Seçmenlerin arasına yeni kuşaklar katıldıkça Türkiye’deki siyasi dengeler de değişim sinyalleri veriyor.

Yeni kuşak genç seçmenlerin, Türkiye’den ve dünyadan beklentileri anne, baba, dede ve ninelerine göre çok farklı.

Büyüklerinin etkilendiği AKP’nin siyasi söylemleri ve geçmişte yaptığı hizmetleri onların pek umurunda değil.

AKP sözcülerinin, “Türkiye’yi duble yollar ve otoyollarla donattık” sözleri artık gençleri etkilemeye yetmiyor.

Çünkü ellerindeki akıllı telefonlarla dünyanın her köşesindeki bilgiye, gelişmeye ulaşan genç seçmenler, birçok ülkede sıradan bir gelişme sayılan otoyol ya da duble yolun, övünülecek değil zaten yapılması gereken bir iş olduğunu düşünüyorlar.

İktidar sözcüleri, sağlık sektöründeki değişimi, hastanelere ve sağlık hizmetlerine kolay ulaşımı, eczanelerde gerekli ilaçları bulabilmeyi ve alabilmeyi anlattıklarında, yeni kuşak seçmenler pek etkilenmiyorlar.

Çünkü onlar sürekli gelişen teknolojinin sağladığı kolaylıkla, dünyanın birçok ülkesinde sağlık sektörünün nasıl işlediğini biliyor, sağlık hizmetlerinin, gelişmiş hastanelerin, kolay ulaşılan ilaçların zaten yapılması gereken hizmetler arasında görüyorlar.

İktidar sözcülerinin, 3. Boğaz Köprüsü’nden, Osmangazi Köprüsü’nden, Avrasya Tüneli’nden, İstanbul’a 3. Havalimanı’ndan, Kanal İstanbul projesinden bahsetmesi yeni seçmenleri sanıldığı gibi pek etkilemiyor.

Çünkü gençler ellerindeki son teknoloji ürünü cep telefonları, ıpaid, tablet, dizüstü bilgisayarlar sayesinde dünyanın dört bir köşesindeki köprüleri, tünelleri, havalimanlarını görüyor, biliyor, bunları zaten yapılması gereken hizmetler olarak düşünüyorlar.

İktidar sözcülerinin, hizmete giren ya da inşası süren hızlı tren hatlarını, havaalanı sayısındaki büyük artışı, hava ulaşımındaki gelişmeyi, her ile üniversite açılmasını uzun uzun anlatmaları genç seçmenlerin dikkatini pek çekmiyor.

Çünkü onlar, bu alanlarda dünyadaki gelişmeleri biliyor, görüyor ve zaten yapılması gereken hizmetlerden sayıyorlar.

İktidar sözcülerinin, herkesin iyi ya da kötü bir otomobil, konut sahibi olabildiğini söylemeleri genç seçmenlerde yine beklenen etkiyi yapmıyor.

Çünkü onlar teknoloji kuşağı ve birçok ülkedeki gibi Türkiye’de de otomobil ile konut edinmenin kendileri için de hak olduğunu düşünüyorlar.

İktidar sözcülerinin, türban yasağını ve imam hatipleri baskılardan, yasaklardan nasıl kurtarıp özgürleştirdiklerini anlatmaları da, özellikle muhafazakâr ailelerden gelen genç seçmenleri etkilemede yetersiz kalıyor.

Çünkü onlar, anlatılanları yaşamadılar, ayrıca tüm siyasi partilerin bu alanlarda özgürlükleri destekleyen açıklamalarını, politikalarını da görüyorlar.

AKP’nin son 16 yıldır girdiği her seçimden ve referandumdan zaferle çıkmasını sağlayanlar, yeni seçmen olan gençlerin anneleri, babaları, nineleri ve dedeleriydi.

Çünkü bu kuşaklar, 16 yıl öncesinde hastanelerin, yolların, köprülerin, havalimanlarının, üniversitelerin, hızlı trenlerin, uçak yolculuklarının, otomobil ve konutların eksikliğini gördükleri bir dönemi yaşadıkları için, söz konusu alanlardaki değişimden etkileniyor, tercihlerini de AKP’den yana yapıyorlardı.

Adalet ve Kalkınma Partisi ise gençlere ilişkin gerçeklerin uzun süredir farkındaydı.

İşte bu yüzdendir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere hitap ederken çok dikkatli bir dil kullanıyor, “Gençler, siz eski Türkiye’yi bilmezsiniz” diyerek kendi gençliğine, hatta çocukluğuna giderek, hastanelerdeki sıkıntıları, ulaşımdaki çileleri, sırtüstü yatıp gökyüzündeki uçağı nasıl izlediklerini anlatıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, gençlerin anne, baba, nine ve dedelerine, “Çocuklarınıza, torunlarınıza, eski Türkiye’de yaşadığımız sıkıntıları ve AKP iktidarının hizmetlerini karşılaştırarak anlatın, unutmasınlar” diye sesleniyor.

Erdoğan böylelikle eski kuşak AKP seçmenine, bizzat kendi çocuklarına ve torunlarına AKP propagandası yapma, onları ikna etme görevini veriyor.

Gerçek şu ki, AKP seçmenlerinin çocukları ve torunları arasında, başka siyasi söylem ve vaatlere ilginin artmaya başladığı, onların tam anlamıyla anne, baba, nine ve dedeleri gibi düşünmediği reddedilemez bir hale geldi.

Bu durum, AKP’ye destekte azalmaya yol açtığından, partinin oy oranının yüzde 45’lere gerilediği biliniyor, 24 Haziran’a kadar da düşüşün sürmesinden endişe ediliyor.

Peki, yeni kuşak seçmenlerdeki bu değişim AKP’ye seçim kaybettirmeye yetecek düzeye geldi mi?

Elimde Avrupa Birliği’nin, İngiliz-Alman-Fransız ortaklığındaki bir kamuoyu araştırma şirketine yaptırdığı seçim anketi var.

26 Mayıs’ta açıklayacaklarını söyleyerek, lütfen bekle dedikleri için şimdilik yazmıyorum.


Yazıyı CHP yönetimine yıllardır seslendiğim, ama nedense duymak istemedikleri cümle ile bitiriyorum: “AKP'nin 5 zayıf noktası var. Bunların sadece 3'ünü görseydiniz, oy oranı 1 yılda yüzde 35'e inerdi.”