Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başarılı bir muhalefet partisi lideri olacağını düşünürüm sık sık. Çünkü konuşmayı seviyor. Eleştiriyi seviyor. Argoyu, hakareti seviyor. Görüyorsunuz, günde iki ayrı ilde partisinin kongrelerinde konuşuyor. Partisinin muhtarlarına, belediye başkanlarına, il ve ilçe başkanları, parlamento grubuna, bakanlar kuruluna konuşuyor daima. Bu konuşmalarında büyük oranda eleştiri var. Konular değişik olsa da, üslup hep aynı. Eleştiri, eleştiri, eleştiri… Hatta ve hatta yabancı devlet adamlarıyla konuşsa dahi, üslup ve içerik değişmiyor. Kısacası, tam bir muhalefet…

Ne var ki sık konuşmak, çok konuşmak, uzun konuşmak hatibe her zaman aynı şansı, aynı başarıyı sağlamıyor. Seyrek de olsa bazen hatip maksadını aşan, maksadını taşıran deyimler kullanmak şanssızlığına uğruyor. Geçen gün öyle oldu. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı bir toplantıda, mutadı veçhile, ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vururken, onun için “Devlette aldığı maaş dışında tek kuruşu çalışarak kazanamamış adama ana muhalefet partisini emanet ederseniz olacağı bu” dedi, deyiverdi. Bu cümleden anladığımız şu: Kılıçdaroğlu, devlette çalıştığı süre içinde maaşının dışında bir şey kazanamadığı gibi, emekli olduktan sonra da emekli maaşının dışında tek bir kuruş kazanamamış.

Yukarıda değindiğimiz gibi, maksadını aşan değil de, maksadını taşıran bir cümle. Hani, neredeyse dürüstlüğün yargılandığı, doğruluğun sorgulandığı, ahlakın suçlandığı bir yorum. Olur şey değil doğrusu…

Geçmişte yine bir cumhurbaşkanı, Turgut Özal, “Benim memurum işini bilir” diyerek, kamuda çalışan bütün devlet memurlarının, yasadışı kazanç sağlamakla yorumlanabilecekleri bir cümle kullanmıştı. Doğrusu, cumhurbaşkanı, devletin başı olarak gerek Turgut Özal’ın, gerekse Recep Tayyip Erdoğan’ın kamu görevlileriyle ilgili yaklaşımlarını üzüntüyle karşıladığımı söylemeliyim.

Kamu görevlisi, devleti devlet yapan, devleti ayakta tutan, devleti her alanda yöneten kişidir. Yargı, eğitim, sağlık, ulaşım, güvenlik ve nihayet silahlı kuvvetler kamu görevlilerini oluşturan kitlenin olmazsa olmaz unsurlarıdır, yapıtaşlarıdır. Yaz kış, yağmur çamur, tipi fırtına demeden çalışırlar, didinirler. Ülkenin her tarafında, doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde görevlerini sürdürürler. Nakiller, tayinler, sürgünler de olsa, ülke hizmeti her türlü engelin, engellemelerin önünde ve üstündedir. Çoğu kez yıllık yasal izinlerini bile kullanmazlar. Çocuklarının eğitimi, mevsimin uygunsuzluğu, yeni bir şehre alışmanın güçlüğü, özetle şartların bütün olumsuzluğuna rağmen, memuriyet görevi yıllar yılı sürer gider. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu doğrudan suçlaması, dolaylı olarak kamuda çalışmış veya çalışmakta olan bütün yurttaşları en hafif tabiriyle incitmiştir.

Diyecek o ki, cumhurbaşkanları daha az, daha seyrek konuşup, daha çok dinleseler ve daha çok okusalar, siyasi üslupları daha az eleştiri alır.