Feng Shui, çevrenin enerjisini insan hayatını iyileştirmek için kullanan tam dört bin yıllık bir enerji sistemidir. Türkçe karşılığı rüzgâr ve su olan bu sistem, çevrenin enerjisiyle insan yaşamını uyumlamayı hedefler.  

Günümüzde Feng Shui, evimizde hangi objeleri sergilememiz gerektiği ya da odalarımızı hangi renge boyamamız gerektiği gibi kısıtlı ve aslında biraz da yanlış parametreler içinde ele alınmaktadır. Özünde bu kadim sistem, dekoratif objeler ve renk paletlerinden ziyade, doğayı ve doğanın içinden akan yaşam enerjisini anlamak ve bu enerjiyle uyumlanmakla ilgilidir. 

Çevreyle uyumlanmak son derece önemlidir çünkü çevrenin gücüne karşı durmak, akıntıya karşı kürek çekmeye benzer. Şöyle düşünün, siz ne kadar pozitif, neşeli ve eğlenceli bir insan da olsanız, depresif, karamsar ve karanlık bir çevrenin içinde ancak bir yere kadar neşenizi koruyabilirsiniz. Çevre her zaman baskın çıkar ve kazanır. Bu nedenle çevrenin gücünü karşımıza değil arkamıza almamız, istediğimiz hayatı yaşayabilmemiz açısından son derece elzemdir.  

Kendi hayatınızdan bunun örneklerini düşünebilirsiniz. Bazı evlere misafirliğe gidersiniz ve sizi ağırlayanlar son derece sempatik, misafirperver ve sıcakkanlı olsa da oradan bir an önce kaçmak istersiniz. Duvarlar üzerinize üzerinize gelir. Ya da kolunuzu kıpırdatacak haliniz kalmaz, enerjiniz adeta emilir. Bazı evlerde ise adeta gönlünüz ferahlar, kendinizi rahat hissedersiniz, sohbet su gibi akar, neşeyle ve mutlulukla vakit geçirirsiniz. İşte bu ikisinin arasındaki fark çevrenin gücüne bir örnektir. Feng Shui bize bu gücü nasıl kullanabileceğimizi gösterir.  

Bu da bizi Feng Shui’deki en önemli noktalardan birine getirir: çevrenin gücünü hangi amaç için kullanmak istediğimize. İçinde bulunduğumuz mekânları ne için kullanıyoruz? Örneğin evimizin salonunu ne amaçla kullanıyoruz? Sadece misafir ağırlamak ve misafir geldiğinde kullanmak için mi? Ailecek eğlenceli vakit geçirip, sohbet muhabbet etmek için mi? Yoksa televizyon izleyip, yemek yemek için mi? Bu salonda ideal düzen ve yaşam neye benzer? Bu sorunun cevabına göre Feng Shui prensipleri uygulanmalı ve bu prensipler uygulanırken de evinizin konumu, camlarınızın yönü ve ışığın nereden geldiği gibi çevresel faktörler kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır.  

Feng Shui’yi kariyer, aile, aşk, sağlık ya da hobilerinize dair birçok hedefinizi desteklemek için kullanabilirsiniz. Hedefiniz ile çevrenin gücünü birleştirdiğinizde zaten yüzde elli kazanmışsınız demektir. Çünkü içinde bulunduğunuz çevre sizin günlük hareketlerinizi belirler. Şöyle bir örnekle açıklayayım. Eğer hayatınıza sporu katmak istiyorsanız fakat evinizin herhangi bir yerinde spor yapabileceğiniz bir alan yoksa, koltuklarınız oturduğunuzda sizi içine alan, ekstra yumuşak, kalkmanızı zorlaştıran cinsten koltuklarsa ve en çok vakit geçirdiğiniz odanın odak noktası kocaman bir televizyonsa, spor yapmanız son derece zor olacaktır. Burada çevrenin gücü sizin aleyhinize çalışmaktadır ve spor yapmanız neredeyse imkânsızdır. Fakat omurganızı destekleyen, sert, oturup kalkması kolay koltuklarınız varsa, en çok vakit geçirdiğiniz odanın odak noktası yere serilmiş, kullanıma hazır bir yoga matı, esneme bantları ve ağırlıklarsa, ortamda güzel bir hava sirkülasyonu ve doğal ışık bulunuyorsa, çevrenin gücü sizi destekliyor olacak ve spor yapmanız çok daha kolay hale gelecektir.  

Benzer şekilde çalışma masanız eğer bir duvara bakıyorsa kariyerinizde kendinizi bir duvara çarpmış gibi hissedersiniz. Ya da önünüzdeki engeli bir türlü aşamıyormuş hissine kapılırsınız. Yaratıcılık, daha çok iş fırsatı, daha çok kazanç istiyorsanız eğer masanızın kesinlikle bir duvara bakmıyor olması gerekir. İdeal olarak sırtınızın duvara yaslanmış bir şekilde yüzünüzün kapıya dönük olması önerilir. Bu şekilde kendinizi fırsatlara açmış ve kapıdan gelecek olan bolluğu ve bereketi kabul etmiş olursunuz.  

Bugüne kadar onlarca mekân ve ev sahibi ile Feng Shui çalışmaları yaptım. Bazı projelerde bütün evi, bazılarında sadece bir ofisi ya da bir odayı danışanlarımın istek ve hedefleri doğrultusunda düzenledim. Büyüklük, küçüklük, maddiyat, hedef fark etmeksizin tüm bu çalışmaların ortak olan püf noktasını sizinle paylaşmak istiyorum. Herhangi bir Feng Shui çalışmasına başlamadan önce eşyalarınızın en az yüzde onu, ideal olarak da yüzde yirmi beşiyle vedalaşmalısınız. Hayat yolculuğumuz içerisinde ihtiyacımız olmayan çok fazla eşyayı alıp biriktiriyoruz ve bunların hepsi evlerimizi ya da mekânlarımızı doldurduğu kadar yaşamlarımızı da işgal ediyor. Siz de yeniye yer açmak ve bu yeni yılda hayatınıza yeni bir soluk katmak istiyorsanız, öncelikle eşyalarınızdan arının. Derin ve köklü bir temizlik yapın. Evinizde yer açılsın, hayatınızda yer açılsın ki yeni yaşam enerjisi, yeni fırsatlar, yeni aşklar ve tatlar ve renkler içeri girebilsin. 

Aynı durum dijital ortamdaki birikiminiz için de geçerli. Posta kutunuzu temizleyin, telefonunuzdaki eski mesajları, size iyi gelmeyen fotoğrafları silin.  Yeni yıla taze bir giriş yapın.  

Hepinize huzurlu, sağlıklı bir 2021 diler ve bu yeni yılda hedeflerinize doğru kocaman bir adım atmanızı temenni ederim.  

Kendinize iyi davranın.  

Cansın