"Şimdi zamanı değil" ifadesi Kemal Kılıçdaroğlu'nun, AKP İktidarı karşısında CHP'yi yenilgiden yenilgiye taşıdığı süreçte, kötü gidişe tepki gösterenler için üretilmiştir.
Ben de sayısız kez bu ifadenin muhatabı oldum.
Yıllardır her seçim öncesi gidişatın kötü, yapılanların yetersiz olduğunu görüp, yazılar kaleme aldım.
Yayınlandığı anda yazının altına yorumlar döşeyip, telefonuma mesajlar yağdırdılar.

Ortak ifade ise hep, "Şimdi zamanı değil. İktidara yürüyoruz. Yazdıkların AKP'ye hizmet eder" oldu.

Bunu söyleyenlerin arasında her zaman vekiller, PM ve MYK üyeleri de yer almıştır.
Seçim bittiğinde, sonuç hezimet olduğunda, neden kaybettiğimizi iyi niyetle kırmadan, dökmeden anlattığımda, "Şimdi zamanı değil. İktidara yürüyoruz" korosu hiç vakit kaybetmeden harekete geçmiştir.
"Kardeşim, seçim bitmiş neyin zamanı değil" dediğimde, bu kez de "Örgütlerin, parti tabanının kafasını karıştırmamak lazım" yanıtını vermişlerdi.
Son yerel seçimlerin sonrasında da durum değişmedi.

İstanbul’dan başlayarak, seçim sonuçlarını, özellikle de il başkanı Canan bacının zaferi diye yutturanlara tepki yazıları kaleme aldım.
"HDP, aday gösterseydi, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya'yı kazanabilir miydik? Gerçeği görelim. HDP, bunun diyetini istediğinde ne yapacağız?" Diye sordum.
Yine kıyamet koptu ve "Şimdi zamanı değil. İktidara yürüyoruz" cümlesi ağır hakaret ve tehditler eşliğinde kuruldu.
Peki, "Şimdi zamanı değil" cümlesi neden başkalarına kurulmuyor?
Örneğin Canan Bacı, son kurultayda Genel Başkan'ın has adamlarının Parti Meclisi'ne girişini engellediğini övünerek açıklarken ya da Atatürk'ü tartışmaya açarken ve daha birçok konuda CHP’nin kuruluş felsefesine aykırı laflar ederken, neden kimse ona, "Şimdi zamanı değil. Bunlar AKP'ye hizmet eder" demiyor.

Kaldı ki, AKP, Canan Bacının açıklamalarını tepe tepe kullanmıyor mu?

Neden hiç kimse Canan’a, “Söylediklerin ve yaptıkların Saray’a hizmet ediyor” diyemiyor.

Cumhuriyet'in kurucu partisi CHP'nin 60 yıldır iktidar olamayışını sorgulamak yerine, "Dostlarımızla birlikte iktidara geleceğiz" diyen Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve ekibi, “Şimdi zamanı değil” ifadesini son zamanlarda Muharrem İnce için kuruyor.

Ama bu kez ifadenin sonuna “Saray operasyonu” iftirasını ekleyerek, çamur atmanın boyutunu büyütüyorlar.

Hem de bunu, yanlarına aldıkları kendilerine demokrat, devrimci, Atatürkçü, ilerici etiketi yapıştıran gazeteci tayfasının acımasız saldırılarıyla yapıyorlar.

“Kırmızı çizgim Atatürk” diyen Muharrem İnce’yi hedef almalarının birçok nedeni var.

Ama temel neden, CHP içinden çıkan bir kişinin, CHP’yi Türkiye’de iktidara taşıma kapasitesi olmayan ve parti içi iktidarla yetinen ekibin karşısına yiğitçe dikilmesi, başarısızlıklarını gizlemek için ürettikleri makyajlarını, yalanlarını ortaya dökmesidir. 

AKP iktidarının bunca hatasına ve kötü gidişe rağmen CHP’nin oy oranını bırakın büyütmeyi, tam tersine yüzde 20’lerin altına düşürenler, Muharrem İnce’yi, partiyi bölmekle suçluyorlar.

Öyleyse soralım, “Oy oranını düşürmek, partiyi bölmek değil midir?”

Muharrem İnce’nin başlattığı Memleket Hareketi’ne yönelik ilginin giderek büyüdüğünü görenler, çareyi CHP örgütlerini yakın takibe almakta buldular. Milletvekilleri, il ve ilçe örgütlerine Güzin Abla gibi dert dinlemeye gönderildiler.

Genel Başkana çok yakın isimlerden oluşan bir ekip, örgütlerde Muharrem İnce’ye sempati duyanların, görüşenlerin ve gidebileceklerin çetelesini tutmaya başladı.

Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi iftiraları, çamurları atarlarsa atsınlar, Atatürk ile sorunu olan ya da Atatürk üzerinden beslenen gazeteci etiketli tetikçileri de ortalığa salsalar, Muharrem İnce’yi yolundan döndüremezler.

AKP iktidarı ile mücadele yerine tüm güçlerini Muharrem İnce’ye saldırmaya ayırarak Saray’a hizmet edenler, böylelikle gerçek yüzlerini de ortaya koyduklarının farkında değiller.

Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan bile "CHP yönetiminden gayet memnunuz, mumla arasak bulamayacağımız bir rakip" sözleriyle Saray’ın tercihini kimden yana yaptığını kanıtlamıyor mu?

Son söz: “Şimdi zamanı değil” diyenler de artık biliyor ki, şimdi tam da Muharrem İnce’nin zamanı.

 

Not: AKP-fetö ortaklığındaki Ergenekon kumpasında zindana atılan şerefli Türk subaylarına, Teğmen Çelebi’ye sahip çıkan programlar yaparken, “Darbecileri savunuyorsun” diye beni eleştiren “Yetmez ama evetçi”, “İkinci cumhuriyetçi”, “Terör örgütü PKK sevici” sözde muhalif gazeteciler, bugün bazı kanallarda kaptıkları yerlerden Mehmet Ali Çelebi ve Muharrem İnce’ye esip gürlüyorlar.

Bu sözde muhalif gazeteciler, Ergenekon kumpasını demokratikleşme olarak görüp ayakta alkışladıklarında, destek yazıları kaleme aldıklarında Saray operasyonun parçası olmadılar mı?

Bunu unutturmayacağız.