampon oluşturmuş ve TSK’nın Menbiç operasyonunu önlemişti.

25 Nisan 2017’de TSK, Suriye’nin kuzeydoğusunda Karaçok Dağı’ndaki YPG hedefini havadan vurmuştu. Bir gün geçmeden, 26 Nisan 2018 sabahı ABD askerleri, vurulan bölgede YPG teröristleriyle beraber hasar tespiti yaptı ve ¨YPG yalnız değil¨ mesajı yinelendi.

Menbiç’te ABD’nin zaman kazanma ve oyalama taktiğinden rahatsızlığını sık sık dile getiren Türkiye, Fırat’ın doğusuna bir operasyonun her an başlayabileceği sinyallerini verdi. Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki siyasi hedefi, YPG/PKK terör örgütü tehdidini ve oluşumunu yok etmek. Siyasi hedefi karşılayabilecek askeri hedef ise; Fırat’ın doğusunda, 30-40 kilometre derinlikte bir tampon bölge oluşturmak. Bu arada, Süleyman Şah Türbesi’ni eski yerine taşımak ve böylece Menbiç’i doğudan kontrol etmek amacı da askeri hedeflerin içinde sayılabilir. Böyle bir harekât, PYD/PKK’yı etkisiz duruma getirir mi? Teröristlerin kaçış yeri Rakka güneyi ve Deyrizor bölgesi olacağından hayır.

Askeri hedeflerin ele geçirilmesi için operasyonun, Arap Pınarı’ndan (Ayn el Arap-Kobani), Akçakale’nin güneyinde Tel Abyad’tan ve Ceylanpınar’ın güneyinde Resulayn’den başlaması olasılığı yüksekti. Siyasi hedefin gerçekleşmesi için, ikinci evrede, bu harekâtın Suriye-Irak sınırı hattına kadar uzatılması gerekmekteydi.
Türkiye’nin hazırlıklarını yaptığı, Fırat’ın doğusuna olası bu operasyonu ABD’nin önlemesi gerekiyordu. Beklenen açıklama geldi. ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, 21 Kasım 2018’de Fırat’ın doğusunda birkaç bölgeye gözlem noktaları kuracaklarını açıkladı. Açıklamasında, Türkiye’ye yönelik her türlü tehdidi takip edeceklerini, Türklerin ABD askerlerinin yerlerini net olarak göreceklerini belirtti. ABD, Fırat'ın doğusunda Ayn el Arap, Tel Abyad, Resulayn, Kamışlı, Amude, Dırbesiye, Derik bölgelerinde 12 gözlem noktası kurmayı planlamıştı. Türkiye’yi koruma amaçlı olduğu söylenen bu adım, aslında YPG/PKK’yı Türkiye’den gelebilecek herhangi bir operasyona karşı korumaya yönelikti. ABD-PYD/PKK ortak devriye faaliyeti de, koruma kalkanının önemli bir parçasıydı.

Tarih tekerrürdür derler… Yıl 1991, Körfez Savaşı sonrası. Kuzey Irak’taki Kürtleri o zamanki Irak lideri Saddam Hüseyin’e karşı korumak için ABD liderliğinde İngiliz, Fransız uçak ve helikopterlerinden oluşan kuvvet, Türkiye (İncirlik, Pirinçlik) üzerinden “Çekiç Güç” harekâtını gerçekleştirdi. 1991 yılında, Irak Hava Sahası’nda 36’ncı paralelin kuzeyi ile 32’nci paralelin güneyi “Uçuşa Yasak Bölge” ilan edildi ve bu bölge Irak Hava Kuvvetleri’ne yasaklandı. Bu uygulama, ABD işgalinin başladığı 2003 yılına kadar 12 yıl sürdü. ¨Çekiç Güç¨, 12 yıl boyunca Kuzey Irak’ta Kürt Devleti’nin kurulmasına şemsiye oldu ve PKK’nın canlanmasına, güçlenmesine uygun ortam sağladı. Özetle,  ABD’nin ¨Gözlem Noktaları¨ planı, Kuzey Irak’ta uygulanan “Çekiç Güç” harekâtının Suriye’nin kuzeyinde bir tekrarıdır.

ABD Fırat’ın doğusundan ve orta vadede PYD/PKK’dan vazgeçemez… Çünkü Fırat’ın doğusu, Suriye coğrafyasının yüzde 30’unu, enerji kaynaklarının yüzde 80’ini ve su kaynaklarının çoğunu barındıran bir bölge. Bu bölgede, yaklaşık 70 bin teröristlik PYD/PKK gücü var. Düzenli orduya ve devletçik yapılanmasına hızla koşan, ABD’nin her türlü desteği sağladığı bir PYD/PKK terör örgütü. Devlet dışı aktörlerin başrolde olduğu ¨Yeni Savaşlar Dönemi¨ de, PYD/PKK’nın ABD tarafından kullanılmasını öngörmekte. Suriye yönetimine karşı, Rusya’nın Suriye’deki güçlerini sınırlamak ve İran’a karşı olası operasyonda rol almak için…

Savaş alanından yansıyan stratejik resim bu… Fakat en önemlisi, 4 Haziran 2015’te İsrail ve Suudi Arabistan arasında yapılan, ¨Türkiye sınırında bir Kürt Devleti’nin kurulması¨ anlaşması. Bu anlaşma maddelerinde, İran’da rejim değişikliği ve Ortak Arap Ordusu’nun kurulması da vardı. İran’da rejim değişikliği için düğmeye basıldı. Arap NATO’su (MESA) kurulma çalışmaları, ABD’nin liderliğinde sürdürülüyor. PYD/PKK terör örgütü, düzenli bir ordu yapılanması aşamasında. Ayrıca, ABD Suriye’de kalıcı olduğunu açıkladı. Yani, ABD bu hedeflere ulaşıncaya kadar PYD/PKK’yla işbirliğini sürdürecek. İran’da olası rejim değişikliğinin ardından, Kürt Devleti oluşturma hızı artacak…

ABD’nin Fırat’ın doğusunda ¨Gözlem Noktaları¨ kurma kararı, Türkiye’ye mesaj niteliği taşıyor. ¨Biz, ortağımız olan PYD/PKK’dan vazgeçemeyiz, Fırat’ın doğusuna planladığın operasyona karşıyız¨ mesajı. İran’a hem ekonomik ve hem de devlet dışı aktörler eliyle başlattığı operasyonun henüz ilk aşamasına geçilmemişken, ABD’nin Suriye’den çekilmesini ve PYD/PKK’dan vazgeçmesini beklemek stratejinin temel unsurlarına aykırı.

Hele, İsrail’le Suudi Arabistan’ın 2015’teki anlaşması koşar adımla uygulamaya koyulmuşken; ABD’nin Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin ulusal güvenlik endişelerini dikkate almasını beklemek, tarihin hükmüne aykırı.
ABD, PKK’nın üst düzey yöneticisinin yakalanması için 12 milyon dolar ödül koyarak, Türkiye’yi yatıştırma yoluna gitti. Böylece, PKK terör örgütünün Türkiye kökenli liderlerini tasfiye ederek PYD/PKK’yı Suriyeli yöneticilerin kontrolüne dönüştürmeği hedeflediği ortaya çıkmış oldu. Türkiye’nin bu süreci kabul edeceğini ve Fırat’ın doğusu pazarlığında engelin ortadan kalkacağını düşünüyor.

ABD, Menbiç’te Türkiye ile orta bir yol bulabilir. Kısa dönemde, Süleyman Şah Türbesi’nin eski yerine taşınması için işbirliği de yapabilir. Bu tür işbirliği taktik düzeydedir. Ancak, Fırat’ın doğusu ve PYD/PKK, ABD’nin kırmızıçizgisi olmaya devam edecektir. Bu kırmızıçizgi de, stratejiktir ve sonuçları gelecek kuşakları etkileyen deprem niteliğindedir…

Türkiye, BEKA sorununu ortadan kaldırmak için, Fırat’ın doğusunda siyasi hedeflerini gerçekleştirmek durumundadır. Bu nedenle, siyasi amaçları karşılayabilecek askeri hedefler, olası bir harekâtı her zaman gündemde tutacaktır. Ve, strateji gecikme kabul etmez…

"Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür.¨ demişti Sun Tzu… 2.500 yıl önce… En geçerli temel prensip…