Gün doğmadan neler doğar

Önceki gün ve akşamında neler konuşuluyordu şimdi neler konuşuluyor. Çok sıcak bir hafta sonu var önümüzde. Gün doğmadan neler doğar. Bekleyip, gelişmeleri göreceğiz.

Türkiye hakikaten de her yönüyle dinamik bir ülke. Siyasette de böyle. 21 yıla evrilen Erdoğan iktidarını sandıkta indirmeye çok yakın olan Millet İttifakı’nın önceki günkü 12. toplantısına bakınca da o dinamizmi görüyorsunuz… O toplantıdan sonra açıklanan çok kısa altı imzalı bildirinin ardından gel de Süleyman Demirel’in ünlü veciz sözünü hatırlama!.. Ne demişti kurt siyasetçi: “24 saat siyasette çok uzun bir süredir”.

12. toplantıdan önce aynı gün kaleme aldığım analizde Millet İttifakı adayının adının konulacağını ancak açıklanmasının YSK’nın muhtemelen seçim takvimini açıklayacağı 10 Mart ve izleyen günlere bırakılacağını belirtmiştim. Evdeki hesap çarşıya, yani altı liderin tutumuna uymadı! Altı lider meseleye bir nokta koymak yerine “virgül” koydu. Zaten 13. toplantının kısa süre sonra 6 Mart pazartesi yine SP Genel Merkezinde, Temel Bey’in ev sahipliğinde yapılacak olması da buna işaret ediyordu.

MEĞER VİRGÜL SADECE AKŞENER’DENMİŞ!..

Ertesi gün öğleden sonra GİK ve il başkanları toplantısı sonrasında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarından anlaşıldı ki virgülü altı genel başkan değil, sadece kendisi koymuş! Kimileri bunu “nokta” olarak görebilir ancak “virgül” olarak görmek isteyenlerdenim. Cumhur İttifakı’nın tek umudu Altılı Masa’daki dağılmaydı. Umarım o masadaki herkes, Akşener ve Kılıçdaroğlu da sorumluluk duygusuyla hareket edecektir ve taşlar yerine oturacaktır.

Ancak şunu da belirteyim; Akşener de partisinin kimi yetkilileri de “kazanacak aday” tanımını bir şifre gibi hep canlı tuttu kamuoyunda. Bundan kasıtları, Kılıçdaroğlu ile seçimi kazanma konusundaki tereddütleriydi. O yüzden Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerini gündemde tuttular.

Zaten önceki günkü 12. toplantı sonrasında İYİ Parti cephesinde yaşanan gelişmeler de toplantının ertesi gününde cereyan eden gelişmelerin ipucunu ortaya koymuştu fazlasıyla. Bazı İYİ Partili isimlerin attığı duran ve silinen tweet’ler, Meral Hanım’ın GİK toplantısı için Altılı Masa toplantısının hemen ardından 22.30’da parti genel merkezine geldiğinde atılan “Milletin umudu Meral Akşener!” sloganı; aldığı tam yetkiye karşın GİK’i toplaması; ayrıca 81 il başkanını Ankara’da toplantıya çağırması bir vakıaydı…

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Peki şimdi ne olacak?.. 6 Mart Pazartesi günü 13. toplantı, daha doğrusu bir virgül ile yarım kalan 12. toplantı devam edecek mi? Altı genel başkan SP Genel Merkezinde bir araya gelecek mi? Bu, ortak aday konusundaki ciddi anlaşmazlığın giderilmesine bağlı. Ancak 6 Mart’ta liderler bir araya gelmezse bu bir daha gelmeyecekleri anlamına da gelmez. Hafta sonu gerek partilerin kendi içinde gerekse birbirleriyle sıkı bir görüşme trafiğinin olacağını not edebilirim. Siyasette 24 saat bile çok uzun bir süre iken üç gün çok çok daha uzun bir süre.

Cumhur İttifakı cephesi İYİ Parti’nin çıkışından sonra zil takıp oynamaya başladı. Millet İttifakı’na umut bağlayan ve Türkiye için bir çıkış yolu olarak gören seçmen ise karalar bağlamaya… Ne Cumhur zil takıp oynasın ne de Millet karalar bağlasın. Taşlar yerine oturur, son gülen iyi güler.

Şunu da not edeyim. Ortak bir adayda uzlaşılsa bile her şey güllük gülistanlık olacak değildir. İktidar cephesi aday etrafındaki konsolidasyonu zayıflatmak için her türlü dezenformasyona başvuracaktır. Örneğin, diyelim ki TİP ve SOL Parti hatta HDP Millet İttifakı’nın adayını destekleme kararı aldı. Gerek AK Parti gerekse MHP’nin yaygarasını görün o zaman! Millet İttifakı ve özellikle İYİ Parti bütün salvoları göğüslemek için hazır olmalıdır.

Nefeslerin tutulduğu şu günlerde içimden bir ses diyor ki pazartesi ya da izleyen günlerde her şey çok güzel olacak. Kemal Kılıçdaroğlu da Meral Akşener de sağduyulu hareket ederek milletin umudunu boşa çıkarmayacak adımları atacaklar. Ne kadar ve nasıl geriye çekilebilirler, ne kadar ve nasıl ileriye doğru hamle yapabilirler ve bir noktada buluşabilirler; buna bakacaklar. Bakmalılar. Tersi, muhalefetin iktidar olanağını riske atmak ve Erdoğan’a bir beş yıl daha vermek anlamına gelir çünkü! Bu noktada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın takınacağı tavır ve tutumun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu iki isim değil sadece; başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve bütün CHP’li belediye başkanları aynı doğrultuda hareket ederse Kılıçdaroğlu ve Akşener’in yeniden yan yana gelmesinde, kol kola girmesinde etkin rol oynayabilir.

Önceki gün ve akşamında neler konuşuluyordu şimdi neler konuşuluyor. Çok sıcak bir hafta sonu var önümüzde. Gün doğmadan neler doğar. Bekleyip, gelişmeleri göreceğiz.