Yıllardan beri ülkemizin aydınları, bilim adamları, sağduyu sahibi siyasileri, siyasetin okula, camiye ve kışlaya sokulmaması gerektiğini konuşurlar, yazarlar ve önerirler. Bu tespit geçmişten günümüze kadar yaşanan olayların billurlaşmış bir özetidir adeta.

AKP, İslam dinini siyasetinin eksenine oturttu. İç ve dış politikasını her konuda bu eksen üzerinden kurguladı, bu eksen üzerinden uyguladı. Yıllarca Anayasa Mahkemesi’nde yargılanmasına ve ceza almasına rağmen, bu niyetinden hiç vazgeçmedi.

AKP iktidarı bu 16 yılda Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, partinin örgütü, yan kuruluşu gibi kullandı. Başkanlık da iktidarın yasa dışı uygulamalarına, yolsuzluklarına, yalanlarına, talanlarına, dini yorumlarla kılıf uydurmaya zorlandı. Sonuçta önce dini değerler, sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı yıprandı, tartışma konusu oldu.

Her öğretim kurumu, kendi disiplini içinde yürür. Eğitim ve öğretim, her konuyu sorgular, tartışır. İnançlar ise tartışılmaz. İnançları okullara sokarsanız, eğitim – öğretim kararsız kalır, bocalar. Deizm tartışmasının imam hatip okullarında başlaması ilginçtir. Milli Eğitim Bakanı’nın, partisinin grup toplantısında zılgıt yemesi çare değildir. Uygulamanın sonucudur.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimleri için geçen hafta Malatya’daydı. Akşam, oğlu milletvekili adayı olan bir kurum başkanının verdiği iftar yemeğine katıldı. Davetliler arasında 2. Ordu Komutanı da vardı. Bir iftar yemeğinin amacının, içeriğinin, gereklerini bilenlerden biridir Recep Tayyip Erdoğan. Ne var ki o gün, o gece kendisini bir iftar sofrasında değil de, bir miting meydanında mikrofon başında gördü. Konuşmaya başladı. Verip veriştirdi seçimdeki rakiplerine. En çok da CHP’nin adayına yönelik söylemleri nedeniyle alkış aldı davetlilerden bu saldırgan sözleri. Davetliler arasındaki 2. Ordu Komutanı da alkışladı o ifadeleri.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, kendisine yönelik bu sert sözleri, davetlilerle birlikte alkışlayan ordu komutanını sert sözlerle eleştirdi. “Cumhurbaşkanı olursam, o komutanı derhal emekliye sevk edeceğim ve apoletlerini sökeceğim” diyerek miting meydanlarında topa tuttu. Olay iktidarla muhalefeti bir kez daha karşı karşıya getirdi. Saldırılar ve savunmalar her kademede ve her ortamda sürüp gidiyor.

CHP’nin adayı Muharrem İnce’nin tepkisi daha diplomatik, daha düzeyli olabilirdi. Ne var ki AKP iktidarı başarısız politikasına bu kez de Türk Silahlı Kuvvetleri’ni alet etti. Yakın geçmişte Genelkurmay Başkanı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözcüsüyle beraber kuryelik yaptığı da hafızalarımızdadır.

Sonuçta siyasetin, siyasi ortamda, siyasi aktörler tarafından, siyasal eylem ve söylemlerle yürütülmesi gerektiği gerçeği bir kez daha doğrulanmıştır. Bu gerçekten en çok ders alması gereken de AKP’dir.