Kendimi hep sıradan bir CHP üyesi olarak gördüm.

Siyaset budur diyerek, makam mevki kapmak için parti yönetiminin, yöneticilerinin, Genel Başkanın önünde taklacı güvercinleri kıskandıracak derecede takla atan, onur ve gurur yoksunlarından olmadım.

Sadece çalıştım ve CHP’ye yarayacak projeler ürettim.

Uzunca bir süre birilerinin projelerimi, önerilerimi, görüşlerimi sorup, öğrenip, sahiplenip, bunlar üzerinden bir yerlere gelmelerini sessizce izledim.

Ama sonrasında bu duruma artık yeter demek zorunda hissettim kendimi.

Yazdığım ve konuştuğum her yerde emeklerimin başkaları tarafından sömürülmesini önlemek için imzam bulunan proje ve önerileri sahip çıkmaya, bunlar benimdir demeye başladım.

Okuduğunuz yazının amacı da bu.

Yazılarımı takip edenler ve beni partiden tanıyanlar, başta “Emekliye 2 maaş ikramiye”, “Okul öncesi ücretsiz eğitim”, “TOKİ’den ucuz konut”, “Tüm üniversite öğrencilerine en fazla 2 kişilik odalarda yurt” olmak üzere birçok projeyi hazırladığımı bilir.

Bunların dışında beni bayıltacak kadar şaşırtan olaylar da var.

Örneğin, Genel Merkeze gönderdiğim “Torunlarına bakan nine ve dedelere maaş” projesinin 2 yıl önce son Başbakan Binali Yıldırım tarafından nasıl açıklandığını hala daha anlayabilmiş değilim.

Gerek 1999 gerekse 2004 yerel seçimlerinde çok sık dile getirdiğim, ama duyanların kabullenmekte zorlandığı bir değerlendirmem vardı.

Özellikle de Mart 2004 Yerel Seçimlerinde Ankara-Etimesgut’tan Belediye Başkan adaylığım açıklandıktan sonra hazırladığım projeler broşürü şu sözlerle başlıyordu: “Bir belediye başkanı vatandaşa yol yaptım, su getirdim, kanalizasyon yaptım, yardım verdim, park yaptım diyemez. Çünkü bunlar zaten onun asli görevleridir. Çünkü bu işleri yapmak için o makama gelir ve maaş alır. Çağdaş bir belediye başkanının yapması gereken asıl iş, yöneteceği il ya da ilçenin ekonomik kalkınmasını sağlamak, is ve istihdam yaratacak projeleri hayata geçirmektir..”

İşte bu sözleri birkaç kelime farkıyla tam 14 yıl sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Ekim 2018’de, Kızılcahamam’daki AKP kampındaki konuşmasında dile getirdi.

Bir belediye başkanının nasıl olması gerektiğini, her yerel seçim öncesi, CHP’de Genel Başkana, tüm yöneticilere sonrasında da, belediye başkan adaylarına ısrarla yukarıdaki sözleri tekrarladım.

Bizim parolamız olması gereken bu sözleri yıllar geçmesine rağmen partim CHP’nin hiçbir yöneticisinin ağzından duymadım, onlara söyletemedim.

Sözlerimin 14 yıl sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirilmesini şaşkınlıkla izledim.

Görün bakın, sırf Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından çıktığı için değil doğru olduğu için bu sözleri AKP’nin her adayı kullanacaktır.

Yine de, Belediyecilik Uzmanı olarak son 20 yıldır hazırladığım bini aşkın projeden birçoğunun hem CHP hem MHP hem de AKP’li belediyeler tarafından, küçük bir teşekkür bile edilmese de, kullanıldığını görmek beni mutlu ediyor..