Atalay Girgin*

Geçmişten bu yana birçok skandal açıklama, fetva ve uygulamaya imza atan Diyanet İşleri Başkanlığı ve Başkanı Ali Erbaş, bunlara bir yenisini daha ekledi: Engelliler arasında ayrımcılık.

Bunun üzerine Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan “Diyanet İşleri Başkanlığının Ayrımcı Tutumunu Kınıyoruz” başlıklı açıklamada, “Diyanet İşleri Başkanlığı engelliler arasında da ayrım yaparak alacağı hizmetlilere İmam Hatip Lisesi mezunu olma şartı getirmiştir” denildi.

Bu açıklamaya göre, Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığı ayrımcılıkla, İmam Hatip Lisesi mezunu olmayan engellilerin, hizmetli kadrosunda çalışmak için bile kura başvurusunda bulunma yolunu kapattı.

ÖSYM tarafından yayınlanan “2021 EKPSS/KURA İLE ENGELLİ KAMU PERSONELİ YERLEŞTİRME TERCİH KILAVUZU”nda, ortaöğrenim okulu mezunları arasında yapılan sınav sonucu başarılı olanların kuraya başvurması için aranan nitelikler belirtildi. Buna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Hizmetli” kadrosuna kura başvurusunda bulunmak için adaylarda “aranan nitelikler”in başında İmam Hatip Lisesi mezunu olma şartı geliyordu. 

Diyanet “AKP’nin Yan Kolu”  

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu da bunları dikkate alarak yaptığı açıklamada şöyle dedi: Diyanet İşleri Başkanlığı engelliler arasında da ayrım yaparak alacağı hizmetlilerden İmam Hatip Lisesi mezunu olma şartı getirmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, her türlü hukuki, vicdani ve ahlaki kurallardan yoksun bu kararı ancak ve ancak “tek mezhep ve tek engelli” anlayışının dışa yansımasıdır.

Sorun engellilik değildir. Sorun, engelli olmak salt bedensel ya da zihinsel bir eksiklik görülmeyip her gün tanık olduğumuz ayrımcılığın, dışlamanın ve nefretin toplumsallaştırıldığı bir siyaset mekanizmasına dönüşmesidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı özellikle AKP'nin iktidar olduğu 2002 yılından bu yana, asli işlerinden ve görevlerinden tamamen uzaklaştırılmış ve AKP'nin yan kolu durumuna getirilmiştir.

Engeli bulunan bireylerin çözüm bekleyen birçok sorunu bulunurken Diyanet İşleri Bakanlığı bu kadar ince eleyip sık dokumasının altında yurttaş ayrımcılığı yatmaktadır.

Bu Ne ilktir Ne Sonuncu

Ali Erbaş’lı Diyanet İşleri Başkanlığı’nca engellilere bile yapılan ve Birleşik Kamu-İş tarafından kınanan bu ayrımcılık, bir skandaldır. Ancak bu ne ilktir ne de sonuncusu…

Hatta en vahimi bile değildir. Yani turpun büyüğü heybededir daha. Çünkü toplumsal çözülme ve kültürel çürümenin tezahürü olan ahlâki çürüme devam ettiği sürece buna çok daha vahimleri eklenir.

Bu ahlaki çürüme, tüm toplumsal kurum ve kuruluşlar gibi, hem dini, hem de başta Diyanet olmak üzere cemaatinden tarikatlarına dek irili ufaklı tüm dinsel kuruluşları sarmalına alıp bir bataklığa dönüştürür. Turan Dursun’un “Din Bu” adlı kitabında anlatılanlar bile masal kalır yaşananların, tanık olunanların yanında…

Her gelen gün geçip gideni aratır. Ve gün gelir, şu ana kadar açığa çıkıp ortalığa saçılmış olanlara bile “Bunlar da bir şey miymiş?” diyerek dudak büker herkes. Malum bataklıktan nelerin çıkıp çıkmayacağını kim kestirebilir ki öncesinden… Hele de konu din, dinsel cemaatler, tarikatlar, vb. kuruluşlarken…

Bunca hengame içinde ayrımcılığın da sözü mü olur hiç? Hem G. Orwell dememiş midir ki domuzları kastederek, “Bütün hayvanlar eşittir, ama bazıları diğerlerinden daha eşittir” diye… Hal böyleyken gerisini siz anlayın artık!

Ya da eğer hâlâ anlayamamış olursanız Ali Erbaş’a sorun! Bir fetva eylesin gelecek Cuma! Ve tüm ümmeti Müslim öğrensin, bilcümle hakikati!

* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir Öğretmenim”, “Lağımpaşalı”, “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece; http://atalaygirgin.blogspot.com