Hakemli tıp dergisi JAMA Psychiatry'de yayımlanan araştırmadaki 240 katılımcının yarısı gönüllülerle bir ay boyunca telefon görüşmesi yaparken diğer grup hiçbir çağrı almadı. Gönüllülerle konuşan katılımcıların ortalama yüzde 20 daha az yalnız hissettiği tespit edildi.

Araştırmanın başyazarı, Teksas Üniversitesi'nde nüfus sağlığı doçenti Maninder "Mini" Kahlon, gönüllülerin aktif dinleme ve konular hakkında soru sormayı içeren empatik iletişim becerileri hakkında kısa bir eğitim aldığını söyledi. Telefon görüşmelerinde konuşulacak konularıysa katılımcılar seçti. Kahlon bu konuda şöyle konuştu:

"Bazen olay sadece kontrole sahip olduğunu hissetmektir. Bazı kişilerin hayatlarının diğer yönlerinde kontrolleri olmayabilir. Fakat konuşmayı kontrol edebilir."

Katılımcılarla gönüllüler araştırmanın ilk haftası beş gün görüşürken sonraki haftalarda katılımcılar iki ya da 5 çağrı arasında bir seçim yaptı. Kahlon, görüşmelerin ilk hafta 10 dakikadan biraz fazla olduğunu ancak bir ay süren araştırmanın geri kalanında 10 dakika sürdüğünü söyledi.

Independent Türkçe'nin aktardığına göre, katılımcılar gönüllülerle günlük hayatları gibi çeşitli konularda konuştu ve onların hayatları hakkında sorular sordu.

Hem telefonla konuşan katılımcılara hem de konuşmayan katılımcılara, araştırma başlamadan önce bilimsel testler uygulanmış ve yalnızlık, anksiyete ve depresyon hissettikleri tespit edilmişti. Kahlon, anksiyete ve depresyonun da telefon görüşmelerinden etkilenebileceği için ölçüldüğünü vurguladı.

Katılımcılara araştırmanın sonunda aynı testler bir daha uygulandı. Haftada birkaç kez telefonla konuşan kişilerin Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles Kampüsü'nün hazırladığı Yalnızlık Ölçeği puanının başlangıçta 6,5'ken araştırma sonunda 5,2'ye düştüğü görüldü.

Anksiyete ve depresyonunsa Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 testine göre yüzde 30, Hasta Sağlık Anketi-8 testine göre yüzde 24 azaldığı tespit edildi.

Kahlon, bu değişimleri klinik açıdan yorumlamanın standart bir yolu bulunmadığını ancak katılımcıların değerlerinin önemli miktarda düştüğünü söyledi ve ekledi:

"Yani üzerlerinde gerçekten büyük bir etki yarattık."

Kahlon, sonuçların "yalnızlığın etkisinden bile daha çarpıcı olduğunu çünkü bu sonuçları beklemediklerini" ifade etti.

Bulguların pratiğe dönüştürülmesi

Araştırmaya dahil olmayan, Brigham Young Üniversitesi'nde psikoloji ve sinirbilim profesörü Julianne Holt-Lunstad, bulguların umut verici olduğunu söyledi. Yalnızlığı azaltmak için topluluk temelli pek çok yaklaşım bulunduğunu, ancak klinik açıdan test edilmiş bir yaklaşımın nadir olduğunu belirtti.

Kahlon bir kişinin, kötü hissettiğini düşündüğü yakınlarıyla konuşmasının önemli olduğunu söyledi. Yalnız hisseden kişilerin, "yargılamayacağını ve gerçekten dinlemek isteyeceğini" düşündüğü aile üyeleri ya da arkadaşlarıyla konuşmasını tavsiye etti.