“Büyümez Ölü Çocuklar” Nazım Hikmet

Bir filmi anlamak için bakılması gereken en önemli yerlerden biri yaratıcısının hayatıdır hiç şüphesiz.
The Tenant, Polanski’nin “Apartman Üçlemesi”’nin “Repulsion” ve “Rosemary’s Baby”yi takip eden üçüncü ve son filmi.
Bir küçük Yahudi, Trelkovsky.
Onu canlandıran bir küçük Yahudi, Polanski.

Annesi Auschwitz'de katledilirken, bir şekilde Mauthausen toplama kampından sağ çıkan ve annesinin kaybından dolayı oğlunu suçlayan babası...
Ve Adorno'nun "sağ kalanların suçluluk duygusu" dediği şeyle lanetlenmiş küçük Roman...

Bir sahnede...
Bu soğuk ve ölüm tarafından ele geçirilmiş ormanda yapayalnız oturmuş düşünen kimdir?
Ne düşünmektedir?
Arkadan bir çocuk ağlaması gelir.
Yönetmen koltuğunda oturmuş soğuk ve ölüm kokan çocukluğunu düşünen yönetmen Polanski’dir.
Şımarık ve çirkin bir çocuk ağlar.
Polanski, bir an çocuk için üzülür.
Sonra çocuğun oyuncağına ulaşamadığı için ağladığını görürüz.
ve çocuğa öfkeyle bir tokat atar.
İkinci dünya savaşında Parisli bir çocuk olmak...
İkinci dünya savaşında Krakowlu bir çocuk olmak...
Parisli Patrick oyuncağını kaybetmiştir.
Krakowlu Romek, toplama kampında annesini, babasını, çocukluğunu ve hayallerini..
O boş sandalyelerin imlediği bütün kayıpları, bütün ölümleri...
Müthiş otobiyografik ve müthiş acı bir sahnedir bu!

Bir sahnede, bir parkta, sanki bir yönetmen sandalyesinden boşluğa bakar küçük Roman.
Karakteri Trelkovsky’nin gözlerinden bakar.
Büyümez ruhu ölü çocuklar.