Bana, "Özür dilemek erdemdir" sözüne uygun davranmak yakışır.  

Hatırlayın lütfen, daha ortada İstanbul seçiminin tekrarlanması durumu yokken, 12 Nisan'daki "İstanbul'daki seçim tekrarlansın mı?" başlıklı yazımda, "Seçimin tekrarlanmasından yanayım, İmamoğlu birkaç puan farkla kazanır" demiş ve nedenlerini sıralamıştım. 

Bu yazıyı okuyanların çoğu, "Siz nasıl olur da seçimin tekrarlanmasını istersiniz" diyerek bana saydırmışta saydırmıştı. 

Daha sonra 8 Mayıs'taki "1 ay önce yazmıştım, İstanbul açık ara kazanılacak" başlıklı yazımda, "Yeniden yapılacak seçimi Ekrem İmamoğlu en az yüzde 3-4 farkla kazanır" demiştim.

O yazıyı okuyanlar da bana yine saydırmıştı. 

Bu arada, 26 Nisan'daki yazımda da, AKP'nin yaptırdığı gizli ankette sonucun yüzde 50,5 İmamoğlu yüzde 45.3 Yıldırım olduğunu ve bu yüzden AKP çevrelerinde seçimi tekrarlatmayalım düşüncesinin ağır bastığını aktarmıştım.

Seçime kadar kadar hemen her gün mesaj gönderen ya da arayan tanıdıklar, hal hatır bile sormadan konuşmaya, "Seçimi alabilir miyiz?" diye giriş yapmıştı.

"Merak etmeyin, rahatlıkla alacağız" yanıtını vermiştim.

Evet, amcaoğlu Ekrem kazandı, ama beni arayıp, 'Seçim ne olur" diyerek güzel şeyler duymak isteyen tek kişi bile geri dönmedi.

Aslında onlara hak veriyorum, çünkü onları ve yazılarımı okuyanları resmen yanılttım.

Şöyle ki, "İmamoğlu en az yüzde 3-4 fark ile kazanır diye başlayıp, fark daha da artar" dedim, oysa fark yaklaşık 9,5 oldu. 

İnandırıcılığım ve öngörü iddam zedelendi. 

"Seçimi yüzde 9,5 farkla alırız" diyerek sonucu tam olarak bilemediğim için tekrar özür dilerim.

Bundan sonra hangi yüzle yazarım, yazsam da okunur muyum diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Keşke ilçeler de seçim tekrarlansaydı diyenlerdenim. 

Nedenini uzun uzun yazmadan sizden ricam, 25 Nisan'da yayınladığım, "Ankara ve İstanbul'da bundan sonra ne olacak? başlıklı yazımı okumanızdır.