Ülkemiz deprem kuşağında olup bugüne kadar birçok deprem gerçekleşmiştir. Oluşan bu depremler sonucunda birçok insanın evi zarar görmekte veya yıkılmaktadır. Tabi ki insanoğlu olarak en büyük temennimiz oluşan depremde ölmemek olsa da bir yandan 'mal canın yongası' düşüncesi ile hareket ettiğimiz en doğru gerçektir. Bu makalemizde deprem nedeni ile binalarda oluşan hasar veya yıkımın hukuken yargı sisteminde karşılığını yargıtay kararları ile aşağıda anlatacağız.

            Binaların yapımında birçok birimin ve kişinin sorumluluğu bulunmaktadır. Bunlar statik proje sorumlusu, mimari proje sorumlusu, yapı denetim firması, yapının müteahhiti, inşaat faaliyetini yürüten kişiler, teknik uygulama sorumlusu, yapı kooperatifleri, yüklenici firma veya kişiler, belediyeye ait denetmenler, statik fenni mesul sorumluları ve bilumum kişiler olarak sayılabilir.

            Bir binanın zarar görmesi; kullanılan betonun kalitesi, binaya kullanılan demirlerin projeye uygun olmaması, binanın yapımının mimari proje çiziminden farklı olması (Ör: Projede bodrum katı olmasına rağmen binanın yapımında bodrum katının yapılmamış olması) ve birçok durumdan kaynaklanabilir. Ayıplı olan binadan kim veya kimler sorumlu ise tazminat davasının açılması ve inşaat bilirkişilerinden alınan rapor ile anlaşılmaktadır. Dava neticesinde sorumluların birden fazla olması halinde doğan zararın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilir.

            Binaların deprem sonucunda yıkılması veya yıkıma sebebiyet verecek ağır hasar alması neticesinde oluşan zararın hesaplanmasında hakim Borçlar Kanunu'nun 51/1 maddesi gereği adalete uygun hakkaniyet indirimi yapar. Binanın yaşı ise hakimin tazminat hususunda takdiri indirim hakkını kullanırken dikkate aldığı en önemli hususlardandır.

            Ülkemizde sürekli olarak kaçak yapılar ile ilgili birçok imar affı çıkartıldığı gibi bir kısım imar affının süreleri uzatılmıştır. İmar affının uygulandığı kaçak yapıların proje olmamasından mütevellit denetlenmesi mümkün olmadığı için en ufak depremde hasar alacağı ve yıkılacağı akla gelmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu'na 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddesinde yer alan, "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar (31/12/2018 tarihine kadar uzatılmıştır) başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir ... Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir. Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. ... Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır." şeklindeki düzenleme bulunmaktadır. Her ne kadar ilgili maddede kaçak olarak yapılan yapının yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınması ile depreme dayanıklılık hususu malikin sorumluluğunda olsa da olası bir depremde cismani veya maddi zararın oluşmasının önüne geçilemeyecektir.

            Olası bir deprem sonucunda inşaat bilirkişilerince raporlanan binalarda oluşan ağır hasar sonucu yıkım kararı alınır lakin hafif veya orta hasarlı binalarda ise güçlendirme kararı alınır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesine göre, kat malikleri, ana gayrimenkulün bakımına ve mimarı durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar. Ancak dış cephe ve diğer ortak alanlarda yapılan tadilatların kat malikleri kurulu kararına dayandığı bilinmektedir. O halde deprem sonrasında oluşan hasar ile ilgili yapılacak tadilatın ana taşınmazın ortak yerlerinde mi yapılacağı yoksa davacıya ait bağımsız bölümleri mi kapsadığı ayrı ayrı raporla açıklanmalıdır. Binanın statik açıdan korunması için zorunlu olan tadilatlar mı olduğu yoksa sadece faydalı onarım mı olduğunun da tespiti gerekmektedir. Bu nedenlerle kat malikleri kurulunca alınan kararlar, tadilatların ana taşınmazın tapu kaydı, yönetim planı ve diğer evrakları incelenmek sureti ile ortak yerlerinde mi yapılacağı, zorunlu mu faydalı mı olduğunun tespiti ile oluşacak sonuca göre hasar tadilatına gidilir. Şayet deprem sonucunda oluşan hasar kat malikinin binasında ise zararı kat maliki karşılar, ortak alanda ise kat maliklerinin hisseleri oranında eşit ve hakkaniyete uygun olarak karşılanır.( Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 01.06.2020 tarihli 2019/5176 E.  ve  2020/1425 K. Sayılı kararı)

Binanın kooperatifte iken maliklerin üzerine geçmeden deprem nedeni ile yıkılması halinde üyeler kooperatiften binanın bedelini isteyemezler. Çünkü tapu kayıtları üyelerin üzerine olmamasından dolayı yıkılan bina bedeli üzerinden bir zarar doğmayacaktır. Sadece ileride vadedilen tapular ile ilgili ödenen bedeller borçlar kanunu genel hükümlere göre talep edilecektir.

 

Av.Yusuf KARATAŞLI