Osmanlı-Venedik Savaşı olarak bilinen 1645-1669 dönemindeki savaş, sadece Girit’te değil Ege adaları ve Dalmaçya kıyılarında da yaşanmıştır.

Malta Şövalyeleri ve Fransa da Venediklilerin yanında savaşa katılmıştır.

Fransa Kralı 14. Louis daha çocuk yaşta olduğu için ülkeyi annesi Kraliçe Anne ve Başbakan konumundaki Kardinal Jules Mazarin yönetmektedir.

Girit’in Türklerin eline geçmesinin Fransa’nın Akdeniz’deki çıkarlarına, ticaretine zarar vermesinden endişe eden Kardinal Mazarin, Fransız donanması ile ordunun önemli subaylarını bölgeye göndermiş, Maltalı korsanları ve şövalyeleri desteklemiştir.

Venedikler, 1669 yılının Nisan ayında Kandiye’yi savunmakta zorlandıklarında Fransa Kralı 14. Louis’e, Papa 9. Clement aracılığıyla başvurup, yardım istediler.

Çocuk Kral adına ülkeyi yöneten Kardinal Mazarin, Papa’nın çağrısını karşılıksız bırakmaz ve Duc De Beaufort komutasında 45 gemi ile 7 bin askerden oluşan bir gücü Kandiye’yi savunan Venediklilere destek için Girit’e gönderir.

Bu karar, Kanuni Sultan Süleyman döneminde aldıkları kapitülasyonlar sayesinde Osmanlı topraklarında rahatça ticaret yapan Fransızlar arasında tartışma yaratır.

Kardinal Mazarin ise yapacakları askeri yardım karşılığında, Fransız tacirlerin Venediklilere artık vergi ödemeyecekleri konusunda anlaştıklarını söyler. Ayrıca, Venedikli tacirlerin ise Fransa toprakların ödedikleri vergileri arttırmayı kabul ettiklerini belirtir.

Fransız tüccarların, çıkarlarının zarar göreceğini ısrarla söylemesi üzerine Kardinal Mazarin, “Merak etmeyin, savaşın sonuna gelindi. Türkler Girit’i alacaklar. Bizim desteğimiz de Venediklileri kurtarmaz. Birkaç yüz asker kaybederiz, ama Maltalı korsanların yaptığı soygunun Hristiyanların başına bir savaş belasını sardığını anlamamakta direnen Papa’nın da çağrısını geri çevirmemiş oluruz. Müdahalemiz savaşın seyrini değiştirmeyeceği için de Türkleri kızdırmayız. Hem Türkler çabuk unuturlar. Ama hepsinden önemlisi Türkler, Girit’te Venedikliler kadar hüküm süremezler” yorumunu yapar.

Haziran 1669’da Girit’e ulaşan Fransız ordusunu Türkler yaptıkları bir gece baskını ile yenilgiye uğratacaktır.

Yaklaşık bin Fransız askeri ölecek, birçok gemi de batacaktır. Ölenler arasında, komutanları Duc De Beaufort da vardır.

Sonuçta 25 Haziran 1669 tarihindeki bu ağır yenilginin ardından Türklerin baskısına daha fazla dayamayacağını anlayan Fransızlar, ağustos 1669’da Girit’ten ayrılarak Fransa’ya dönecektir.

Kardinal Mazarin’in, Paris’e geldiklerinde kendisini ziyaret eden Fransız komutanlara söyledikleri de ilginçtir.

Şöyle der Mazarin, “Merak etmeyin, siz gerekeni yaptınız, kahramanca savaştınız. Ancak Kıbrıs, Rodos gibi Girit de Türklerin elinde sonsuza kadar kalmayacak. Hepsini birer birer bırakıp gidecekleri zaman da gelecek. Denizcilik Türklerin işi değil. Ana karadan uzaktaki adaları ellerinde tutmayı başaramazlar. Denizcilik biz Avrupalıların işidir.”

Komutanlar ise yenilgiye neden olarak Mazarin’e, Venedikliler tarafından adaya vali atanmış Francesco Morisini’nin, “Kuşatmaya karşı koyamıyoruz, çünkü Yunan mimar Bercher kalenin planlarını Türklere vermiş. Ayrıca adanın yerli Ortodoks halkı Türk ordusuna çok yardım etti” sözlerini aktarır.

Girit’te Türklere karşı savaşmak üzere Venediklilere yardım giden Fransız sadece Duc De Beaufort değildir.

Fransa’nın o dönemde önde gelen Le marquis de Saint-Embrun, le duc de la Feuilllade, le duc de Navailles gibi tanınmış isimleri de savaşa bizzat katılmıştır. 

Fransızlarla Doğu Akdeniz’de yaşadığımız birçok olay var. Onları da yazacağım,

“Tarih tekerrürden ibarettir” diye boşuna dememişler.