Vize Mafyası Milli Güvenlik Tehdidi
Eskiden vize kuyrukları denince akla konsolosluk kapılarında sabahın köründe titreyerek bekleyen, elinde şeffaf dosyalarla sıra sayan insanlar gelirdi. Şimdi o çile rütbe atlattı, dijitalleşti. Artık konsolosluk kapısında değil, bilgisayar ekranının başında, hiç var olmayan bir boşluğun kuyruğunda bekliyoruz.
Vatandaş vize kuyruğu değil, resmen randevu kuyruğu bekler hale geldi. Neden mi? Çünkü araya giren, sistemi kilitleyen ve bu çaresizlikten milyarlar deviren yeni nesil bir "aracılık" çetesi var karşımızda.
Açık konuşalım: Vize başvurularında aracılık hizmeti verdiğini iddia eden bu yapıların ezici bir çoğunluğu derhal yasa dışı ilan edilmelidir. Bu iş artık bir "hizmet sektörü" olmaktan çıkmış, organize bir gasp mekanizmasına dönüşmüştür.
Sistem şöyle işliyor: Sıradan bir vatandaş olarak konsolosluğun ya da resmi aracı kurumun sitesine giriyorsunuz. Takvim kıpkırmızı. Boş tek bir dakika bile yok. Çünkü arkasına devasa yazılım güçleri alan bu gayriresmi aracılar, kurdukları bot yazılımlarla sistem açıldığı anda milisaniyeler içinde tüm randevuları bloke ediyor. Kendi sistemlerine çekiyorlar. Sonra ne mi oluyor? Siz acil bir iş seyahati, bir eğitim fırsatı ya da bir aile ziyareti için çırpınırken, karşınıza dikilip "Sana 500 Euroya, 1000 Euroya randevu buluruz" diyorlar. Kendi malımızı, bize parayla satıyorlar.
İşin en acı tarafı, bu yapıların kendilerini "yabancı dil bilmeyen, internetten anlamayan vatandaşa yardım eden iyilik melekleri" gibi pazarlaması. Muhtaçlık üzerinden devasa bir sömürü düzeni kurulmuş durumda. Ortada ne fatura var, ne vergi, ne de denetim. Milyarlarca liralık kayıt dışı bir para trafiği, hiçbir katma değer üretmeden sadece vatandaşın sıkışmışlığını paraya çevirerek akıp gidiyor.
Mesele sadece ekonomik bir soygun da değil. Bu konu artık çok ciddi bir “milli güvenlik sorunu” haline gelmiştir. Bu gayriresmi kurumlar, vatandaşların en mahrem bilgilerini topluyor. Pasaport numaralarınız, banka hesap dökümleriniz, tapularınız, aile nüfus kayıt örnekleriniz, iş yeri belgeleriniz... Devletin bile saklarken kırk dereden su getirdiği bu ultra hassas kişisel veriler, ne idüğü belirsiz ofislerin bilgisayarlarında, denetimsiz sunucularda cirit atıyor. Bu verilerin yarın hangi veri pazarlarında satılmayacağının, hangi dolandırıcılık şebekelerinin eline geçmeyeceğinin garantisini kim verebilir?
Çözüm ise aslında o kadar basit ve net ki... Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bu illegal veya yarı legal "aracılık" faaliyetleri, tek bir hukuki düzenlemeyle “yasa dışı” ilan edilmelidir. Resmi olarak yetkilendirilmiş ana aracı kurumlar dışında, "randevu alma, dosya hazırlama" adı altında para talep eden her türlü şahıs ve işletme ağır cezai müeyyidelerle karşılaşmalıdır.
Bu aracılık hizmetleri yasa dışı ilan edildiği an, sistem kendiliğinden temizlenecektir. Bot yazılımlar rant devşiremeyecek, karaborsa çökecek ve o kilitli randevu takvimleri bir günde normale dönecektir. Vatandaşın seyahat özgürlüğünü rehin alan, vergi kaçıran ve kişisel verilerimizi tehdit eden bu dijital feodalizme göz yummak, kendi insanımızı bile bile bu sömürü çarkının dişlileri arasına atmaktır. Artık yeter; bu soygun düzeninin fişi derhal çekilmelidir.