Çin’den gelen mesaj

"Kanımız, gözyaşımız ve alınterimize bu kadar zalimce el koymaya, üzerimize basmaya devam edemezsiniz. Hayatımızı savunacağız. Çünkü o kadar çok kaybettik ki, başka şansımız, onurumuzdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok."

Elinizdeki telefonu sıkı tutun. Ya da ne bileyim kanepeye fırlatın. Dolar TL paritesini ve fiyatları hesaba katarak yere atın da diyemedim. Çünkü bu telefondan başlayan derin bir sarsıntının içindeyiz. Henüz fark etmeseniz de. Elinizdeki yahut satırların yazarının tavsiyesi üzerine fırlatmış bulunduğunuz telefon büyük ihtimalle bu işçiler tarafından üretildi. Karanlık disütopya filmlerinden fırlamış bir sahneye insanlık getiren o işçiler. Beyaz izolasyon kıyafetli güvenlik görevlileri ve arkalarında polislerle bir kıyamet sonrası görüntüsünün içine sandalyeler, tabureler hemen oracıkta inşa edildiği belli bir kalkanla dalan büyük insanlığın küçük ama sayıları devasa üyeleri.

Bu işçiler Çin’in Zhengzhou kentindeki Foxxconn fabrikasının işçileri. Biz Iphone işçileri olarak biliyoruz ama, Foxxconn Apple, Amazon, Blackberry, Dell, Hewwlett Pacard, Intel, Microsoft, Acer, Huawei, Lenovo, Sony, Xiaomi yani aklınıza hangi teknoloji firması geliyorsa hepsine ya hali hazırda mal üretiyor ya da geçmişte üretmiş.

Çin’den gelen mesaj - Resim : 1

BÜYÜK!

Çin ve Foxxconn deyince her ikisine de bu büyüklük konusunda kısaca bir değinmeden geçemeyeceğiz. Büyük kelimesinin yanında cüce kaldığı rakamlar çünkü söz konusu olan. Çin’in fabrika işçisi sayısı 2009 tahminlerine göre 99 milyon. Kabaca Türkiye’nin toplam nüfusundan daha fazla fabrika işçisi var desek başımız ağrımaz. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi. Birincisi malumunuz. Okyanusun öte yanı. Peki bu ekonomi kimin neyin üzerinde yükseliyor? Tabii ki işçinin kanı teri ve gözyaşının: Düşük maliyetli, kitlesel, kalifiye işgücü. Foxxconn ise Çin’in en büyük işvereni: 1.3 milyon kişi ona çalışıyor. Dünyada yalnız Walmart ve McDonald’sın ondan fazla işçisi var. Foxxconn Çin’de 12 fabrikaya sahip ama dünyanın başka yerlerine de fabrika kurmaktan imtina etmemiş: Brezilya, Meksika, Macaristan, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Hindistan, Japonya, Malezya, Güney Kore ve sürprizi sona sakladık ABD. Çin’in sermayesinin yükselişine hayran olmak isteyenleri tam burada durdurmak isterim. Kendileri Çinli değil Tayvanlı. Ne fark eder? Dünyada şirketler arasında ciro sırlaması yapan Fortune 500 de 20. sırada. Kısaca büyük. Daha fazla büyüklük ve rakama boğulup tam okumayı bırakacağınız yerde size Foxxconn’u hatırlatmak için aklın almadığı bir skandaldan bahsetsem? Eminim daha kolay anımsayacaksınız bu şirketi.

AĞLAR

Bu şirket fabrikalarının etrafına ağlar geren şirket. Çalışma koşullarının intihara sürüklediği işçiler fabrikanın çatısından, camından atlayınca ölmeyip de sakat kalsın bari diye. Dünya tarihine bilmem hangi harflerle yazılan bu rezil işçi sağlığı iş güvenliği tedbirini icat eden ve uygulayan şirket. Nedense akıllarına çalışma koşullarında bir iyileştirme yaparak işçilerin intiharını engellemek gelmemiş önce. Ağ germişler. İntihara sürükleyen iş koşulları bu isyancı işçilerin fabrikası Zhengzhou fabrikasında aynı olduğu için biraz örnekleyelim: 2010 da Hongkong, Tayvan ve Anakara Çin’den 20 üniversiteden katılımcıların 1800 Foxxconn işçisiyle görüşerek hazırladıkları raporda bu fabrikalar birer çalışma kampı olarak tanımlanmakta. Bu mega elektronik fabrikaları 2 vardiya çalışmaktadır. 12 saat gündüz ve 12 saat gece. İşçiler zaten fabrikanın yanındaki yurtlarda barınmakta ve geceli gündüzlü durmadan mesai yapmaktadır. Bu fabrikalarda Çin’deki yasal fazla mesai süresini ikiye üçe katlıyor. Bu saatler işçilerin işe hazırlıklarını misal giyinme soyunma güvenlikten geçme mesai öncesi ve sonrası yapılan toplantıları da içermiyor. Yüzbinlerce işçinin olduğu fabrikalarda bu süreçlerin de ne kadar çok vakit alabileceği ortada. İşçilere değil yaşamak uyumak için bile vaktin kalmadığı bir cehennemden bahsediyoruz. Bu durum yönetimin gündemine ancak dinlenemeyen uykusuz işçilerin tehlikeli makinelerin başında uyuyakalıp kaza geçirmesi ile girmekte.  Çok sayıda iş kazasının örtbas edilmesi olarak. Bu kazalar bildirilmediği için işçilerin yasal tazminatlara erişemediğini de ekleyelim. Yönetim agresif, tacizkar insanlık dışı ve askeri. Kötü muamele, göçmen, Tibetli ve Uygur kökenli işçilerin işe alınmaması, ayrımcılık… Özellikle de uzun bir süre tartışılan öğrencilerin fabrikalarda uzun saatler çalıştırılmaları-çocuk emeği sömürüsü… Saymakla bitmeyecek bir liste. Peki bunca kan, ter ve gözyaşının karşılığı ne? Asgari ücret olarak 244 dolar. Fazla mesai de dahil tamı tamına 582 dolar. Ölsen de, çatıdan atlayacak duruma getiren koşullarda da çalışsan orada yaşayacak ücret olan (yaşam ücreti) 725 dolara erişemiyorsun. Ama Apple’a bakınca durum biraz farklı, o dünyanın zirvesinde. Bu işçilerin yaptığı ürünleri, 74,5 milyon Iphone’u rahatlıkla satıyor, 74,6 milyar dolar ciro, 18 milyar dolar net kar, 142 milyar dolar net nakit rezervi yapmış.

PEKİ NEREDE PATLADI?

Ekim ayında Zhengzhou’da Covid-19 vakalarında bir artış oldu. Bu şehirde bulunan ve üç yüz bin işçinin yurtlarda barınarak mesaiye gidip geldiği ve Iphone’nun en büyük montajcılarından biri olan Foxxconn fabrikası kapalı devre çalışmaya geçti. Yani yurtlarda kalan işçilerin yemek zamanları dahil çalışmadıkları zamanlarda yurt odalarından çıkmaları yasaklandı. Sürekli test yaptırmak zorunlu hale getirildi. Ay sonuna doğru test ve izolasyon politikası değişti. Fabrikadaki covid vakalarında çiddi bir artış meydana geldi. Fakat yeterli izolasyon mekanı bulunmadığı için negatif ve pozitif işçiler bir arada olmak durumundaydı. Hastalanan işçilerin tedavi göremediğine, öldüğüne dair ciddi söylentiler yayıldı. Dahası fabrikada ve yurtlarda temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık yaşandı. İşçiler burada kalıp ölmek yerine bu kapalı devre çalışma sistemini ve fabrikayı terk etmek istediler. Sıfır covid politikası uygulayan devlet yetkilileri işçilerin toplu taşıma sistemini kullanmasını engelliyordu. İşçiler fabrika ve yurtlardan güvenliği atlatarak ve zaman zaman onlarla dövüşerek, Zhengzhou ahalisinin de yardımıyla yaya olarak firar etmeye başladılar. Foxxconn yönetimi işçilere üretimi devam ettirme çağrısı yaptı ve devamlılığı sağlamak için gündelik olarak devamlılık bonusu ödemeye başladı. Ayrıca Kasım ayında devamsızlığı olmayanlara yüklüce bir miktar ödeme yapılacağını duyurdu. Şehrin bulunduğu bölgenin yönetimi fabrikanın firar eden işçilerinin yerine işe alım çağrısı yaptı ve bu çağrıya tam yüz bin kişi karşılık verdi. Ancak bu yüz bin kişi içinden işe alınanlar fabrikaya ulaştıklarında ve ücretlerini almaya gittiklerinde sözleşme şartlarının değiştiğini ve bonuslarının ödenmeyeceğini anladılar. İşte kıyamet de ondan sonra koptu. İşçiler üzerlerine gönderilen polisleri ve güvenlikleri kalkanlarla sandalyelerle karşıladılar. Foxxconn geri bastı. İsterseniz işten ayrılabilirsiniz demek durumunda kaldı. Yeni işe aldığı işçilere ise işten ayrıldıkları durumda tazminat benzeri bir ödeme yapmayı kabul etti.

SENDİKA DERSEN VAR!

Bütün bunlar olup biterken tabii gözlerimiz bir sendika aramıyor değil. Gerçi Çin’de sendikanın da en büyüğü var. Dünyanın en büyük, Çin’in tek yasal sendikasına üye olmak zorunlu ve 302 milyon üye ile bir dev: Tüm Çin Sendikalar Federasyonu. Yalnız ufak bir sorun da yok değil. Kimileri bu sendikanın bağımsız bir sendika olup olmadığı konusunda hatta bir sendika olup olmadığı konusunda hatırı sayılır şüphelere sahip. Hatta durum o kadar şüpheli ki dünyanın en sendika düşmanı şirketlerinden Walmart bir toplu iş sözleşmesi bile imzalamış kendileri ile. Ama sıradan işçilerin içini şüphe kemirmeye devam ediyor. “Ve Çin’in gelişmesini kıskanan dış güçlerin.” Dış politikayı iç politika malzemesi yapmaktan vazgeçip konumuza dönersek, Tiananmen Meydanı’nda öğrencilerle birlikte dövüşen, komünist partinin denetimi altında değil bilakis onu denetlemeyi önüne koyan kısa ömürlü Pekin İşçileri Otonom Federasyonu’nu saymazsak, grevlerden, devasa grev dalgalarından söz etsek de uzun süredir Çin’de gerçek bir sendikanın varlığından bahsetmek zor.

Durumun vahametini anlatmak için Foxxconn’un da sendikası var demek yeterli sanırım. Ama nasıl işlediğini anlatmak açısından kuruluşunu örnek vermek isterim. 2006 yılında İngiliz, Çin ve ABD basınında Ipod üreticisi Foxxconn fabrikaları ile ilgili çıkan işçi hakkı ihlalleri haberlerinin ardından Apple durumu araştıracağına söz veriyor. Foxxconn ise haberi yapan iki gazeteciyi mahkemeye vermeyi tercih ediyor. Sonra baskı ağır gelmiş olmalı ki davasını geri çekiyor. Bu arada bu işyerlerinde örgütlenme özgürlüğü ve demokratik işleyen bir sendikanın olmayışı eleştirileri de gelmeye devam ediyor. Bir süre sonra Tüm Çin Sendikalar Federasyonu alışılmışın dışında bir adım atıyor ve 240.000 üyesinin bulunduğu fabrikada 118 üye ile bir sendika kurdurtuyor. 2007 Martında ise Foxxconn’un CEO’su Terry Gou’nun kişisel asistanı Cheng Peng bu sendikanın başkanı seçiliyor(!) böylelikle parti sendikasının ardından nur topu gibi bir patron sendikamız oluyor. Sendika mı dediniz alın size sendika! Lazımsa onu da bir kurarız. Hem de şahane bir başkanı var!

2010’da Foxxconn’un yine Apple’ın adını kötüye çıkaran intiharlarla gündeme gelmesinin ardından Apple çareyi 2012 yılında Fair Labour Association’a üye olmakta buluyor. Bu çok paydaşlı inisiyatif emekle ilgili STK’lar üniversitelerin katılımı ve markaların üyeliği Bill Clinton’un inisiyatifi ile oluşturulmuş ABD kökenli bir kurum. Üye olan markalar başta örgütlenme özgürlüğü olmak üzere ILO standartlarına atıfla oluşturulmuş davranış kurallarına uymak, mal ürettirdikleri işyerlerini bu kuralların uygulanıp uygulanmadığına dair denetimlere açmak zorundalar. FLA bu konuda çeşitli yollarla denetimler gerçekleştiriyor. İntiharlar, zorunlu fazla mesai ve stajyer adı altında çocuk emeği sömürüsüne dair Foxxconn’da yaptığı denetimler ve şirketi olumlayan denetim sonuçları ise sendikalar STK’lar ve basın tarafından sert eleştirilere konu oluyor. Apple’ın FLA’ya ödediği aidatın kamuoyuna açıklanmaması tabir yerindeyse topa tutuluyor. Sendika meselesine dönersek 2013 yılında FLA’nın zorlamasıyla Foxxconn fabrikalarında gizli oy ile seçilerek 18.000 sendika komitesi oluşturulmuş durumda.  Ancak hala sendikanın varlığı şüphe götürür.

Elimizdeki telefona bir kez daha bakarsak; bu kez telefona gelen mesaj net. Geçtiğimiz yüzyılın başında dünya, işçi eylemleri ve devrimlerle sarsılıyordu: İran, Meksika, Osmanlı, Çin devrimleri. Anakronik olmak pahasına, bu yüzyılın başında neden olmasın? İranlı kadınların bütün Ortadoğu’yu sarsan cesaretleri ve Çin’deki işçilerin büyük firarı ve destansı meydan muharebeleri dünya devlerine kafa tutuşları belki de bir ve aynı şeyi söylüyor. Kanımız, gözyaşımız ve alınterimize bu kadar zalimce el koymaya, üzerimize basmaya devam edemezsiniz. Hayatımızı savunacağız. Çünkü o kadar çok kaybettik ki, başka şansımız, onurumuzdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok.

YAZAR HAKKINDA

Akademisyen, gazeteci, oyuncu, yazar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Parti Meclisi üyesi. Toplumsal cinsiyet ve tiyatro tarihi, çağdaş çalışma hayatı ve işçi sınıfı üzerine yazıyor, akademik çalışmalarını sürdürüyor. Yüksek lisansını aldığı Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde doktora çalışmasına devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde dışarıdan ders verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Çanakkale’de Radyo Mega 17 ve Olay TV’de, Pazartesi Kadına Mahsus Gazete’de, YOL TV’de, HRT TV’de muhabir, program yapımcısı ve sunucu olarak çalıştı. Birgün gazetesinde “Ekmeğimi Kazanırken” (2010-2015) köşesinde yazdı. Mask-Kara Tiyatrosu, SBF Oyuncuları, Tiyatro Stüdyosu’nda çalıştı. Tolga Örnek’in yönettiği “Hititler” belgeselinde oynadı ve Koray Çalışkan’ın çektiği kısa film “Esma”'da oynadı. Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) eş başkan (2012-2016) ve Parti Meclisi üyesiydi. Lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden.