Ayasofya’ya gidenler bu haritaya iyi bakın.

Neden mi?

Lozan Antlaşması olmasaydı İstanbul bizde olmazdı. İstanbul bizde olmasaydı Ayasofya bizde olmazdı. Ayasofya bizde olmasaydı, orası önce müze, sonra cami olmazdı.

Kilise/Katedral olarak kalırdı.

Kısaca Lozan olmasaydı, orasını cami yapamaz ve cumayı kılamazdınız.

Ha turist olarak gezerdiniz o ayrı.

Çünkü tarihe bakalım. Celal Bayar’ı bilirsiniz değil mi? Hem de çok iyi bilirsiniz. Onun “Ben de yazdım-Milli Mücadeleye gidiş” adıyla yayınlanan hatıraları var. Hikaye yok. Tamamen gerçekler var. Bu gerçeklere ve belgelere göre 30 Mart 1919 günü Başbakan Damat Ferit, Padişah Vahdettin birlikte İngilizlerle gizli bir anlaşma imzalamış. Bu anlaşmanın birince maddesine göre Anadolu İngiliz mandasına girecek, Türklerin bağımsızlığını ve özgürlüğünü İngiltere belirleyecekmiş. İkinci maddesine göre de Boğazlar İngiliz gözetiminde olacakmış.

Ne zamana kadar, Lozan’a kadar.

 

Bu gizli anlaşma 1925 yılında Chicago Tribune‘de yayınlanmış. “Başbakan Damat Ferit’in bir İhanet Belgesi” başlığıyla hem de. Hatta gazetenin muhabiri konuyla ilgili olarak “Bu anlaşma ile Başbakan Damat Ferit Osmanlı İmparatorluğunu İngiltere’ye satmıştır” demiş. Bu bilgiler Celal Bayar’ın anılan kitabının 7’nci Cildinin 91’nci sayfasında yazıyor. Koskoca Celal Bayar yalan söyleyecek değil ya.

Ondan sonra Sevr.

10 Ağustos 1920

İmzalanan anlaşmaya göre Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere bütün Trakya

Yunanistan’a  verilecekmiş.

Ne zamana kadar, Lozan’a kadar.

 

İstanbul’mu?

Yukarıdaki haritaya iyi bakın. Üzerindeki sarı dikey çizgi Uluslararası ortak komisyon demek. Osmanlı değil. İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi Osmanlı İmparatorluğu'nun bulunmadığı bir komisyona bırakılmış.

Ne zamana kadar, Lozan’a kadar

Çünkü bu oyunu bozan, Lozan

Lozan’ın ilk maddesi sınırlarımızla ilgilidir.

Trakya ve İstanbul resmi olarak 24 Temmuz 1923’de Lozan’da sınırlarımıza katılmıştır. Lozan antlaşmasının Kesim;I, Madde 2’sine göre Karadeniz'den Akdeniz'e dek Türkiye'nin sınırı aşağıdaki biçimde saptanmıştır. Trakya’da sınır, Meriç’e kadar genişletilmiştir. Ve 16’nci maddeye kadar Türkiye’nin bu günkü bütün sınırlarını çizmiştir.

Kısaca, İstanbul ve Trakya Lozan ile sınırlarım içinde kalmıştır.

Hangi zamanda, Lozan’da

Ve gelelim Ayasofya’ya;

Lozan Antlaşmasının 42’nin maddesinin 3’ncü paragrafında “Türkiye Hükümeti söz konusu azınlıkların Kiliseleri, Havraları, mezarlıkları ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir” der. Yani, İnönü bu maddeyle kiliseleri v.s. kendi özerk yönetimlerine bırakmamıştır. Türkiye’nin koruması altına almıştır.

Nerede, Lozan’da..

 

Diyeceksiniz ki olur mu öyle şey. Olur Efendi. İşte Vatikan. Vatikan özerktir örneğin. Roma imparatorluğunun batısı olan Vatikan özerk iken, doğusu olan Ayasofya bizim elimizdedir. Özerk değildir. Batı Roma İmparatorluğu Vatikan ile kendi özerkliğini aldığı halde, Atatürk ve İnönü Ayasofya’ya Batı Roma’daki gibi özerklik vermemiştir.

Niçin, bu günleri gördüğü için..

Kısaca Lozan olmasaydı sınırlarımız içerisinde bir İstanbul bir Ayasofya olmazdı. Dolayısıyla içinde abdest alınmaz, namaz da kılınmazdı.

Ayasofya’ya gidenler yukarıdaki haritaya iyi bakın. Namazınızı huşû ve huzur içinde eda edin. Ama size bu imkanı sağlayan  Atatürk’le İnönü’ye de yatıp kalkıp dua edin.

Ne zamana kadar, mezara kadar...