Bugün 11 Haziran. Kızılay’ın kuruluşunun 152’nci yıl dönümü. E biz de bu vesileyle hesaplarına bir bakalım dedik. Çünkü Kızılay’ın hesaplarına belirsizlikler var. 

Örneğin; 

Tüik açıklamalarına göre Türkiye’de kişi başına düşen Milli gelir 2012 de 10518 $ iken,

Kızılay’ın geliri 2012’de 467.168.165,41 TL imiş.

 


   

 


Gerçi sokakta vatandaşa sorsan, yılda sana düşen yıllık milli gelir 10518 $ filan diye, sopayla kovalar ama neyse biz devletin bu resmi rakamlarından gidelim.

 


2012 de Türkiye’de kişi başına düşen Milli gelir 10518 $ iken, 2018'de 9 bin 693 $’a düşmüş ama, Kızılay’ın geliri tam on kat artmış. 4.581.246,152,85.-TL (4,5 Milyar lira)olmuş.

 


Bir ülkede yardım kurumlarına yapılan bağışların artışı, o ülkede yaşayan vatandaşın başına düşen milli gelirlerinin artışı ile doğru orantılıdır. Gelir artarsa bağış da artar. Ama 2018’de kişi başına düşen Milli gelir 2012’ye göre azalırken, Kızılay’ın gelirlerinin 10 kat artması şaşırtıcı.

2012-2018 arası Türkiye’de büyük bir deprem olmadı, sel olmadı, afat olmadı. Kıtlık, salgın hastalık olmadı ki para toplansın. Aman Allah korusun, zaten de olmasın. Yani bu dönemde olağanüstü bir yardım kampanyası olmadığı halde peki o zaman Kızılay’ın anormal derecede gelir artışları nereden kaynaklanıyor? Yoksa vergiden dolanmak isteyen büyük şirketler sıraya mı giriyor? Çünkü Türkiye’deki Kurumlar vergisi Kanununun 10/1-f maddesi, Kızılay’a yapılan bağışların tamamı ‘Kurumlar Vergisi Matrahından’ indirilir diyor.

 


En son sizin de bildiğiniz Başkentgaz’ın ön şartla Kızılay’a yaptığı 8 milyon dolarlık bağış hala gündemini koruyor. Bu bağışın 75 bin doları Kızılay’a, gerisi Ensar Vakfına. Başkentgaz’ın Kızılay’a bu konuya dair gönderdiği resmi yazısı ve Kızılay’ın da Ensar vakfına aktardığı paranın belgeleri internette dolaşıyor. Yani devlet burada 1 milyon 760 bin TL vergi kaybına uğruyor. E bu durumda ister istemez acaba Kızılay üzerinden vergi mi kaçırılıyor veya Kızılay bazı Cemaat ve Vakıflara komisyon karşılığında para aktarma işi mi yapıyor gibi bazı sorular geliyor.

 


Olay sadece bundan ibaret değil.  Kızılay’ın 2012’den beridir gelir gider hesapları incelendiğinde rakamların anormal büyüdüğü ama, bu büyümenin nerden kaynaklandığının da tam olarak bilinmediği anlaşılıyor.

 


Örneğin;

2012’de üye ödentileri 934.809,31 TL’den 2018’de 777.477,78 TL’ye inerek azalmış iken,

2012’de Yurtdışından Alınan Yardımlar 6.752,94 TL iken, ve 2018’de yurt dışından hiç bağış alınmamış(o da ilginç) iken, 

2012’de Kamu Kuruluşlarından 787.270,99 TL alınırken 2018’de bu rakam 5.622.799,93 TL olmuş. Buralarda çok anormal bir artış yok. Hatta bazılarında azalış var. Ama her nedense “Diğer Bağış ve Yardımlar” kalemi anormal derecede artmış ve 2018’de 3.465.957.529,33 TL olmuş.

2012’de bu kalem geliri 70.524.426,12 TL idi. 

 


Bu, şu demektir;

2012’den 2018’e kişi başına düşen geliri azalan millet, her nedense Kızılay’a para yağdırmış. Hem de 50 kat. Ama bakıyorsunuz bu dönemde savaş olmamış, afat olmamış, büyük deprem, kıtlık, salgın hastalık da olmamış. Ama millet Kızılay’a her nedense para yağdırmak için seferber olmuş.

Kızılay, Kamu bütçesinden pay da almıyor? Ama Kızılay’ın yıllık 4,5 milyar liralık geliri ve bir o kadara yakın gideri var. Ve biz o paraların nereden gelip nerelere gittiğini bilmiyoruz. Sadece etkinlik adı altında bazı fotolar ve bilgiler yayınlanmış, onu biliyoruz o kadar.

 


Başka rakamlar da var. Örneğin kurumun personel gideri sadece 2018 yılında 365.496.852,71 TL. Yani 365 milyon TL. Peki gönüllülük esası ile çalışan bir kurumda bu kadar parayı kim alır? Genel Müdürler, yardımcıları ve şefler v.s. alır. Ama kıt bilginin dışında kim ne kadar alıyor onu da bilmiyoruz.

 


Ha şu kadarını biliyoruz;

Genel Müdür 31 bin 500 TL
Genel Müdür Yardımcısı 24 bin 297 TL
Kan Hizmetleri Genel Müdürü 26 bin 500 TL
Teftiş Kurulu Başkanı 24 bin 397 TL. Maşallah iyiymiş. Ha bir de Kızılay Genel Müdürü AKP Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş’ün kayınpederi imiş.

O da iyiymiş.

 


Ayrıca;

Kızılay’ın 2012’de Diğer Gelirler kalemindeki rakam 306.289.814,65 TL iken,  2018’de 924.985.793,58 TL olduğunu görüyoruz. Ama bu 1 milyar TL’ye yakın paranın ne tür diğer gelirler parası olduğunu göremiyoruz. Çünkü gelir gider kalemlerinde alt hesapları yok.

 


Kızılay’ın Tüzüğünün de üstünde “Varlığı zamanla sınırlı olmayan Türkiye Kızılay Derneği Türkiye Cumhurbaşkanının yüksek himayeleri altındadır” ibaresi yazılıdır. Tee Sultan Reşat’tan beridir bu böyledir. Çünkü bu dernek Çanakkale Savaşı, Kafkas Savaşı, Galiçya Savaşı,  Sakarya savaşı, Büyük Taarruz, Birinci Dünya, İkinci Dünya Savaşı gibi bir çok savaşlar görmüş ve görev almıştır. Ayrıca ne depremler ne afetler görmüştür. Bu dernekte şehitlerimizin, gazilerimizin,  tüyü bitmemiş yetimlerimizin hakkı vardır.

O yüzden Padişah veya Cumhurbaşkanının yüksek koruması altındadır.

 


Sonlarken,

2012’de 464.715.862,06 TL iken,  milletin geliri azaldığı halde 2018’de on kat artarak 4.581.246.152,85 TL olan Kızılay’ın gelirlerinin ve bir bu kadar gider kalemlerinin alt hesapları açıklansın. Böylesi önemli bir kurumda neler olduğunu herkes bilsin. 

 


Şimdi Cumhurbaşkanına çağrıda bulunuyorum;

Sn.Erdoğan işleri dolayısıyla bu konuya dikkat etmemiş olabilir. Ama onun yüksek himayesi altındaki bu derneğin rakamlarında 2012’ten beri önemli bir farklılık var. 

 


Bu kurum mutlaka daha şeffaf hale gelmeli, derneğe yardım yapan vatandaş verdiği yardımın nereye gittiğini bilmelidir.

Çünkü bu kurum Ensar vakfının değil, Türk milletinindir.