Milliyet'in denizlere gönül veren başarılı muhabiri Gökhan Karakaş'ın sayesinde denizlerde olup bitenleri, önemli gelişmeleri öğreniyorum.  

BİLİM SEFERİ YAPILIYOR DA...

27 Nisan 2022'de yine Karakaş'ın "Müsilaj için acil bilim seferi" başlıklı haberinden gördük ki Marmara Denizi'nde yeniden müsilaj (deniz salyası) ortaya çıkınca İ.Ü. Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitü'nde görevli bilim insanları araştırma gemisi R/V Alemdar 2 ile denize açılmış ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın başlattığı Marmara Denizi Eylem Planı doğrultusunda inceleme yapmaya başlamışlar. 

Haberin devamı şöyle: "Önce İstanbul Boğazı'nın tamamını ardından müsilajın görüldüğü Doğu Marmara kıyılarına gitmeyi planlayan Türkiye'nin en donanımlı araştırma gemisi 64 metre boyundaki R/V Alemdar 2, sarı kümelenmelerin görüldüğü yerlerde bulunacak. Bilim insanları hem yüzeyden hem de gelişmiş cihazlarıyla derinlerdeki sulardan örnekler alırken, müsilaj oluşumunun nedenlerini arayacak."

BUNU YAPMAZSANIZ MARMARA'DA ÇOĞALIR, SAROS'U DA KAPLAR 

Bilime tabii ki saygım var ancak şimdiden müsilajın gerçek nedenini şuraya altını çizerek yazayım: Marmara'da görülen, İstanbul'un denizini tehdit eden müsilajın nedenini uzun uzun aramaya gerek yok! Neden apaçık ortada... Neden, Türkiye’nin bölgeler arası dengesizlik meselesi... Siz bölgeler arası dengeye dikkat etmezseniz, sanayi yatırımlarını Marmara havzasında toplarsanız, haliyle ülke nüfusunun neredeyse üçte birini bu havzaya çekerseniz Marmara Denizi'nde müsilaj kaçınılmaz olur. Hatta müsilaj giderek Marmara'nın dışına taşar, Saros Körfezi’nde gözükür, Ege'ye doğru ilerler bu gidişle. Sadece İstanbul'un nüfusu Türkiye’nin beşte biri... Marmara Denizi çevresinde toplanan İstanbul ile birlikte Tekirdağ, İzmit, Yalova, Bursa gibi sanayi kentlerinin atıklarına hangi arıtma tesisi ne kadar dayanır? Sadece deniz değil bu havzadaki Ergene gibi ırmaklar da perişan durumda sanayi atıkları yüzünden. Şu değil zehir akıyor ırmaklarda. Doğa da perişan oluyor. 

ÇÖZÜM BİR YERDEN BAŞLANIRSA MÜMKÜN 

Marmara ve Ege'de müsilaj tehlikesinin artmadan  kontrol altına alınması ve giderek müsilajın önünün alınmasının yegane önlemi denizi kirletmeme yanında kesinlikle merkezi hükümetin bölgeler arası dengesizliğe neşter vurması, bu büyük sorunu gündemine alması ve gereğini yapmasıdır. Gereği ise artık yatırımların Marmara Havzası yerine memleketin göç veren bölgelerine yapılması, nüfusun oralarda tutulması ve tersine göçün sağlanmasıdır. Tabii bir de Marmara'nın, İstanbul'un nüfusunu daha şişirecek Kanal İstanbul projesinin derhal durdurulması gerekiyor. Bu proje müsilajı patlatır! Nüfusu da patlatır! Doğu ve Orta Anadolu ile İç Karadeniz ise daha da ıssızlaşmayla karşı karşıya kalır. 

Kısacası, müsilajın nedeni belli ve bu da bölgeler arası dengesizliği çözmek için bir yerden başlamayı gerektiriyor. Buradan başlamazsanız istediğiniz kadar bilimsel çalışma yapın boş... 

Tabii bölgeler arası dengesizlik meselesi 75 senelik bir mesele... 20 yıllık AK Parti hükümetleri de bu meseleye gözünü kapattı. İsmet İnönü başbakanlığındaki ilk koalisyon hükümeti programına aldığı Köy-Kent projesi ile bu büyük sorunu gündemine almıştı. Ecevit de daha sonra üzerinde durdu. Ne yazık ki bu hükumetlerin vadesi o projeyi uygulama alanına koymaya yetmedi. Şimdi Millet İttifakı ve 6'lı masa da mutlaka seçim programında bu büyük soruna neşter vuracak önerilere yer vermeli ve iktidara geldiğinde gündeminin ilk sıralarına almalıdır. Bunu takip edeceğim.