30 Ağustos Zaferi, yok sayılacak, öylesine geçiştirilecek ya da bir başka zaferle karşılaştırılıp, yarıştırılacak bir olay değildir.

Bunu, 30 Ağustos üzerinden bazı hesaplarını görmeye çalışanlar da, en az bizim kadar bilmektedir.

Durumu açıklamak için başvuracağız en iyi yöntem, Tarih ve Coğrafya üzerinden hareket etmek olabilir.

1389 yılında Sırpları yenerek kazandığımız Kosova Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Kosova bugün sınırlarımız içinde değil.

1396 yılında Haçlı Ordusu özelliğindeki düşmanı yenerek kazandığımız Niğbolu Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Niğbolu bölgesi Türkiye sınırları içinde değil.

1444 yılında Macar ordusunu yenerek kazandığımız Varna Zaferini kutluyor mu muyuz?

Hayır, çünkü Varna bugünkü sınırlarımız içinde değil.

1516 yılında kazandığımız Mercidabık Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü bugün Lübnan, Filistin, Suriye topraklarımız içinde değil.

1526’da Macarları yenerek kazandığımız Mohaç Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Mohaç bugün sınırlarımız içinde değil.

Bağdat’ı, 1534 ve 1638 yıllarında 2 kez fethettiğimiz zaferleri kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Bağdat ülkemizin sınırları içinde değil.

1669’da Venedikleri yenerek Girit’i fethettiğimiz Zaferi kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Girit bugün sınırlarımız içinde değil.

Bu listeyi uzatarak vaktinizi almak istemediğim için diğer zaferlerimizi siz ekleyin ve asıl soruyu soralım:

İstanbul’un Fethini neden kutluyoruz ya da kutlayabiliyoruz?

Çünkü, İstanbul Türkiye sınırları içinde.

Mustafa Kemal’in ısrarla yok sayılmaya çalışıldığı, gökyüzünden gelen evliyaların sayesinde kazandığımız palavrası atılan Çanakkale Zaferini neden kutluyoruz ya da kutlayabiliyoruz?

Çünkü Çanakkale sınırlarımız içerisinde.

“Malazgirt Zaferini neden kutluyoruz ya da kutlayabiliyoruz?

Çünkü Malazgirt Türkiye sınırları içinde.

İşte can alıcı nokta burada.

Eğer 30 Ağustos Zaferi kazanılmasaydı, ne İstanbul’un Fethini ne Çanakkale Zaferini ne de Malazgirt Zaferini kutlayacağımız Türkiye olmazdı.

İşte bu nedenle kimse 30 Ağustos ile Malazgirt’i yarıştırmasın.

Malazgirt Zaferini ve diğer zaferleri kutluyorsak, bunu 30 Ağustos’a borçlu olduğumuzu da kimse unutmasın.

Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal başta olmak üzere Türk Milletine 30 Ağustos Zaferini kazandıran askerlerimizi, aralarında Erzurum-Horasan’dan kalkıp, Konya-Akşehir’e gelerek öküz arabasıyla aylarca orduya cephane taşıyan Dedem Hacı Feyyaz’ın da bulunduğu isimsiz kahramanları, minnet ve şükranla anıyor, Allah’tan rahmet diliyoruz.