“Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu” yayımlandı. Bu raporun ardı sıra, geçmiş yıllarda olduğu gibi, basının ve sosyal medyanın gündemine birçok bilgi ve iddia içeren haber düştü. Neredeyse birbirinin benzeri olan bu haberleri okudunuz.

Ancak Sayıştay Raporunda yer alan ve başlığa taşıdığımız konuyu hiçbir yerde okumadınız. Geçen yıl yayımladığımız, “MEB’in 640 Milyon Eurosu Nerede?”1 ve “Ziya Selçuk’tan 640 Milyon Euroluk Muhteşem Cevap”2 başlıklı yazılarda anlatılanlar gibi bu da herhangi bir yerde yayımlanmadı.

Süzgeçten Geçen Sayıştay Raporları

Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün , “Sayıştay raporlarına müdahale mi ediliyor?” başlıklı yazısı, bu raporların süzgeçten geçirilmek bir yana, sansüre tabi tutulduğu kuşku ve iddialarını gündeme taşıdı.

Öztürk’ün yazısında yer alan, “Geçen haziran ayının sonunda yeni Sayıştay başkanı, TBMM tarafından seçildi ve göreve başladı. Seçilen kişi Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görev yapan bir bürokrattı. Ne hukukçu ne de herhangi bir denetim tecrübesi bulunmayan bir kişi. İktisat mezuniyeti dışında Sayıştay ile ilintili tek bir yanı yok.” diyen satırlar kuşku ve iddiaları güçlendiriyor.

 Ancak bunun yanı sıra yazılan, “Yeni başkanın son yayınlanan raporlara müdahale ettiği iddiası alabildiğine yaygın. Başkan Yener'in, iki danışmanı aracılığı ile Değerlendirme Kurulu raporlarından bazı bölümleri, başkanın isteği üzerine çıkarttırdığı belirtiliyor.”3 sözleri, “sansür” iddialarını kuşkudan öteye geçerek pekiştiriyor.   

İşte bu,  “özel ve sıkı” denetim koşullarından geçerek yayımlanan Sayıştay Raporlarına rağmen, yine de kırıntı kabilinden geriye kalan tespitler bile basılı ve internet ortamında yayın yapan gazetelerin ve sosyal medyanın ilgisini çekecek, gündemini meşgul edecek denli önem taşıyor. Acaba süzgeçten geçirilmese ya da iddialara konu olduğu gibi “sansür”e uğramadan yayınlansa neler olur, neler?

Sorunun olası yanıtlarını bir yana bırakıp, başlıkta yer alan ve “Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu”nda belirtilen konuya dönelim.  MEB’deki Eurolara ne olduğuna…

MEB’deki Eurolar

Rant ve koltuk çetelerinin cirit attığı MEB’de, hibe edilen Euro ve döviz cinsi paraların akıbeti, yeni değil, eskiden beri önemli bir sorundur. Geçmiş yıllardaki Sayıştay Raporlarında da bu sorun birçok kez, hatta bazılarında ayrıntılı olarak tespit edilmiştir.

Bunlardan biri de 2019 yılına aittir. Ve CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer’in TBMM’ye verdiği yazılı soru önergesine de konu olmuş. Sümer, “Soru Önergesi”nde şöyle der: Sayıştay Raporuna göre; Avrupa Birliği ile birlikte yürütülen uluslararası fonlardan sağlanan kaynağın bütçe büyüklüğü 1 milyar 150 bin Euro olup 2019 yılsonu itibariyle 510 milyon Euro harcama gerçekleştirilmiştir.

Milletvekili Sümer’in sözlerinin ardından biz devam edelim: Bu hesaba göre, söz konusu bütçe büyüklüğünden geriye 640 milyon Euro kalmış olması gerek. En azından matematiksel olarak böyle… Ancak MEB hesaplarında, muhasebeleştirme sistemi içerisinde olması gereken bu bakiyeyi Sayıştay denetçileri bulamaz! Bulamadıkları için de Sayıştay Raporu’nda bunun nerede olduğunu belirtemezler. Ne kasadadır ne de MEB’in muhasebe tarafından açılan banka hesaplarında…

Peki; bu, 640 Milyon Euro nerededir? Sorunun potansiyel ve olası yanıtı, aslında Sayıştay Raporunda yer alan şu satırlarda saklıdır. Sayıştay Raporunda denir ki “Bakanlık bütçesi ile ilişkilendirilmeksizin bankalarda açılan özel hesaplarda yönetilen, çeşitli kaynaklardan elde edilen gelirler ile bu gelirlerden yapılan harcamalar bulunmaktadır. Bu hesapların sayısına, türlerine ve büyüklüklerine ilişkin veri bulunmamaktadır”.

Ne var ki bakanlık bütçesi ve muhasebe sistemiyle ilişkilendirilmeyen bu özel hesapların kimlere ait olduğuna da sayısı, türleri ve büyüklüklerine ilişkin de veri yoktur. Bu hesapların kimlere ait olduğunu Sayıştay bulamadığı gibi, MEB’in o zamanki ‘bakan’ı Ziya Selçuk da açıkla(ya)maz. Hatta TBMM’ye bile söyle(ye)mez. Muhtemelen, birçok akçeli işte olduğu gibi, bu da ‘devlet sırrı’ olmalı!

Yine MEB Yine Euro Sorunu

Sayıştay’ın MEB’deki Eurolara ilişkin tespitleri, “2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu”na bir kez daha yansıdı. Hem de 2019 yılına ilişkin 640 milyon Euronun nerede ve kimlerde olduğu bile bulunamamışken…

Yeni Sayıştay başkanının sıkı denetim süzgecinden geçerek yayımlanabilen 2020 yılı Sayıştay Raporunda şöyle denir: Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynaklarla yürütülen projeler olduğu gibi, yerel kaynaklı projeler de bulunmaktadır. Bakanlık merkez birimlerinde dış kaynaklarla yürütülen yıllara sari projelerin toplam bütçe büyüklüğü yaklaşık 1.280.000.000 avro olup, 2020 yılı için yapılan toplam harcama tutarı ise yaklaşık 190.000.000 avrodur.

Kısaca yapılacak bir dört işlem matematiksel hesapla da fark edilebileceği gibi, 1 miyar 280 milyon Euronun 190 milyon Eurosunun harcandığı tespit edilebilmiş ve bakiye olarak ise 1 milyar 90 milyon euro kalmıştır. Peki; Sayıştay Raporundaki sözlere referansla dile getirecek olursak; “Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynaklarla yürütülen projeler” kapsamın oluşan MEB’in 1 milyar 90 milyon Eurosu nerededir?

Bu sorunun da yine potansiyel ve olası yanıtı, Sayıştay Raporunda yer alan yukarıdaki tespitin peşi sıra gelen şu satırlarda saklı: Bakanlık bütçesi ile ilişkilendirilmeksizin bankalarda açılan özel hesaplarda yönetilen, çeşitli kaynaklardan elde edilen gelirler ile bu gelirlerden yapılan harcamalar

bulunmaktadır. Bu hesapların sayısına, türlerine ve büyüklüklerine ilişkin veri bulunmamaktadır.

Oysa MEB’in ahlak abidesi ‘bakan’ı Ziya Selçuk, Orhan Sümer’in “soru önergesi” üzerine TBMM’ye verdiği “640 milyon Euroluk muhteşem cevap”ta şöyle demişti: Bakanlığımız Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca gerçekleştirilen incelemeler sonucunda bahsi geçen Yönetmelik hükümlerine uygun olarak muhasebeleştirilmesi yapılmayan, yasal dayanağı olmayan özel hesaplar raporlandırılmış ve mevzuata uygun olmayan hesapların kapatılması sağlanmıştır.

Eğer Ziya Selçuk’un söylediği gibi, “yasal dayanağı olmayan özel hesaplar raporlandırılmış ve mevzuata uygun olmayan hesapların kapatılması sağlanmış”sa, Sayıştay’ın tespit edemediği, kime ait olduğuna, “sayısı, türleri ve büyüklüklerine ilişkin veri bulunamamaktadır” dediği özel hesaplar nasıl var olabilmektedir? Hal buyken, memur ‘öğretmen’lerin “Ziya hoca”sı, TBMM’ye bile yalan mı söylemiştir?

Velhasıl, MEB’de Euro aşkı, tüm değerlere üstün gelmektedir. Avrupa Birliğinden ve uluslararası kuruluşlardan, çocukların eğitimi için hibe edilen yüz milyonlarca Euronun nerede ve kimlerin hesaplarında olduğu bir kez daha tespit edilememiştir.

Nerede ve kimlerin özel hesaplarında olduğunu mu soralım? Yoksa “Afiyet olsun!” aksırıncaya, tıksırıncaya dek “Yiyin!” mi diyelim?



* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir Öğretmenim”,  “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece; http://atalaygirgin.blogspot.com
1”MEB’in 640 Milyon Eurosu Nerede?” başlıklı yazı: https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/2747/mebin-640-milyon-eurosu-nerede
2 “Ziya Selçuk’tan 640 Milyon Euroluk Muhteşem Cevap” başlıklı yazı: https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/2936/ziya-selcuktan-640-milyon-euroluk-muhtesem-cevap
3 https://odatv4.com/siyaset/turkiye-gunlerdir-bunlari-konusuyor-sayistay-raporlarina-mudahale-mi-ediliyor-211742