PENTAGON’UN MEKTUBU

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemi alımı sürecinde, ABD’den şiddeti gittikçe artan tepkiler gelmeye devam ediyor. Son olarak, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), gönderdiği bir mektupla, “Türkiye S-400 alırsa ağır sonuçları olur” dedi.

ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a 6 Haziran 2019 tarihli bir mektup gönderdi. Mektupta, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemi almasının gerçekleşmesi durumunda, ABD’nin uygulayacağı yaptırımlar sıralandı.(1)

Mektupta yer alan yaptırımlar:

1- ABD’de F-35 Savaş Uçağı eğitimi alan 42 Türk personelinin, 31 Temmuz 2019’a kadar eğitimlerinin sonlandırılması,

2- Türkiye’nin, F-35 Savaş Uçağı eğitimi için Kasım ayına kadar ABD’ye göndereceği 34 personelin gidişinin durdurulması,

3- Türkiye’nin F-35 Savaş Uçağı toplantılarına davet edilmemesi,

4- Türkiye’nin F-35 Savaş Uçağı üretim zinciri projesinden çıkarılması, bu kapsamda Türk şirketlerine verilecek yeni siparişlerin durdurulması,

5- Türkiye’ye CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarının uygulanması,

6- Türkiye’nin ABD ve NATO ile olan ilişkilerinin olumsuz etkilenmesi.
ABD öteden beri bu yaptırımları dillendiriyordu. Bu kez, tarihte “Johnson Mektubu” olarak adlandırılan bir mektupta sıralamış oldu.

JOHNSON MEKTUBU

Tarihte, Türk-ABD ilişkilerinde kriz olarak tanımlanan ünlü Johnson mektubu var. 5 Haziran 1964 günü, dönemin ABD Başkanı Jonhson, dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye diplomatik geleneklere uymayan bir mektup gönderdi. Johnson, mektupta Türkiye’yi Kıbrıs Harekâtı’ndan vazgeçmesi yönünde tehdit ediyordu. İnönü o mektuba, Soğuk Savaş ikliminde Sovyet yönetimine yakınlaşmayı ima eden, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır” cevabını vermişti. Bu kez, ABD Başkanı’nın yerine Savunma Bakanı’nın Milli Savunma Bakanı’na tehditler içeren mektubu var. Pentagon Mektubu… Mektup, ABD mi Rusya mı, S-400 mü NATO mu sorusunu dolaylı olarak yöneltmiş. Stratejik sonuçlara işaret eden bir mektup…

PUTİN’İN DOLAYLI TUTUM STRATEJİSİ

Rusya Devlet Başkanı Putin ise, her zamanki gibi dolaylı tutum stratejisini yeğliyor. Pentagon mektubunun basına düşmesinin hemen ardından, 7 Haziran 2019’da St Petersburg uluslararası ekonomi forumunda konuşan Putin, Erdoğan’ın “delikanlı gibi” ülkesinin bağımsızlığını korumaya çalıştığını söyledi. Putin bu konuşmasıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın S-400’ün alımı konusunda sözünde duracağını umduğunu dolaylı şekilde açıklamış oldu. Aynı gün, S-400’ün üretici şirketlerinden Rostec Genel Müdürü Sergey Chemezov, Türk askerlerinin S-400 eğitiminin tamamlandığını ve teslimin iki ay içerisinde yapılacağını söyledi. Yani, S-400 teslime hazır, Türkiye kararından vazgeçmesin demiş oldu. S-400, ABD-Rusya arasında bir güç mücadelesine ve karşılıklı strateji hamlelerine dönüştü. 67 yıldır NATO üyesi olan Türkiye, ABD/NATO ile Rusya arasında, zıt kutupların çekim alanında durmaya çalışıyor…

NATO’NUN TUTUMU

NATO Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SECEUR) ABD’li Orgeneral Tod D. Wolters, 6 Haziran 2019’da yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Rusya'dan teslim almaya hazırlandığı S-400 füze savunma sistemlerinin Amerikan F-35 savaş uçaklarıyla bir arada kullanılamayacağını söyledi. (2)

Yani, ABD ve NATO, Türkiye’nin S-400 sistemini alması durumunda ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını söylüyorlar. Yani, NATO bazılarının söylediğinin tersine, ABD’den farklı düşünmüyor…

BAŞKAN TRUMP EKONOMİK ADIM ATAR MI?

ABD Başkanı Trump’ın yönetim tarzı dikkate alındığında, Türkiye’yi olumsuz etkileyecek ekonomik adımları da atacağını hesaba katmak gerekiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanı jeopolitik uzmanı John Sitilides Trump’ın atacağı adımı şöyle açıkladı: “Trump yönetimi, Türkiye’yle olan F-35 savaş uçakları anlaşmasını sona erdirme konusunda çok ciddi… Başkan Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu. Türkiye bu tür yaptırımları kaldırabilecek durumda değil…”(3)

Bağımsız bir ülke olarak Türkiye’nin, elbette S-400 sistemini alma hakkı var. Ancak, Türkiye bir NATO üyesi. Rusya’dan stratejik düzeyde bir silah sistemi aldığında, bazı maliyetleri göğüslemek zorunda kalacağı öngörülmeli.

NATO ANLAŞMASI VE RUSYA

NATO Anlaşmasının, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” şeklinde özetlenebilecek ünlü 5’inci Maddesi doğrultusunda belirlenen “ortak düşman”, tehdit değerlendirmesi için temel oluşturur. NATO’nun tehdit değerlendirmesinde, ¨ortak düşman¨ Rusya’dır. Rusya’nın bir tehdit ülke olarak algılandığı ve NATO savunma planlarıyla, kuvvet havuzunun buna göre şekillendirildiği bir sır değil. Rusya’yla stratejik düzeyde işbirliğini geliştiren NATO üyesi bir Türkiye, NATO belgelerinde Rusya’yı ¨ortak düşman¨ kabul eden belgeyi imzalar mı sorusu anlamlı.

TÜRKİYE NATO’DAN ÇIKABİLİR Mİ?

Türkiye bağımsız bir ülke ve elbette istediği zaman NATO’dan çıkabilir. Neden olmasın? Kendi milli savunma sistemini kurmuş, ulusal hava savunma sitemini oluşturmuş, kendisine yönelen tehditlere karşı koyabilen, herhangi bir ittifakın şemsiyesine ihtiyaç duymayan bir ülke elbette NATO’dan çıkabilir.

Atatürk dönemi politikaları izlenseydi, Türkiye bugün kendi milli savunma sistemini kurmuş ve savunmada kendi kendine yeterli bir ülke konumuna gelmiş olurdu. Tam bağımsızlık budur. Tam bağımsızlık, ABD’nin, Rusya’nın ya da diğer herhangi bir ülkenin stratejik düzeyde bir savunma sistemine ihtiyaç duyulması değildir. ABD’den Patriot almakla bağımsız olunamayacağı gibi, Rusya’dan S-400 almakla da bağımsız olunmaz.

NATO ÜYESİ OLMAYAN BİR TÜRKİYE

NATO’da söz hakkı bulunmayan bir Türkiye’nin etkisi ve gücü ne olur? Mesela, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO’ya üye olması sürecinde, Türkiye veto hakkını kullanabilir mi? Mesela, doğu sınırında kendisine tehdit olabilecek bir komşu ülkenin, gelecekte NATO’ya üye olmasını engelleyebilir mi? Ortadoğu’da herhangi bir ülkenin NATO’ya üye olması konusunda söz sahibi olabilir mi? Doğu Akdeniz’in ve Ege’nin tümüyle bir NATO/Yunan gölü haline gelmesine karşı koyabilir mi?

Çevresindeki iç savaş nedeniyle, NATO üyesi olmayan bir Türkiye’nin sığınmacı akını gerekçesiyle, NATO için gelecekte tehdit ülke olarak algılanma olasılığına karşı ne yapılacak? Bu soruların yanıtları hangi düzeyde tartışıldı?

TEHDİT ÜRETEN COĞRAFYA

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar; Doğu Akdeniz’de enerji ve güç mücadelesinde ABD’nin karşı cephede yer alması; Suriye’de Fırat’ın doğusunda oluşturulması öngörülen Güvenli Bölge konusunda ABD’nin tutumu; Fırat’ın batısında Türkiye’nin var olan askeri varlığı; İdlib’in geleceği; Suriye’de Menbiç ve Fırat’ın doğusunda ABD’nin desteklediği PYD/PKK terör örgütünün varlığı; Kuzey Irak’ta PKK terör örgütünün durumu; Karadeniz’de güç mücadelesi; ABD’nin İran’a olası operasyon girişimleri… Ortaya çıkan bu stratejik resimde, Türkiye’nin çevresinde tehdit üreten bir coğrafya var. S-400’ün Türkiye’ye konuşlandırılmasının başlamasıyla birlikte, ABD’nin, AB’nin ve NATO’nun her cephede gerginliği tırmandıracağını beklemek sürpriz olmayacak…

Bununla beraber, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığı ve caydırıcılığı yönünden, 2020’den itibaren F-35 savaş uçağının TSK için kritik önemde olduğunun altı çizilmeli. F-35’ten vazgeçilmesi durumunda, Ege’de ve bölgedeki güç mücadelesinde, TSK’nın etkinliğinde ne gibi sonuçlar doğurur sorusunun cevabı önemli.

TÜRKİYE NE YAPACAK?

Peki, Türkiye ne yapacak?

Türkiye, ABD Savunma Bakanı’nın gönderdiği bu mektuba, ¨Mütekabiliyet Esası¨ çerçevesinde gerekli cevabı vermelidir. Rusya’dan S-400 sistemini alma kararlılığı devam edecekse, bu durumda, ABD’de F-35 Savaş Uçağı eğitimi gören personel, 31 Temmuz 2019 tarihi beklenmeden geri çağrılmalıdır.

Peki, tarih tekerrür eder mi? Yıl 1975, 25 Temmuz… 1974’te uyguladığı silah ambargosunu kaldırmadığı için, Başbakan Süleyman Demirel hükümeti ABD’nin Türkiye’deki 21 üs ve tesisini kapatmıştı. Üs ve tesislerde, ABD’nin beş bin sivil ve asker personeli vardı. S-400’ün alınması ve ABD yaptırımlarının devreye girmesi durumunda, tarihin tekerrür etme olasılığı nedir?

Sonuçta, Türkiye’nin Rusya ve İran’la işbirliğini artırması, tehditlere karşı koyabilecek politikanın geliştirilmesi en doğru yöntem. Suriye için, Adana Mutabaktı’nı aktif duruma getirmek ise önemli bir kilometre taşı olacak. Ancak Türkiye, NATO ile Rusya dengesini iyi tartmalı. Kaybedilecekler ve kazanılacaklar listesi, gelecek kuşakları da etkileyecek ve stratejik sonuçlara neden olabilecek tarihi bir belge olacak…

Bu stratejik tabloda, bugünün çözüm olarak görülen politikaları, yarının ana sorunları haline gelmemeli… İsmet Paşa (İnönü) der ki; ¨savaşın başında yaptığınız hata, savaşın sonuna kadar peşinizi bırakmaz.¨

S-400 düne kadar etkili bir silah sistemiydi, şimdi ise bir tehdit durumuna geldi…

(1) https://www.amerikaninsesi.com/a/s400-f35-fuze-sistemi-turkiye-abd-amerika-savunma-sistemi/4950071.html?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

(2) https://tr.sputniknews.com/abd/201906071039269530-abd-avrupa-kuvvetleri-komutani-Wolters-s-400ler-f-35lerle-bir-arada-kullanilamaz/

(3) amerikansesi.com, 12 Nisan 2019, https://www.amerikaninsesi.com/a/nato-ulkelerindeki-rus-yapimi-s300lere-tepki-neden-yok/4873781.html